"SEN TÜRKEŞ'E KAÇMASINI SÖYLEMİŞSİN"

14-08-2026, 09:04           
"SEN TÜRKEŞ'E KAÇMASINI SÖYLEMİŞSİN"
Amerika’nın Türkiye’de yaptırdığı 12 Eylül ihtilali, “Yeşil Kuşak” projesinin başlangıcıdır. 12 Eylül; ülkücülere ve komünistlere darbe vurmak, yerine bir gençlik yetiştirmeyi amaçlıyordu. Nitekim bugün işlevini görüyoruz. Tarikatlara yol vermek de Amerika’nın amaçlarından biriydi. O güne kadar tarikatların Türkiye’de fazla bir gücü yoktu. Bizim kafamıza göre ya komünistler Türkiye’yi idare edecekler ya da biz idare edeceğiz, başka bir güç olması mümkün değil, diyorduk ki, bunlar piyasaya çıktı.
Ben ihtilal olduğu geceden on gün evvel Başbuğumun evine gittim. O zaman Gülhane Hastanesi’nde doktordum, İhtilalden bir gün önce benim tayinim Mevki Hastanesi’ne çıktı. “Başbuğum söylentiler var İhtilal olacak” dedim. “Evladım sen ne düşünüyorsun” dedi. “Efendim hemen kaçın, durmayın Türkiye’de. İlk anda ele geçmeyin” dedim. Nitekim Erbakan dışarıdaydı, 15 gün Erbakan’ın gelmesini beklediler.
Ertesi gün hastaneye gittim. orada bir ağabeyimiz vardı -ismini vermeyeceğim- beni odasına çağırdı “Sen dün akşam Türkeş Bey’e gitmişsin, kaçmasını söylemişsin. Senin üstüne vazife mi kardeşim?” dedi ve daha sonra bunu söyleyen arkadaşımız korkusundan Türkeş Bey’in üç buçuk sene boyunca hastanede bir kere bile ziyaretine gelemedi.
İhtilalin olacağı gece, saat 10.00’da Baki Tuğ’un yanma uğradım “Ağabey bana lojman lazım buradan çıkıyorum, başka bir yere yerleşeceğim” dedim. “Ne lojmanı oğlum bu gece ihtilal var” dedi. “Yapma be ağabey, bu akşam mı?” dedim. “Evet, bu akşam, git Genel Merkez’e haber ver” dedi.
Herkes Genel Merkez’de toplanmış, öncesinden Başbuğ’a da haber gitmiş ama biz de temkinliyiz. Müstahdem Hasan amca vardı, rahmetli oldu. Ona “1-2 saat sonra ihtilal varmış haberiniz var mı” diye sordum. “Vallahi doktor, haberimiz var ama kimse inanmıyor. Bir de sen söyle” dedi. “Beyler İhtilal var, herkes tedbir alsın, gerekirse Genel Merkez’i yakın ama evrak bırakmayın” dedim. “Ağabey biz temizlik yaptık evrak falan kalmadı” dediler.
Hakikaten de evrak falan kalmamış. Daha sonra MİT’in getirdiği evraklar var. Evrak kalmamasının sebebi de benim babam, sekiz sene Türkeş Bey’in yanında yazı işleri müdürü olarak çalıştı. Gelen bütün mektupları babam okurdu. Başbuğ adına yazardı ve Başbuğ da imzalardı. Bürokratlardan gelen, başını belaya sokabilecek şeyleri de eve getirir, her hafta banyo kazanında yakardı.
Eve gittim. O gece arkadaşlarla toplandık. Evimizde ihtilali bekliyoruz. 00.00 oldu yok, 01.00 oldu yok, 02.00 oldu yok, “Ben biraz uyuyayım” dedim. Saat 04.00’e doğru beni aradılar. “Tanklar, Mamak’tan çıktı” dediler... Çıktım, baktım. Gerçekten Samsun Yolu tanklarla dolmuştu. Herkes bir tarafa kaçtı. İhtilal gecesi böyleydi.
Recep Küçükizsiz
(Kaynak: Furkan Sin, Erkan Özben 🇹🇷 Türk Milliyetçiliğinin Özel Hali Ülkücülük 🇹🇷 Yüzdeiki Yay. 2019- Ank. //Sf. 162-163 Selim Kaptanoğlu bölümü)












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru