Uğur Mumcu Aslında Kimdi? "Telgrafla Tehdit Edilen Adam"
16-08-2026, 00:01

1993 yılının o dondurucu Ocak ayında, Ankara’da Karlı Sokak’taki bir evin penceresinden aynı ses geliyordu.
Trrr, trrr, ding, şrrak...
Bir daktilonun şeridine vuran metal harflerin tok sesi. Evin içindekiler o ses durduğunda huzursuz olur, tıkırtı başlayınca "oh, nefes alıyor" derlerdi.
O günlerde telefonlar hiç susmuyordu. Ahizeyi her kaldırdığında küfür, her kaldırdığında ölüm fermanı. Ama o, eşinin yüzüne bakıp sakince gülümsüyor, sonra yine o daktilonun başına geçiyordu.
Öyle bir zamandı ki... Yani düşününce insan hayret ediyor. Vefatından sadece on bir gün önce bir salonda konuşurken gülerek anlatmıştı: "Ben tehdit almadığım günü yadırgıyorum. Telefonu anlıyorum, mektubu anlıyorum. Ama telgrafla hiç tehdit duydunuz mu? Gidip postaneden 'Yakında öleceksin' diye telgraf çekiyorlar."
Bir insan düşünün, ölüm tehdidini telgrafla alacak kadar hedefe konsun, ama ceketinin düğmesini ilikleyip bildiğini yazmaktan bir milim sapmasın. Eğilmedi. Bükülmedi. Kalemini kimsenin masasına bırakmadı.
Sonra 24 Ocak Pazar sabahı geldi.
Karlı Sokak, adını aldığı karın altında beyaz bir sessizliğe gömülmüştü. Evden çıktı. Arabasına yürüdü.
Ve o daktilo bir daha hiç çalışmadı.
Bugün o sokaktan geçenler o sesi duyamaz belki. Ama bazı insanların daktilosu sussun diye attıkları o kör düğümler, yıllar sonra milletin vicdanında çözülür.
Çünkü bu topraklarda kalemini satmayanların sesi, toprağın altından bile yankılanmaya devam eder.
Kızılırmak Türkü Diyarı

