SÜMERLERDEN GÜNÜMÜZE ULAŞAN EN DOKUNAKLI HATIRA

17-08-2026, 10:54           
SÜMERLERDEN GÜNÜMÜZE ULAŞAN EN DOKUNAKLI HATIRA
BU KÜÇÜK AYAK İZİ TAM 4.000 YILDIR KAYBOLMADI
Yaklaşık 4.000 yıl önce, Mezopotamya’da dünyaya gelen bir çocuğun varlığı yalnızca ailesinin hafızasına emanet edilmedi. Onun adı, anne ve babasının isimleriyle birlikte kile işlendi; üstelik bu kayıt, küçük ayağının kile bastırılmasıyla tamamlandı. Bugün birçok kişinin “Sümer doğum belgesi” olarak tanıdığı bu eser, insanlık tarihinin çocuk kimliğini belgelemeye yönelik en eski örneklerinden biri olarak kabul edilir.
MÖ 2000-1595 yılları arasına tarihlenen bu küçük kil tablet, Sümerlerin kutsal kenti Nippur’da, Sümer kültürel mirasının hala yaşadığı Eski Babil Dönemi’nde hazırlanmıştır.
Tablet üzerindeki çivi yazısı, çocuğun adını ve ebeveynlerini kayda geçirirken, yanındaki kil ayak izi ise adeta onun sessiz imzası gibidir. Dört bin yıl sonra bile o küçücük ayak izine bakınca, bir zamanlar nefes alan, yürümeyi yeni öğrenen gerçek bir çocuğun yaşamına dokunuyormuş hissi uyandırır.
İnsanlık tarihi boyunca insanlar isimlerini, soylarını ve aile bağlarını korumanın yollarını aradı. Sümerler bunu yazıyla başaran ilk toplumlar arasında yer aldı. Dünyanın bilinen en eski yazı sistemi olan çivi yazısını geliştiren bu uygarlık, yalnızca kralların, tapınakların ya da ticaretin kayıtlarını tutmadı; sıradan insanların yaşamına dair izleri de geleceğe taşıdı. Bu nedenle bugün elimizde bulunan binlerce Sümer tableti, yalnızca tarih değil, aynı zamanda insanların gündelik hayatını anlatan sessiz tanıklardır.
Günümüzde birçok ülkede yeni doğan bebeklerin el veya ayak izinin alçıya ya da kile basılarak ömür boyu saklanması geleneğinin, binlerce yıl önce Sümerlerin yaptığı bu uygulamayı hatırlatmasıdır. Elbette modern ailelerin bunu Sümerlerden esinlenerek yaptığını söylemek mümkün değildir ancak bir bebeğin ilk izini ölümsüzleştirme fikrinin ne kadar eskiye uzandığını görmek gerçekten etkileyicidir. Görünen o ki, çağlar değişse de ebeveynlerin çocuklarına dair en değerli hatırayı saklama arzusu hiç değişmemiştir.
Bugün bu eşsiz eser, Pennsylvania Üniversitesi Müzesi’nin koleksiyonunda korunuyor. Küçücük bir kil parçası gibi görünse de, aslında insanlık tarihinin en dokunaklı tanıklarından biridir. Çünkü üzerinde ne bir kralın zaferi ne de büyük bir savaş anlatılır. Sadece bir çocuğun adı, ailesi ve küçücük ayağının izi vardır. Belki de bu yüzden, dört bin yıl sonra bile bize en güçlü mesajı verir: Medeniyetler yükselir, şehirler yıkılır, diller unutulur; fakat anne babaların çocuklarını hatırlama ve onları geleceğe bırakma isteği, insanlık kadar eskidir..
Çeviri Hazal Merisana












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru