“Almanya’dan Kovuldu, Türkiye’de 52 Bin Çocuğu Tedavi Etti” Anadolu onu tanıdı. Kendi ülkesi tanımadı.
17-08-2026, 17:15

Sivas yollarında ilerleyen eski bir araba…
Temmuz sıcağı. Camın ardından kerpiç evler, köy kuyuları ve kapı önlerinde bekleyen insanlar görünüyor.
Arabadan bir kadın iniyor.
Doktor.
Ama resmî kayıtlara göre doktor değil.
Çünkü o yıllarda Türkiye’de yabancıların hekimlik yapmasına izin verilmiyordu. Kâğıt üzerinde yalnızca eşinin “asistanı” sayılıyordu.
Fakat köyde ateşler içinde yatan bir çocuk vardı.
Erna Eckstein çocuğun yanına eğildi. Muayene etti. Annesini dinledi. Notlarını tuttu.
Sonra eşyalarını toplayıp bir sonraki köye geçti.
Oysa birkaç yıl önce Avrupa’nın en önemli çocuk kliniklerinden birinin başına geçmeye hazırlanıyordu.
Sonra bir sabah bütün hayatları değişti.
İngiltere’den teklifler geldi. Amerika’dan teklifler geldi. Başka ülkeler kapılarını açtı.
Ama eşinin kabul ettiği teklif Ankara’dan gelmişti.
Çocuklarını da yanlarına alıp Türkiye’ye geldiler.
Erna o günlerde defterine şu cümleyi yazdı:
“Geçmişimizi unutacağız. Yeni bir yaşama başlayacağız.”
Ve gerçekten başladılar.
Tam 15 yıl boyunca Sivas’a, Yozgat’a, Çorum’a, Amasya’ya ve Anadolu’nun ulaşılması güç köylerine gittiler.
52 binden fazla çocuğu muayene ettiler.
Erna hep oradaydı.
Hastanın başında eğilen, aileleri dinleyen, kayıt tutan ve Anadolu’yu fotoğraflayan kadın oydu.
Çektiği fotoğraflardan biri o kadar beğenildi ki 1940’lı yıllarda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından 10 liralık banknotun üzerine basıldı.
Banknottaki kadın bir Anadolu köylüsüydü.
Fotoğrafı çeken ise Erna’ydı.
Ama yıllar boyunca bu fotoğrafın bile çoğu zaman eşine ait olduğu düşünüldü.
Çünkü bazı insanların emeği sessizdir.
İnsanların hayatına dokunur ama tarih kitaplarında birkaç satıra bile dönüşmez.
1950 yılında Türkiye’den ayrılma vakitleri geldiğinde Ankara Garı insanlarla dolup taştı.
Çocuğunu tedavi ettiren anneler…
Kucağında bebeğiyle gelen babalar…
Ellerinde çiçekler ve küçük hediyeler taşıyan köylüler…
Hediyeler o kadar fazlaydı ki tren görevlileri yan kompartımanı boşaltmak zorunda kaldı.
Erna trene binmeden önce dönüp Ankara’ya son kez baktı.
Ne düşündüğünü kimse sormadı.
Belki de geride bıraktığı binlerce çocuğu düşündü.
Belki de yıllarca doktor sayılmadan yaptığı doktorluğu…
Türkiye’den ayrıldı.
Zaman geçti.
Adı kendi ülkesinde neredeyse unutuldu.
Ama Anadolu onu çoktan tanımıştı.
Çünkü bazen bir insanın kim olduğunu diploması değil…
Ardından gara kadar gelen insanların gözleri anlatır.
Kızılırmak Türkü Diyarı

