OSMANLI SULTANI 4 MURAT HAN’IN MEKTUBU.. ‘’SENDE ASKER YOKMUDUR??’’
Bu gün, 15:54

Bu gün Sultan 4 Murad (Bağdat Fatihi) devri sadrazamlarından Hafız Ahmed Paşa ve 4 Murat Han’ın mektuplaşmasından bahsetmek istiyorum. Önce Hafız Ahmet Paşayı kısaca antalatalım. Hafız Ahmed Paşa 1564 senesinde Filibeli bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Babası müezzinlik yaptığından “Müezzinzade” lakabıyla da anılan Ahmed Paşa, küçük yaşta hafız oldu. 1625’te Diyarbekir valisi olan Çerkes Mehmed Paşa’nın vefatı üzerine onun yerine sadrazam tayin edildi ve Bağdat seferiyle görevlendirildi. Çerkes Mehmed Paşa’nın vefatıyla baş vezir olan Hafız Ahmed Paşa, İran seferine serdar-ı ekrem (baş kumandan) sıfatıyla nezaret etti. Fakat işler istediği gibi gelişmedi. Bağdat ilk defa Kanuni Sultan Süleyman zamanında Irak’eyn seferiyle Osmanlıların eline geçmişti. Fakat geçen zaman içinde Safeviler bölge Halkına sıkıntı vermekten geri kalmadı. 1625 senesindeki ikinci seferinde Safevi hükümdarı Şah Abbas’ın Şat Suyu’ndan Osmanlı askerine getirilen erzak yolunu kesmesi üzerine orduda bir dağılma ve infial baş gösterir. ordunun erzak ve yiyecek, giyecekleri sıkıntıya uğrayınca, Ahmed Paşa kumandasındaki Osmanlı askeri büyük bir dağılma ile karşı karşıya kaldı. Hafız Ahmed Paşa söz konusu durumu şiir şeklinde hazırladığı bir mektupla Sultan 4 Murad Han’dan yardım talep eder. ‘’Aldı etrafı adu imdada asker yokmudur? Din yolunda baş verir bir merd-i server yok mudur? mısralarıyla başlayan mektuba henüz 13-14 yaşlarında olan Sultan 4 Murad Han aynı kafiyede, mısraya denk gelecek bir şekilde şiirle karşılık verir. Paşa’nın yardım mektubunun tamamını ve padişahın karşılık olarak verdiği sert cevap..
HAFIZ AHMET PAŞANIN YAZDIĞI MEKTUBUNUN TÜRKÇESİ:
(Etrafı düşmanlar sardı, yardıma yetişecek asker yok mudur? Din yolunda başını verecek cesur askerler nerede! Savaşta iyi at süren ve yüz yüze düşmanı şah-mat edecek bilgili bir asker de mi kalmadı? Tehlikeli bir akıntıya düştük ve çaresiz kaldık. Bizi bu sıkıntıdan kurtaracak tecrübeli bir dalgıç yok mudur? Cenkte yoldaşımız olup, baş verip ve almak için dünya arsasında hüner sahibi bir asker yok mudur? Zulmü def etmede gevşek davranmanın kastının ne olduğunu bilmeyiz. Zulme uğramış bir mazlumdan sual edecek bir mahşer de mi yoktur? Bizimle düşmanın yakıcı ateşine girmek için ateşte yanmadığına inanılan semender gibi asker kalmadı mı? Sultan Murad’ın dergâhına mektubumuzu ulaştıracak şiddetli rüzgar gibi süratli bir güvercin de mi yoktur?)
PADİŞAHIN HAFIZ AHMET PAŞAYA SERT CEVABI:
(Ey Hafız! Bağdat’a imdat etmek için sende asker yok mudur? Bizden yardım dilersin, senin yanında asker kalmadı mı? Düşmanı mat etmek için “ben hünerliyim” derdin. Şimdi düşmana karşı at oynatacak bir asker de mi yoktur? Laf söylemekte sana yoldaş bulunmaz, biliriz. Fakat senden hakkını alacak bir adalet dağıtıcı yok mu sanırsın? Erkeklik davasında iken bu kadınsı hareketler neden? Korkmaktasın, fakat hiç olmazsa yanında erkek de mi yoktur? Gevşeklik göstererek Bağdat’ı Şiilere bıraktın. Bundan dolayı yarın mahşer gününün sahibi sana düşman olmaz mı? Senin ihmalinle sebebiyle Ebu Hanife hazretlerinin şehrini viran ettiler; acaba sende hiç din ve peygamber gayreti kalmadı mı? Vakitsiz bir şekilde saltanat ve devlet ihsan eden Allah, yine bize Bağdat şehrini geri verir. Rüşvet ile İslam askerini perişan eyledin. Bu haberler bizim kulağımıza gelmez mi sanırsın? Cenab-ı Hakk’ın yardımıyla düşmandan intikam almak için dinini seven sadık bir vezirim yok mu zannedersin? Şimdi Hazret-i Ali gibi cengaver bir veziri kumandan tayin ederim. Ona Hazret-i Peygamberin yardımcı olmayacağını mı zannedersin.? Hafız! Acaba sen alemi başı boş bırakılmış mı sandın? (Burada Kendisine de kızar) Ey Murad! Yedi iklimin padişahı sen değil misin!)
Bu mektuplaşmadan her ne kadar Hafız Ahmed Paşa’nın Bağdat Seferi başarısız bir şekilde sonuçlanmış gibi gözükse de Paşa, Şah Abbas’ın hücumunu püskürterek kışı Halep’te geçirecektir. Ahmed Paşa ilerleyen günlerde sultan tarafından gelen bir fermanla gayretlerinden dolayı takdir edilecekse de bir yıl sonra (1 Aralık 1626) sadrazamlıktan alınarak İstanbul’a çağırılacaktır. Vezirlikler yaptıktan sonra 1631 senesinde tekrar sadrazamlığa getirilmiştir ve Ne yazıkki 1632 yılında ayaklanan kapıkulu askerleri tarafından padişahın gözleri önünde Linç edilmiş olması 4 Murat Han'ı derinden etkilemiş, sonradan asayişi kurmak için başvuracağı çok sert önlemlerde belirleyici olmuştur. 1638-1639 yıllarında 4 Murat Han tarafından Bağdat ve Revan (Erivan) Fethedilmiş, Sultan 4 Murat Han 1640 yılında, sadece 28 yaşında vefat etmiştir. Показать меньше
Şahsınamünhasır Nizam


