ATATÜRK'ÜN ALTI İLKESİ MASALI!

11-12-2025, 08:54           
ATATÜRK'ÜN  ALTI İLKESİ MASALI!
15 Mayıs 1931 tarihinde toplanan üçüncü CHP kurultayı önemli karalar almıştır. Türk devriminin temel ilkelerini “tamamladığını” ileri sürerek, daha önce pek duyulmayan, sadece batıda bazı kaynaklarda kullanılan “Kemaliler, Kemalistler” gibi kavramlardan yararlanarak ve “Faşizm-Komünizm” gibi kavramlara alternatif olduğunu ileri sürdükleri “Kemalizm” kavramını ileri sürmüşlerdir. Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’ta dikkat çektiği “Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Milliyetçilik, Laiklik” ilkelerine “Devletçilik ve Devrimcilik” ilkelerini de ekleyip(Albayrak, 2010: s.311) Atatürk’ün dört ilkesini “güncelleyerek” altıya çıkarmışlardır. 1931 yılında kapatılan Türk Ocakları’nın malları önce CHP’ye devredilmiş, sonra CHP bu malları 1932 yılında kurulan Halk Evlerine devretmiştir. Bu kongrede bununla ilgili karalar da alınmıştır.
Türk Ocakları’nın kapatılmasının asıl nedeni “Türk Ocaklarının Turancılık ideolojisinden bir türlü vazgeçmemiş oldukları görüşüdür. Nitekim Uriel Heyd, Türk Ocakları'nın Turancılığı resmen reddetmelerine karşın, bunların ortadan kaldırılmasına içlerinde söz konusu akımın varlığını devam ettirdiğini yazmaktadır. Nitekim Türk Ocakları için yazılan bazı marşlarda yurt dışındaki Türklere gönderme yapan dizeler bulunması, bu durumun o sıradaki Türk-Sovyet dostluğuna zarar vermesinden korkulmasıdır. Türk Ocakları’nın yerine ise Vildan Aşir Savaşırın, Çekoslovakya'daki Sokol adlı kuruluşları anlatan bir konferansında; Türkiye'de de Halkevleri ya da Halkınevleri adıyla onlara benzer örgütlenmeye gidilebileceği üzerinde durması üzerine, Türk Ocağı’nın yerine Halk Evleri kurulmuştur.(Arıkan vd., 1999: 267)
Sokol Hareketi üyeleri “Çek ırkının Avusturya-Macaristan birliğinden ayrılıp Rusya tarafına geçmesi için çalışmalar yapmıştır. Bütün dünyada Sosyalist gençler yetiştirmek için örgütlenmeler kurmuş, bir aralık komünist yönetimin baskınlarına karşı çıkmışsa da; uzun yıllar beden eğitimiyle komünizm idealleriyle donatılmış sosyalist gençler yetiştirmek için çaba harcamıştır.(Uğurlu, 2021: 494)
1932 yılında Türk Ocakları’nın yerine kurulan Halk Evlerinden sonra Köy Enstitüleri’nin ön hazırlıklarına 1935 yılında başlatılmış ve 17 Nisan 1940 tarihinde çıkarılan bir kanunla köy enstitüleri açılarak eğitim hayatına başlamıştır.(Ezer, 2019: 1786)
Cumhuriyetin ilanından sonra Halk Evleri ve Köy Enstitüleri’nin kurulması ve desteklenmesinde öne çıkan isimlerden en önemlisi Pertev Naili Boratav, Türkiye’deki düşünce akımlarını şöyle açıklamıştır. “Cumhuriyetin ilanından sonra İstanbullu aydınlar arasında iki akım mevcuttur. Bunlardan birincisi tututcu bir akımdır ve tek amaç bağımsızlığın sağlanması ve sonrasında mevcut kurumların yanına yenilerinin açılarak Halifelik, dinî eğitim gibi kurumların ikili olarak yaşatılmasına imkân sağlanmasını istiyordu.” (Boratav, 2017: 186) Boratav’ın bahsetti grup “Ümmetçi/İslamcı” gruptur. İkinci grubu ise şöyle açıklar “ikinci grup Türkçülük adı verilen akımdı ki, Ziya Gökalp’in ekolünde yetişmiş ilerici aydınların olduğu gruptur; ancak Pantürkizm’in yayılmacı politikasından vaz geçilerek daha ulusalcı bir boyuta indirmelerine rağmen, çağdaş kurumlarla eski kurumların arasında uzlaşma kurmakla yetiniyorlardı.(aynıyer) Bu iyimser yaklaşımı 1976 yılında yazmıştır. Oysa gerçekte Türkçülüğün en büyük düşmanlarından biri de Pertev Naili Boratav’dır.
Boratav, bilinçli olarak çarpıtarak Cumhuriyet’ten önce ülkede iki akımın olduğunu ileri sürmüştür. Üçüncü düşünceyi ise şöyle açıklamaktadır “üçüncü akım Cumhuriyet’in ilanından sonra Atatürk’ün “Devrimci” kişiliği ile yaratılmış “Kemalist İdeoloji”dir.(aynıyer) Boratav’ın bu düşüncesine “kargalar bile güler”! Oysa Akçura’nın 1904 yılında yazmış olduğu –Üç Tarzı Siyaset- isimli makalesinde de belirttiği gibi Osmanlı Devletinde üç önemli düşünce akımı ortaya çıkmıştır.
Bunlardan ilki Hükûmet-i Osmâniyye(Osmanlıcılık), ikincisi hakk-ı Hilâfet’in Devlet-i Osmâniyye(*Hilafetçilik/Ümmetçilik/İslamcılık) ve üçüncüsü ırk üzerine müstenid bir “Türk milliyyet-i siyâsiyyesi” (Panturquisme), yani Türkçülük.(Akçura, 15) Yukarda da belirttiğimiz üzere bu üç düşüncenin ülkenin her kurum, kuruluş ve alanında da takipçileri olmuştur. İlk grup olan Osmanlıcılık düşüncesinin ilk temsilleri daha önce de açıkladığımız gibi Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa’dır. Bunların takipçilerinin (2.Tanzimatçıların) en bilineni Recaizade Mahmut Ekrem Bey’dir.
Bu gruplar her hâlde de edebi yenilik yolundaki ortak özellikleri Fransız Edebiyatı'nın taklit edilmesi olmuştur. Yukarda açıkladığımız gibi I. Dünya savaşına kadar bu grubun en büyük destekçisi, örgütleyicisi Fransa olmuştur. Pertev Naili Boratav’ın gizlemeye çalıştığı, çarpıttığı, Cumhuriyetin ilanından sonra ortaya çıktığını ileri sürdüğü “Kemalist İdeoloji” aslında, “Osmanlıcılık/Yeni Osmanlıcılık” akımıdır. Yukarda kronolojik olarak açıkladığımız gibi, bu akım I. Dünya savaşına kadar Fransa’nın etkisinde iken; Bolşevik Devriminden sonra yönünü Sovyet Rusya’ya çevirmiştir. Bu nedenle de CHP’nin 1931 kongresinde Atatürk’ün dört ilkesine “Devrimcilik ve Devletçilik” ilkelerini ekleyerek yüz yıllık düşünce grubu, yönünü Rusya’ya çevirerek; Sosyalist/Kemalist bir düşünce olarak ortaya çıkmışlardır. Daha doğrusu Yeni Osmanlıcılık akımına “Rusçuluk” katılınca, yeni bir görünüm kazandırmışlardır ve adına “Kemalizm” demişlerdir. “İzmir Suikastı” gibi türlü senaryo ve tezgâhlarla Atatürk’ü ikna ederek, yeni Türkiye’nin kurumlarını; Sovyet Sosyalist Rusya kurumlarını kopya ederek kurmuşlardır.
Boratav’ın da belirttiği gibi ilerici bir aydın grubu olan ve Ziya Gökalp ekolünün temsilcisi olan bu gruptan geriye kalan en önemli şahsiyet, hiç şüphesiz Fuat Köprülü’dür. Zeki Velidi Togan’ın da büyük Türkolog Abdulkadir İnan ile birlikte Başkurdistan’dan kaçarak Türkiye’ye iltica etmelerine o aracılık etmiştir. En başından itibaren birbirileriyle bağlantılı olan bu isimler, cumhuriyetin ilanından sonra da bilimsel ve siyasi çalışmalarına Türkiye’de devam etmişlerdir. Yukarda açıkladığımız gibi bu Türkçü grup ile Yeni Osmanlıcı/Kemalist grup arasında en önemli tartışma Türk Tarihinin nereden başlatılacağı konusu olmuştur. Kemalist grup Türk tarihini Orta Asya Türk toplulukları ile birlikte başlatırsa ve bozkurt sembolünü millî sembol olarak seçerlerse, Türkçülük/Turancılık akımının Türkiye’de güç kazanacağını bildiklerinden; Türk tarihi tezini Orta Asya ile ve bozkurtla ilişkilendirmekten kaçınarak -aslını inkâr ederek-, Sümerlerin Türklüğü, Etilerin Türklüğü gibi masallar uydurmuşlardır. En önemli nedenlerden biri de Sovyet Rusya’nın Türkistan’ı işgal etmiş olması ve kan emici Stalin’in onların millî kimliklerini unutturmaya çalıştığı bir dönemin yaşanıyor olmasıdır.
1917 devriminden sonra yaratılmak istenen “Sovyet adamı” projesine göre “Türkçülük/Milliyetçilik burjuva ideolojisidir, bu nedenle Türkistan’da Türk ismi yerine Orta Asya tabiri kullanılmaya başlanmıştır, dinî ve millî semboller yasaklanmıştır. Tüm bunlar Anadolu ve Türkistan(Orta Asya)’da yaşayan Türklerin birbirleriyle iletişim kurmasının önüne geçme çabası olarak değerlendirimelidir. Aynı zamanda Türklerin kendi kültürleri de değiştirilmeye çalışılmıştır. Sürgün edilen, inandıkları dine savaş açılan insanlar; geliştirdikleri edebiyatla bu asimilasyona karşı durmaya çalışmıştır. Bu dönemin yazarları tepki olarak millî kimliğini ve kültürünü korumaya yönelik edebi metinler ortaya çıkarmışlardır.(Sodalı, 2020: 3) İyimser ve “saftirik” olanlarımız Türkiye’de yaşananları Rusya’nın gücünden çekindikleri için Türkçülük-Turancılık ideolojisi yasaklanmıştır diyebilir, eğer sadece bu olsa belki inandırıcı gelebilirdi; fakat bununla yetinilmemiş, Türkçülük ezilerek yerine “Komünist-Sosyalist” düşünceler desteklenmiştir.
Türk Şamanizmi-Ilımga Dergisi
TEREF












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: [email protected]