TÜRK'ÜN TANRI'SINA KARŞI GELMEK!
Bu gün, 17:14

Bir milletin ruhu, yalnızca sınırlarında değil; hafızasında, dilinde, inancında ve dünyayı anlamlandırma biçiminde yaşar. Türk Şamanizmi, doğru ya da yanlış bulunabilir; ancak Türk tarihinin en eski düşünce katmanlarından biri olarak, bozkırın göğe bakışını ve insanın tabiatla kurduğu bağı temsil eder.
Kendi köklerini tanımadan geleceğe yürümeye çalışan toplumlar, rüzgârın önündeki yaprak gibi savrulur. Çünkü kökünü inkâr eden ağaç, ilk fırtınada devrilmeye mahkûmdur. Türk'ün geçmişine, mitlerine, destanlarına ve kadim inanç mirasına sırt çevirmesi; yalnızca bir inancı değil, binlerce yıllık bir hafızayı da reddetmesi anlamına gelir.
Göğün altında özgür yaşayan ataların bıraktığı miras, sadece tarih kitaplarında okunacak bir hatıra değildir. O miras, bağımsız düşünmenin, doğayla uyum içinde yaşamanın ve kendi kimliğine sahip çıkmanın sembolüdür. Köklerinden koparılan milletler başkalarının hikâyelerinde figüran olur; kendi köklerine sahip çıkan milletler ise tarihin öznesi olarak kalır.
Bu yüzden mesele yalnızca bir inanç meselesi değil, bir kimlik ve hafıza meselesidir. Geçmişini bilen toplumlar geleceği kurar; geçmişinden utananlar ise geleceği başkalarının yazmasına razı olur.
Türk Şamanizm

