Bir Türkiye’nin Müslüman Cumhurbaşkanı’na “Büyük Haç Şövalyeliği” ne kadar yakışır, buna siz karar veriniz…

11-12-2025, 12:04           
Bir Türkiye’nin Müslüman Cumhurbaşkanı’na “Büyük Haç Şövalyeliği” ne kadar yakışır, buna siz karar veriniz…
Deniz Baykal ile, Bülent Arınç'ın teyze çocukları olması gibi Beşir Atalay da, Abdullah Gül' ün dayısı Ahmet Tahir Satıoğlu'nun dünürüdür. Fetöcü F. Koru'nun kardeşi Arabistan B. Elçiliği yapmış diplomat Ali Naci Koru'nun karısı Canan Koru ise, A. Gül'ün karısı Hayrünnisa hanımla kardeş çocuklarıdır.
A. Gül ile F. Koru ve Ali Babacan İngiliz Kıraliyet ailesinin ajan okulu Exeter'de H. Akarla birlikte okuduktan sonra, Suudi Arabistan üzerinden merhum Erbakan'a tavsiye ettirilerek siyasete başlatılıp önü açılmış ve 12 Eylül 1980 ihtilalinde, dönemin Baş Sabateisti Prof. S. Zaim aracılığıyla cezaevine girmekten de kurtarılmıştır.
F. Koru'nun karısı da Ali Babacan'ın halası olup cenazesi Bülbülderesi'ndeki meşhur Sabateist Küçük H. Efendi mezarlığı yakınında gömülmüştür.
Küçük Hüseyin Efendinin Arûsi tarikatı ve Yahudiliğe bakışı
Yahudilere tedirgin yaklaşan, diğer Müslüman cemaatlerle kıyaslandığında (Üstelik 2. Dünya Savaşı ortamında Hitlerciliğin Türkiye'de prim yaptığı ortamda) tedrisinden geçtiği şeyh Hüseyin Efendinin ve Ömer Fevzi Mardin'in Musevilik'le ilgili görüşleri hayli dikkat çekicidir.
Nitekim Mardin'in 'Kur'an Şerhi' adlı eserinde bunu Sabateist yaklaşımla görmek mümkündür. Ona göre; "...Allah'tan başka kimse kendiliğinden değil bir milleti, hatta bir ferdi bile tahkir, tezlil etmek hakkını haiz değildir.
Allah filan kavme ağır tenkitte bulunmuştur diye onlara karşı aynı lisanı kullanmak kimsenin hakkı ve haddi değildir. (...) Museviler ta bidayetten itibaren ıstırap çekerler, fakat dertlerinin ilacı da ıstıraptır. Allah'a sarıldıkça ıstıraptan kultulmuşlar, gaflete düştükçe ıstıraba uğramışlar, yine Allah'a sarılmaya mecbur olmuşlardır..."
Dahasını siz çözün...
Aşağıdaki resimlerden bir anlam çıkarmak için bu parçaları bir araya getirmek yeterli olur sanırım.
Kraliçe tarafından sayın Gül’e takılan kraliyet nişanının tam ve orijinal adı “Knight Grand Cross of the Order of the Bath” olarak bilinir. Kelime kelime Türkçe’ye çevirmek gerekirse şöyle denilebilir: “Arınmışlar Rütbesinin Büyük Haç Şövalyesi”…
İngiltere Kraliyeti’nin eski dönemlerinde “Order of Bath (Arınmışlar Rütbesi)” şövalyelere verilen bir nişandı. İngiliz Kraliyeti içinde şövalye olacak olan kişiler “arınmanın” sembolü olarak görüldüğü için yıkanırlardı (Hamam manasına gelen “Bath” kelimesi bu sebeple kullanılıyor).
Yıkandıktan sonra bir “kilisede” sabah saatlerine kadar uyanık bırakılan kişi, sabaha karşı Kral’ın karşısına getirilerek düzenlenen törenle Kral’ın kılıcını o kişinin omzuna değdirmesinin ardından şövalye ilan edilmiş oluyordu. Yani şu filmlerde sıkça rastladığımız “Seni şövalye ilan ediyorum” seremonisi…
Bir Türkiye’nin Müslüman Cumhurbaşkanı’na “Büyük Haç Şövalyeliği” ne kadar yakışır, buna siz karar veriniz…
Ve tabii ki merak ediyoruz; Sayın A. Gül bunu hak etmek için ne yapmıştır?
Dr. Ahmet Rıfat Güzey
TEREF












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: [email protected]