ÇAKAL SALDIRISI / BİR İNGİLİZ OYUNU

18-12-2025, 00:03           
ÇAKAL  SALDIRISI / BİR  İNGİLİZ  OYUNU
Konum olarak Asya'nın en önemli coğrafyasında yer alan Afganistan'ın ikiyüz yıldır yüzü hiç gülmedi.
Ağırlıklı olarak Özbek, Türkmen, Halaç, Hazara, Tatar, Kırgız, Kazak ve Karakalpak'tan oluşan 10 milyondan fazla Türk'ün yaşadığı Afganistan'ın toplam nüfusu 44 milyondur.
Altın, bakır, demir, kurşun, zümrüt, yakut, doğalgaz ve petrol rezervleri onbeş trilyon doların üzerindedir.
Böylesine stratejik ve ekonomik açıdan zengin bir ülkenin maden yataklarını, petrol havzalarını ele geçirmek, afyon üretimini tekelinde tutmak isteyen İngiltere, Hindistan üzerinden kuzeye giderek İran, Türkmenistan, Özbekistan ve Afganistan'ı işgal etti.
Bütün dünyada olduğu gibi Afgan halkının uyanmaması için aynı milletin içinden seçtiği bir aileyi yönetici olarak iktidara oturttu. Halk, aslında İngilizlerin değil, kendi kendini yönettiğini sanıyordu. 1800'lü yıllar çakal saldırısı yapan İngilizlerin oyunuyla geçti.
Dünyayı sömürmek için kendi aralarında kavgaya tutuşan Avrupalı emperyal adamların çıkardığı I. Dünya Savaşı'nın başladığı yıllarda Osmanlı'nın düştüğü zor durumu gören Afgan halkı çok huzursuz oldu. Dip dalga halinde başlayan bu temel hareket Afgan Emiri Habibullah Han'ı çok etkiledi. Başında Demokles Kılıcı gibi duran İngilizlerden uzaklaştı. Artık müstemleke valisi olmak istemiyordu.
Habibullah Han'ın Emperyal Avrupalının saldırısı altında savaşan Osmanlı'nın yanında yer alması İngilizleri çok öfkelendirdi. İğrenç bir süikastle onu öldürdüler.
Bölge halklarının kültürü nedeniyle babasının ölümünden sonra iktidara getirilen Emanullah Han, tahta çıktığı gün Afganistan'ın bağımsızlığını ilan etti. (1919)
Müstemlekesinin böyle bir konuma gelmesi İngilizleri çok öfkelendirdi. Üçyüz yıl boyunca mankurtlaştırdığı Hintli askerlerden oluşmuş güçlü bir orduyla Afganistan'a girdi. Ancak Afgan direnişçiler karşısında yenilgiyle uğradı. (8 Ağustos 1919) İngiltere mecburen Revalpindi Antlaşması'yla Afganistan'ın bağımsızlığını kabul etmek zorunda kaldı.
Emanullah Han tam anlamıyla Türkiye dostuydu. Asya Türklerini ayağa kaldırmak için ülkesine gelen, Osmanlı Harbiye Komutanı Enver Paşa'yı ordusunun başına geçirdi. Kurtuluş Savaşı yapan Türkiye'ye yardım elini uzattı. Afgan kadınları bilezikten küpeye tüm takılarını çıkarıp Ankara'ya gönderdi.
Afgan halkının Türk dostu olması, devletin Türkiye'ye yardım etmesi, o günlerde İstanbul'u işgal etmiş İngilizleri rahatsız etti. Bunun üzerine tarih boyu uyguladıkları inanç ve din oyunlarını devreye soktular.
Kim olduğu, nereden geldiği tam olarak bilinmeyen Topal Molla ortaya çıktı ve tekkesini kurdu. (1920) Görünüşte sakallı, sarıklı.. sıradan bir Afgan insanıydı. Sanki dünya umurunda değilmiş izlemini oluşturmak için bir gözü kör, bir ayağı topaldı.
Vaazlarında: "Ben kör, topal bir faniyim. Dünyaya yönelik hiç bir arzum yok. Bana ahiret gerek. Cennette Hz. Peygamber'e komşu olmak istiyorum... " diyordu.
Bu tür dünyadan el etek çekme söylemleriyle müritlerini, toplu zikir ve tarikat oyunlarıyla Afgan halkını kendine bağlıyordu.
Sohbetlerinde Tevrat'tan hikayeler anlatıyor peygamber kıssalarından örnekler veriyor, akıl ve hayal ötesi Hint efsanelerini evliya kıssası olarak anlatıyordu. Her sözü, her hareketi din eksenliydi ama asla Kur'an-ı Kerim ile alakalı değildi.
Topal Molla halkın hayalinde yaşayan dinsel boyutları uyandırdığı için çok kısa zamanda ün kazandı. Adamlarını Afganistan'ın dört bir tarafına göndererek evliyadır, keramet sahibidir, asrın kutbudur... diye kendi reklamını yaptırdı. Böylece üç yıl içinde müritleri ikiyüz bine ulaştı. Bir yıl sonra bu sayı üçyüz bindi.
Emanullah Han, ülkesini daha güzel günlere götürmek için kadınlara okuma ve seçme hakkı ilan edince Topal Molla'nın harekatı başladı. Bir yıl içinde tam üç milyon Afganlı birbirini öldürdü.
Topal Molla'ya kayıtsız şartsız teslim olmuş Peştun Lideri Beççe-i Sakov başkent Kabil'i çok kanlı bir şekilde ele geçirdi. Kendisini hükümdar ilan etti.
Afganistan sinsi bir çakal saldırısıyla İngilizlerin müstemlekesi olurken Emanullah Han ülkesini terketmek zorunda kaldı.
Ülke dışına çıkarken sınır kapısında yanına bir adam yaklaştı. Ceketi, pantolonu, gömleği ve kravatı olan bir adamdı. Fötr şapkasını çıkartarak Emanullah Han'ın gözlerine baktı:
"Ben tanıdınız mı Emir Hazretleri?"
Emanullah Han çok üzgündü:
"Sizi zaten önceden beri tanıyordum. Artık ayağın toparlamasa da, kör gözün görse de, kılık kıyafetin bizden biri olmasa da sizi yine tanıdım. Sen Topal Molla'sın! .. "
"Bildiniz Emir Hazretleri. Geldim, içinize girdim ve ülkenizi elinizden aldım. Şimdi vatanım İngiltere'ye dönüyorum."
Emanullah Han:
"Ben sizin İngiliz ajanı olduğunuzu biliyordum. Ama ne yazık ki bunu halkıma anlatamadım."
Bazı kılık kıyafet ucubesine, saç sakal kisvesine bürünen, akıl ve ilim ötesi efsaneleri gerçekmiş gibi anlatanlara kanıp ta bir takım kimseleri ilah edinen kimselere ibret olsun....
İsmail YILMAZ
TEREF












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: [email protected]