Bunlara ayrıca ahlâk eğitimi de vermek gerekiyor; çünkü bir dine mensup oldukları için ahlâka ihtiyaçları olmadığını sanıyorlar. *
19-12-2025, 00:09

Bu tür fotoğraflar kullanmak tarzım değildir.
Bugün neden kullandığımı biraz sonra açıklayacağım…
*
İnsanoğlu ilkel topluluklar halinde başladığı tarihi yolculuğunda güven içinde, kaotik koşullardan uzak yaşamak için bir takım kurallar oluşturuldu.
Bunlar DİN, HUKUK, AHLÂK gibi; kimi yazılı kimi yazısız kurallardır.
Bunlar içinde Din kuralları, yöneticilere büyük kolaylık sağlıyordu:
Vâdettiği ödüller ve öngördüğü cezalar sayesinde.
Örneğin Firavunlar, kendisinden kilometrelerce uzakta, pamuk ekmekte olan bir çiftçiyi kolaylıkla denetimi altında tutabiliyordu.
Çünkü aynı zamanda tanrı sayılan Firavuna karşı gelmek, öteki dünyada cezalandırılmak anlamına geliyordu.
Bu yüzden tarih boyunca DİN kurumu ile yöneticiler karşılıklı çıkar ilişkisi içinde ve beraber olagelmişlerdir...
*
DİN kurumu toplumu düzenleyen kurumlardan biridir ama tek kurum o değildir.
Giderek büyüyen toplulukları hizada tutmak için HUKUK, AHLÂK, gibi kurallar da oluşturuldu.
Ahlâk kurumu, DİN kurumunun tekelinde değildir, herhangi bir dine inanmayanlar da ahlâklı olur.
Öyle olmasa, dünyanın en çok ateist barındıran ülkesi Norveç, aynı zamanda dünyanın en huzurlu/gönençli ülkelerinin başında gelmezdi.
Orada fazla itibar görmeyen din kurallarının yerini ahlâk kuralları pek âlâ doldurabiliyor demek ki.
*
Din kurallarıyla şarj edilen kitleler, ahlâklı da olabilirler ama hem dine inanıp, hem de ahlâksızlık yapan bireyler de olabilir.
Nitekim, yoğun din kültürü ve eğitimi altında yetiştiği halde adı skandallarla anılan ünlüler giderek artan şekilde gündemimize düşüyor.
Bu Batı'da da böyle: Kiliselerde çocuklara t*câvüz suçlamasıyla yargılanan din adamları gündem oluyor.
Demek ki yoğun din eğitimi veren kiliseler, çocuk t*cavüzlerini önlemekte yeterli olamıyor...
Ya da din eğitimi veriliyor diyen tarikat ve cemaatler de...
*
Gündeme bomba gibi düşen Mehmet Akif Ersoy hakkında bugün açıklanan raporda, kokain kullandığı doğrulandı.
Savcının iddiasına bakılırsa, "birisiyle ilişki halindeyken yanına bir başkası daha geliyor"… falan.
Grup seks iddiası adı üstünde. Ama kokain gerçek.
Babasının İran yanlısı bilmem ne cemaatinin militanlarından olduğu söyleniyor.
Çocuğunu olağanüstü şeddeli bir din eğitiminden geçirdiğine kuşku yok.
Zaten bu sunucu bir ara Diyanet'te danışmanlık da yapmış.
Son derece muhafazakâr bir ortamda yükselmiş ve oradan ekmek yemeyi sürdürüyor ve sonuç ortada…
*
Fotoğraf, son günlerde Mehmet Akif Ersoy'un karıştığı skandalda adı geçen Rümeysa Cebeci isimli bir spikerin poposuymuş.
Bu hanım imam hatip mezunuymuş ve ailesi çok muhafazakârmış.
İsmini de eski asırlarda Arabistan'da yaşayan bir kadından almış.
Bugün açıklanan rapora göre, kokain ve esrar kullandığı ortaya çıkmış.
Nevşin Mengü kendisini tanımlarken: "Her gün poposunun resmini görmekten ince kıvrımlarını bile ezberledik" diye serzenişte bulunuyordu.
Aklımıza ziyan gelecek ama son derece muhafazakâr bir eğitim alsa da, işte sonuç ortada…
*
Bu arada Manisalıların çok sevdiği Belediye Başkanları Gülşah Durbay, iki gün yaşama gözlerini yumdu.
Vicdanları çürümüş troller ve yobaz sürüleri, bu gencecik hanım için akla hayale gelmeyen iftiralar kusmuştu.
O iftiraları kustuktan sonra, gidip camide Allah'ın huzuruna çıktılar.
Sonra hiç bir şey olmamış gibi, gene iftiralarını kustular.
Demek ki yalnızca din eğitimi almaları bazı kesimlerde yeterli etkiyi yaratmıyor. Dini kullanarak aslında etrafı öfke, nefret, kin ve iftira saçanların yaptıklarını hep birlikte görüyoruz.
Bunlara ayrıca ahlâk eğitimi de vermek gerekiyor; çünkü bir dine mensup oldukları için ahlâka ihtiyaçları olmadığını sanıyorlar.
*
Genç yaşında sevenlerine vedâ eden Gülşah Durbay huzur içinde yatsın.
Türk halkının ve bilhassa "iyilerin" başı sağolsun…
Merih Tan
TEREF

