BABEK VE HÜRREMİYE
26-02-2026, 09:14

Babek; 8. ve 9 yüzyılda İran'da yaşamış hem dini hem siyasi bir liderdir.
Babek'in gerçek adı konusunda tarihi kaynaklarda net bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak, "Babek" ismi, onun en yaygın olarak bilinen ve kullanılan adıdır. Babek, Hürremiye hareketinin lideri olarak tanınır ve bu hareketle özdeşleşmiştir. "Hürremi" sıfatı, onun Hürremiye hareketiyle olan bağlantısını ifade etmektedir.
Babek ismi Farsça kökenlidir ve "küçük baba" veya "sevgili baba" anlamlarına gelmektedir. Babek, bu isimle tanınmış ve tarihe bu şekilde geçmiştir.
Hürremi sıfat, onun Hürremiye hareketiyle olan bağlantısını ifade etmektedir. "Hürremi", Hürremiye hareketinin bir üyesi veya destekçisi anlamına gelmektedir.
Tarihi kaynaklarda Babek'ten bahsedilirken genellikle "Babek Hürremi" veya sadece "Babek" olarak anılmaktadır. Gerçek adı hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte, bu isimler onun kimliğini ve mücadelesini tanımlamak için kullanılmıştır.
Doğduğu köyle ilgili kesin kanıt olmakla beraber bu köyün nerede olduğu net değildir. Babek; bazı kaynaklara göre 1 Temmuz 798'de Badd köyünde doğmuştur. Bu köy bazı kaynaklara göre tarihi Erdebil şehrindedir. Bazı kaynaklara göre de günümüz Azerbaycan sınırları içindedir.
Hürremiye; 9. yüzyılda Babek'in önderliğinde ortaya çıkan bir toplumsal ve dini harekettir. Bu hareket, hem dini hem de siyasi bir karaktere sahipti ve özellikle Azerbaycan, İran ve Ermenistan bölgelerinde etkili oldu. Hürremiye hareketi, Abbasi Halifeliği'ne karşı büyük bir direniş başlatarak, toplumsal adalet, eşitlik ve özgürlük taleplerini savundu.
"Hürremiye" kelimesi, Farsça "Hürrem" (خرم) kelimesinden türemiştir. "Hürrem", "neşeli", "mutlu" veya "hoş" anlamlarına gelmektedir. Bu isim, hareketin özgürlük ve mutluluk arayışını simgelemektedir.
Hürremiye hareketi, Zerdüştîlik ve Mazdek öğretilerinden büyük ölçüde etkilenmiştir.
Zerdüştîlik, antik İran'ın en eski dinlerinden biridir ve iyilik ile kötülük arasındaki mücadeleyi temel almaktadır.
Mazdek öğretileri ise toplumsal eşitlik, ortak mülkiyet ve adalet gibi kavramları savunmaktadır.
Hürremiye hareketi, 5. yüzyılda yaşayan Mazdek'in öğretilerinden esinlenmiştir. Mazdek, toplumsal eşitlik ve ortak mülkiyet fikirlerini savunmuştur.
Babek'in hayatı ve faaliyetleri hakkında en önemli eser Bagid ibn Amr et-Temimi'nin "Babek Tarihi" adlı eseridir. Antik Arap yazarı İbn İshak en-Nedîm, "El-Fihrist" adlı eserinde bu eser hakkında bilgi vermiş olup, bu eser günümüze ulaşmamıştır.
798 yılında Erdebil yakınlarındaki Bilalabad'da doğdu. Atasının adı Abdullah'tır. Ebu Hanife Dinaver'in "Ahbar-at-tival" adlı eserinde şöyle denilmektedir: "Babek, Mutaharrîn'in çocuklarından Fatıma'nın oğludur.
Araştırmacı yazar Taleh Şahsuvarli, Arap tarihçi Cemaleddin Ebulkasım Abdullah Kaşani'nin "Zubdat al-Tavarikh" adlı eserine dayanarak Babeki'nin gerçek adının "Arbeng" olduğunu yazmıştır.
Babek on üç, on dört yaşlarında kervanlara katılarak Azerbaycan'ın her yerini dolaşmaya başladı. Bu gezileri o dönemde ülkenin coğrafyasıyla sıkı sıkıya bağlantılı olmasını sağlamıştır. İleride bu coğrafya bilgisi Abbasilerin düzenli ordularına karşı yapılan savaşlarda oldukça yararlı hale gelecektir. Babek kısa bir süre sonra Tebriz'e gider. Burada eğitim alır. On sekiz yaşına geldiğinde Tebriz'den ayrılıp annesiyle birlikte Bilalaba'ya yerleşir.
Bilalabad yakınlarındaki Bazz adı verilen aşılması zor dağ silsilesinde Câvdan bin Sührâk adında zengin bir eyalet yöneticisi yaşardı. Komşusu İmran ise Hurami adlı derebeyine karşı sürekli düşmanlık beslerdi ve Cavdan'a karşı savaş hazırlığı içindeydi. Bir kış günü, Zence'de mallarını satıp Cavdan'a giderken, kar fırtınasına yakalandı. Bilalaban'daki sığınağından dönerken tesadüfen Babek'in annesinin evine yolu düşer. Her şeyden uzak bu bölgede bilgili, akıllı bir gençle karşılaşmayı beklemeyen Cavdan, Babek'i kervanına davet eder. Babek, annesinin yalnızlığını öne sürerek bu teklifi kabul etmez. Bunun üzerine Cavdan, Babek'in annesine ayda beş ile on dirhem göndereceğine söz verir. Annesi kabul eder ve Babek sabahın erken saatlerinde savaş arkadaşlarıyla birlikte pazara doğru yola çıkar.
Kısa bir süre konakların yöneticiliğini yapan Babek büyük bir saygı ve hayranlık uyandırmaya başlar. Böylece Câvdan, İmran'la girdiği savaşlardan birinde şehit düşünce, karısı bütün savaşçıları toplayıp Câvdan'ın vasiyetini okur: "Yoldaşlarıma bu gece ölmem gerektiğini söyleyebilirim. Ruhum bedenimden çıkıp Babek'in bedenine, onun ruhuna geçecek ve sizin yardımınızla, yeryüzündeki en güçlü insanları yenme gücüne sahip olacak; bu, henüz hiçbirimizin başaramadığı bir şey. En gururlu olan seninle gurur duyacak, “Alçakgönüllü olan yüceltilecek.''
Arap tarihçi Mahmud bin İskak Cavdan, eşi ve olanlar ilgili bu bilgileri de ekler: ''(Cavdan) Arkadaşlarımla ilgili olarak ona rehberlik etmeye karar verdim. Buna karşı çıkan ve iradesi kırılan kişi lanetlensin." Sonra herkes bir ağızdan: "Kabul ediyoruz." dediler. Herkesi teker teker yanına çağırdı (kadın) ve: "Birkaç somun ekmek alın, onları suya batırıp yiyin ve deyin ki: - Ey Bebek'in ruhu, sana Cavdan'ın ruhuna inandığım kadar inanıyorum.- Sonra Babek'in elini tutun, başınızı eğin ve elini öpün." Herkes bunu yaptı. Bu 816'da oldu."
Babek; Cavdan'ın varisi olduktan sonra Hürremi topluluğun başına geçti ve kendisine; halkı kötü niyetlilerden koruma ve adaleti sağlama görevi verdi. Cavdan zamanında merkez Azerbaycan iken Babek dönemi ile merkez Bazz'a geçti. Geleneksel işaretlere göre, Babek taraftarları Bazz kalesi etrafındaki bütün yöneticilerin ve onların safında bulunanların başlarını kestiler. İsyan daha sonra diğer illere de yayıldı. Yakında Azerbaycan'ın tüm toprakları hükümdarların eline geçecekti. Buradan yayılan isyan dalgası Kafkasya, Cibel ve Horasan'a doğru yayıldı. Babek her yerde aynı şekilde hareket etti. Bütün mevziler yıkıldı. Ordugâh, ileri gelenler ve onlara karşı çıkanlar acımasızca kılıçtan geçirildi. Babek'e karşı çıkan yerel feodal beyler de ortadan kaldırıldı. Azerbaycan'ı düşman işgalinden kurtarmak isteyen halkın Babek'in büyük destekçisi oldu. Üst üste yenilgiler alan Abbasi Halifesi Memun, iktidarını kaybetme korkusuyla siyasi rotasını değiştirerek 819 yılında Horasan'dan Bağdat'a çekildi.
Halife Memun, Babek üzerine düzenli orduyu gönderdi Ama işler çok karmaşık bir hal aldı ve Babek'le savaşmak artık kolay değildi. Halife Memun beş kez en seçkin savaşçılarını saldırıya gönderdi ve isyancılar beş kez kazandı. El-Memun kabile reislerini teker teker değiştirip yeni ordular kurduysa da çabaları sonuçsuz kaldı.
Aralarındaki savaş bazı kaynaklara göre 22 sene sürdü. Hürremi ile hesaplaşmak için en sonunda 836 yılında Abbâsî halifeleri Me’mûn ve Mu‘tasım’ın meşhur Türk kumandanı Haydar b. Kâvûs el-Afşin görevlendirildi. 836 baharında Babek’in başşehri Bezz’e (Bazz) karşı hücuma geçti, fakat bir sonuç elde edemedi. İkinci hücumda da başarı sağlanamadı, ancak Babek’in kuvvetleri iyice baskı altına alınmış oldu. 837 yılı ilkbaharında yeniden hücuma geçen Afşin, uzun bir kuşatmadan sonra Bezz’i zaptetti (Ağustos 837), Bâbek ise kaçmayı başardı. Bâbek’i takibe gönderilen birlik onu Sehl b. Sımbat adlı bir Ermeni’nin yanında yakalayarak Afşin’e getirdi. Bağdat’ta Halife Mu‘tasım tarafından muhteşem bir merasimle karşılanan Afşin, bu başarısından dolayı büyük bir itibar kazandı.
Mesudi'ye göre halife, Babek'in esir alındığını duyduğunda sevindi ve sevincini açıkça dile getirdi. Babek'in yenilgisinin haberi ülke çapında yayıldı. Babek'i baş aşağı astılar. Sonra başını Horasan'a gönderip halkı korkuttular ve cesedini Samarra'da astılar.
Babek taraftarlarının isyanı, Azerbaycan tarihinin en parlak sayfalarından biridir. M. Kazımbey'in ifadesiyle, Abbasiler dönemindeki halk ayaklanmalarının sonuçları "kısa ömürlü ancak heyecan vericiydi." Babek İsyanı her ne kadar başarısızlıkla sonuçlansa da, hilafetin kuzey vilayetlerinde yaşayan halkın zihninde derin izler bıraktı. Babek'in takipçileri, dokuzuncu yüzyılın sonuna kadar halifelikte başlayan tüm yeni isyanları temsil etti.
10. yüzyılda Hürremilerin çoğu İsmaili öğretilerinin taraftarıydı. İran'ın kuzey kısımlarının, Hazar Denizi kıyısının ve Kuhistan'ın; Hürremilerin torunları olan Batinilerin üssü haline gelmesi tesadüf değildi.
Yazı ✍️: Bilhan Akkaya
TEREF

