Bir saniye düşünün. Buradan geçen her insan —keşişler, krallar, hacılar, askerler— tam bu tahtaya dayandı. Demir işçiliği sadece bir dekorasyon değildi. Koruma amaçlıydı. Sembolikti. Statü göstergesiydi. 12. yüzyılda el işçiliğiyle yapılmış, her kıvrımı makine kullanılmadan, sadece ateş, çekiç ve zamanla şekillendirilmiş. Ve hâlâ burada. Hâlâ açılıyor. Hâlâ kapanıyor. Hala, dokuz yüzyıl önce yapıldığı işi yapıyor. Bugün inşa ettiğimiz çoğu şey 50 yıl bile dayanmıyor. Bu, imparatorluklardan daha uzun ömürlü oldu. Sizce bu kapıya kaç el dokundu? (Daniel Vasov'un 12. yüzyıla ait Durham Katedrali'nin güney kapısı çizimi.) Semih Tütünsatar