Tanrı’nın varlığı kanıtlanamazsa, ona inanmak için hâlâ bir nedenimiz kalır mı?

Bu gün, 00:07           
Tanrı’nın varlığı kanıtlanamazsa, ona inanmak için hâlâ bir nedenimiz kalır mı?
Kant’a göre insan aklı her şeyi bilemez. Bu yüzden aklı iki alanda değerlendirir: teorik akıl ve pratik akıl. Teorik akıl, deneyimle doğrulanabilen şeyleri araştırır; pratik akıl ise ahlakı, özgürlüğü ve yaşamın anlamını sorgular. Çünkü insan yalnızca düşünen bir varlık değil, aynı zamanda karar veren, sorumluluk alan ve değer üreten bir varlıktır.
Kant, insanın Tanrı gibi hiçlikten (ex nihilo) yaratamayacağını söyler. Ancak insan zihni, mutlak yokluğu da tam anlamıyla kavrayamaz. İşte bu noktada pratik akıl devreye girer. İnsan, ahlaki yaşamını temellendirebilmek için yalnızca görünen dünyayla yetinmez; adaletin, özgürlüğün ve en yüksek iyinin mümkün olduğu bir anlam ufku arar.
Bu nedenle Kant’ın Tanrı anlayışı, klasik anlamda kanıtlanmış bir Tanrı değildir. Tanrı, teorik aklın ispatlayabileceği bir nesne değil; pratik aklın ahlaki zorunluluk nedeniyle kabul ettiği bir postüladır. Başka bir ifadeyle, Tanrı’nın varlığı bilgiyle değil, ahlaki yaşamın anlamını koruma ihtiyacıyla temellendirilir.
Kant’ın vardığı sonuç oldukça çarpıcıdır: Tanrı’nın varlığı teorik olarak kanıtlanamaz; fakat insanın ahlaki dünyasının anlamlı olabilmesi için Tanrı’nın var olması gerekir. Çünkü erdemin en sonunda karşılığını bulacağına dair umut, insanın ahlak mücadelesine yön veren temel dayanaklardan biridir. Bu yüzden Kant için Tanrı, bilginin değil; ahlakın ve inancın vazgeçilmez ufkudur.
Paloetos
TEREF












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru