Konya Ayaklanması (Delibaş İsyanı)
22-01-2026, 09:04

Konya’da çıkan isyanların genel nedenleri, padişaha bağlılık, milli hareketin vatan savunması yönünden zorunlu kıldığı sıkıntıdan kaçınmak, vatan haini bazı insanların para ile satın alınması, yine bazı kişilerin kinleri ve öc alma hevesleri uğruna ihanete sapmaları, gerici ve yobazların halkı kolayca kandıracakları ümidine kapılmaları ve dini inanışları kişisel yararlarına alet edenlerin bu yoldaki faaliyetleridir.
Delibaş İsyanı’nın ilk tohumları Milli Mücadele’nin başında Konya valisi olan Cemal Bey tarafından atılmıştı. Konya Valisi bulunduğu sırada İstanbul’daki İngiliz ajanlarının aracılığını yapıp, Konya ve civarında Milli Mücadele aleyhinde hareket eden Vali Cemal’in bu faaliyetleri Eylül 1920’de kendini göstermiştir. Aynı zamanda Damat Ferit Paşa da Mustafa Kemal’in giriştiği Milli Mücadele’yi yok edebilmek için, İngiliz ajanların desteği ile 1920 sonbaharında Balta Limanı’ndaki yalısında Konyalı Hoca Zeynelabidin, Sait Molla, Mustafa Sabri, Ali Kemal ve İtilaf Devletleri’nin temsilcisi Agobiyan ile görüştü. Ermeni Agobiyan’ın ayaklanmalar için Konya ve dolaylarını elverişli bulduğunu söylemesi ve Zeynelabidin’in de ikna edilmesiyle ayaklanmanın çalışmalarına başlanmıştır. Zeynelabidin Hoca bu ayaklanma için Konya’daki eski tanıdık elebaşlarını bir kez daha kullanmaya hazırlanırken Delibaş Mehmet’i de ihmal etmemiştir.
1919 yılında başlayan Bozkır Ayaklanması’nın tertipçilerinden olan Delibaş Mehmet Çumra’nın Alibeyhöyüğü köyünden eski ve tanınmış bir aileden gelmekteydi. Savaşlarda delice döğüştüğü ve bu nedenle nam salmış olan Mehmet Ağa’nın soyundan geliyordu. Adını ve soyadını oradan almıştı ve köyün ağası idi.
Bozkır ayaklanmasının bastırılmasından sonra Konya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin üyelerinden olan Delibaş, kendisine itibar gösterilmeye başlaması üzerine çevresinde güçlü ve silahlı insanları da toplamıştır. Hürriyet ve İtilaf Partisi’nin adamlarından Zeynelabidin Hoca’nın, Delibaş’a bir gün “ Sen paşa da olursun bey de, sende bu büyüklük olduktan sonra gel şu Konya’yı bas, Konya’yı alırsan dünyayı alırsın…” demesi Delibaş’ın gururunu okşamış ve harekete geçmesine neden olmuştur.
Çumra’daki Delibaş Mehmet, çoğu asker kaçaklarından olmak üzere ova köyleri Türkmenleri’nden beş yüz kadar silahlıyı Çumra’nın Alibeyhöyüğü köyünde toplamıştı. Durum Konya’da öğrenilince, Konya’daki elebaşılar Delibaş’a haber göndererek, derhal harekete geçmesini bildirdiler. Delibaş Mehmet, kendi köyü olan Alibeyhöyüğü’nde topladığı bu adamları, bir din adamına yazdırdığı dua ile davullu, zurnalı bir törenle” Padişahım çok yaşa” sesleri arasında yola çıkardı. Bu kuvvet, 2 Ekim 1920 akşamı Çumra’yı bastı ve bucak müdürünü tutukladı, Konya ile olan haberleşmeyi kesti.
Ayaklanma kısa süre içerisinde Çumra’da başlayarak, Karaman, Koçhisar, Karapınar, Ilgın, Akşehir, Beyşehir, Akseki, Manavgat ve Alanya’ya kadar yayıldı. Çünkü İstanbul’dan gelip bu bölgelerde örgüt kurmuş olan asi elebaşlarına gerekli yönergeyi veren, beraberlerinde getirdikleri paraları bu bölgelere dağıtan, tüccardan Kadınhanlı Hoca Ahmet ve yine tüccardan Gördesli Celal isimli şahıslar, aylarca buralarda devamlı faaliyetler göstererek gizli örgütlerini kurmuş bulunuyorlardı.
Delibaş İsyanı’nın Bastırılması İçin Alınan Tedbirler;
Konya Valisi Haydar Bey, Çumra Sulama Müdürü Nadir Bey’in Niğde üzerinden çektiği bir telgrafla durumu öğrendi. Durumu Afyonkarahisar’da bulunan 12. Kolordu Komutanı Albay Fahrettin (Altay)’e 3 Ekim 1920’de şu şekilde bildirdi:
“Ilgın, Akşehir ve Karaman’da asker firarilerini toplayarak bir tür isyan aldıkları gibi, bu gün de Delibaş Mehmet de başına topladığı avanesiyle Çumra nahiyesini basarak bucak müdürünü bağlayıp götürmüştür. Bu gün toplayabildiğim yüz otuz Arnavut ve Boşnak’tan başka bir tek jandarma eri yoktur. Bu kuvvetin de yüz kadarı silahsızdır. Halbuki yalnız Delibaş Mehmet’in kuvveti beş yüzden fazladır. Siz evvelce gönderdiğim 300 kadar milis Arnavut ve Boşnak’ı, ayrıca iki top ve iki mitralyözü, hemen Konya’ya gönderin. Ben bu sabah sağlayabileceğim kuvvetle, Konya’yı basacakları anlaşılmış, Delibaş Mehmet’i Çumra’da karşılayacağım.
"Ayaklanmanın genel bir yayılma gösterdiğini, Sille bucağındaki jandarmalara taarruz edildiğini, kendisinin emrindeki kuvvetle Alaaddin Tepesi ile hükümet konağı ve her iki nokta arasındaki mevzileri tutacağını, haberleşme kesildiği takdirde gönderilecek yardımcı kuvvetlerin kendisini bu mevzilerde aramasını” bildirdi.
Durumun vahametini gören Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Delibaş İsyanı’nın bastırılması için dönemin Dâhiliye Bakanı olan Albay Refet ( Bele) ‘i görevlendirdi. Asilere karşı yapılan bu bastırma harekâtına; 12. Kolordu’dan, Batı Cephesi Ertuğrul Grubu’ndan, Pozantı’daki 41. Tümen’den bazı kuvvetler ile Albay Refet Bey’in Ankara’dan beraberinde getirdiği süvari kuvvetleri katıldılar.
Ayaklanma bölgesine en yakın olan ve karargâhı o esnada Afyonkarahisar’da bulunan 12. Kolordu komutanı, ilk olarak 3 Ekim 1920’de Kolordu Muhafız Bölüğü’nü iki makineli tüfekle destekleyerek trenle Konya’ya gönderdi. Bu bölük, Pınarbaşı istasyonuna kadar geldiğinde 4 Ekim günü kasabanın düştüğünü, çetelerin demiryolunu tahribe başladıklarını ve kendi üzerlerine doğru ilerlediklerini öğrenince, gerekli düzeni alarak bunları durdurdu. Konya’dan asilerden kurtulabilen dört hava subayı ile bir de çavuş da Pınarbaşı’nda müfrezeye katıldı.
5 Ekim 1920’de 12. Kolordu Baş veterineri Binbaşı Saadettin komutasında bir müfreze daha trenle Afyonkarahisar’dan yola çıkarıldı. Bu müfreze:
Uşak’tan getirilmiş 300 er, üç makineli tüfek, bir dağ topundan kurulu, Yüzbaşı Nuri komutasında bir tabur, 80 mevcutlu Haydar Bey Milli Süvari Bölüğü, 70 mevcutlu Hadi Bey Süvari Bölüğü, 210 mevcutlu Karahisar Milli Süvari Alayı’ndan meydana geliyordu.
Albay Refet Bey ve diğer kuvvetler 18 Ekim 1920’de Karaağaç’ı, 19 Ekim’de Beyşehir’i, 24 Ekim’de İbradı’yı ve 4 Kasım’da da Antalya ve havalisini asilerden temizledi. 22 Kasım 1920’de Isparta’ya müfrezelerin ulaşması ile bölge tamamen asilerden temizlenmiş, başkaldıran dağılmış ve harekât sona ermiştir.
İttihat ve Terakki Ruhu
TEREF

