Tarih boyunca bazı önderler yalnızca devlet kuran ya da savaş kazanan kişiler olarak değil; aynı zamanda toplumlarının ruhunu şekillendiren düşünce insanları olarak da öne çıkmıştır.
12-05-2026, 15:04

Mustafa Kemal Atatürk ile Şah İsmail farklı çağlarda yaşamış olsalar da; bağımsızlık anlayışları, halkla kurdukları bağ, Türk dili ve kültürüne verdikleri önem ile güçlü önderlik özellikleri bakımından dikkat çekici benzerlikler taşırlar.
Şah İsmail genç yaşta büyük bir siyasal ve toplumsal hareketin öncüsü olmuş, yıkılmakta olan Akkoyunlu Devleti yerine kurulan Safevî Devleti’nin başına geçmiş geniş bir coğrafyada etkili bir güç hâline gelmiştir. Atatürk ise çökmekte olan Osmanlı imparatorluğun ardından ulusal bağımsızlık mücadelesini örgütleyerek çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur. Her ikisi de dağınık ve çetin durumdaki toplumları ortak bir amaç çevresinde toplamayı başarmıştır.
İkisinin de en belirgin ortak yanlarından biri güçlü irade ve kararlılıklarıdır. Şah İsmail, genç yaşına rağmen inancı ve etkileyici çevresinde büyük bir bağlılık oluşturmuştur. Atatürk de işgal altındaki Anadolu’da umutsuz görünen koşullarda halkı örgütleyerek bağımsızlık düşüncesini diri tutmuştur.
Halkla kurdukları bağ da dikkat çekicidir. Şah İsmail, “Hatayi” mahlasıyla yazdığı şiirlerde halkın diliyle konuşmuş; düşüncelerini yalnızca saraya değil doğrudan halka ulaştırmıştır. Atatürk de milletin içinden gelen bir önder olarak Anadolu insanıyla aynı zorlukları paylaşmış, halkın gücünü temel alan bir mücadele yürütmüştür.
Türk diline ve kültürüne verdikleri önem bakımından da benzerlik görülür. Şah İsmail’in Türkçe şiirleri yüzyıllardır Anadolu’dan Azerbaycan’a kadar geniş bir coğrafyada söylenmeye devam etmektedir. Atatürk ise Türk dilinin gelişmesi ve korunması için önemli adımlar atmış; dilin ulusal kimliğin temel unsurlarından biri olduğunu vurgulamıştır, Türk Dil Kurumu'nu kurmuş toplantılarına başkanlık etmiştir.
Her ikisi de yalnızca askerî başarılarıyla değil, düşünsel etkileriyle de iz bırakmıştır. Şah İsmail, inanç ve kültür alanında derin etkiler oluşturmuş; Atatürk ise bilim, eğitim ve çağdaşlaşma temelli bir toplum anlayışı geliştirmiştir.
İkisinde de doğa sevgisi öne çıkmaktadır. Atatürk, kıraç arazide Atatürk Orman Çiftiliğini kurmuş ve orada tarımsal üretime geçmiştir. Bunun dışında ağacın kesilmesine gönlü razı olmamış, ağacı yaşatmak için müstakil evin yerini kaydırmıştır. Şah İsmail ise bir gülü koparmanın kafirlik olabileceğini anlatan dizelerle deyişler yazmıştır. Bir şiirinde
"Koparmadım asla kokladım bir gül
Kafir oldum isem imana geldim" diye yazarak dergahtaki erenlerden himmet istemiştir.
Atatürk'ün kurduğu askeri yapılanma çoğunluğu Türklerden oluşurken, Şah İsmail'e bağlı Kızılbaş ordusu da ya da Şahsevenler birlikleri de çoğunlukla Türklerden oluşmuştur. İkisi de ordu dilini Türkçe yapmıştır.
Atatürk ve Şah İsmail ikisi de kadına çok önem vermiştir. Atatürk, toplumsal yaşamda kadını ayırmamıştır. Benzer şekilde Şah İsmail de haremlik selamlık anlayışı kabul etmemiş, Erdebil dergahına bağlı taliplerinin ibadet ve toplantılarında kadınlara da yer verilmesini sağlamıştır. Bu yönü ile ikisi de çağının ilerisinde tutum sergilemiştir. Bu yönleri ile ikisi de aslında
"Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde
Hakk'ın yarattığı her şey yerli yerinde"
diyen Hacı Bektaş Veli'yi örnek almıştır.
Doğrudan aynı tarihsel konumda değerlendirilmeseler de; ikisi de kendi toplumlarının bilincinde direnişin, kimlik uyanıklığının ve güçlü önderliğin simgeleri arasında yer almıştır. Farklı çağların bu iki önemli adı, etkileri yüzyılları aşan kişiler olarak yaşamaya devam etmektedir.
Aleviler
TEREF

