TARİHİN HAFIZASINDAN SİLİNMEYEN BİR DESTAN : OSMANLI ORDUSUNUN MOSKOVAYI FETHİ VE RUS ÇARININ KAÇIŞI
Dünən, 10:04

Cihan tarihine yön veren nice kumandanlar, Hitler’den Napolyon’a dek mağrur adımlarla Rus steplerine yürümüş; ancak her biri o uçsuz buçaksız topraklarda hüsrana uğrayarak mağlubiyetin acı şerbetini içmişlerdir. Lakin tarih, bir gerçeği altın harflerle kaydeder: Hiçbirinin başaramadığını, Osmanlı Hilafet Sancağı başarmıştır!
Sultan II. Selim Han’ın iradesiyle, 24 Mayıs 1571 sabahı İslam’ın gür sadası Moskova surlarında yankılandı. Kırım Hanı Devlet Giray Han komutasındaki 120 bin kişilik muazzam Osmanlı Hilafet ordusu, bir tufan gibi Rusya içlerine aktı. O gün, sadece bir ordu değil, bir adalet güneşi yükseliyordu.
Küstah Rus birliklerinin İslam ordusunu durdurma çabaları beyhude bir feryattan ibaretti. Savaşın daha ilk safhasında 8 bin Rus askeri imha edilmiş , geri kalanlar ise arkalarına bakmadan firar etmiştir. Mücahitler, kaçan düşmanı adım adım takip ederek askeri kışlaları ve fitne yuvalarını ateşe verdi. Gök kubbeyi saran dumanlar Moskova’nın semalarını karartırken, şehir bir yangın denizine dönüştü.
Halk, dehşet içinde Moskova Nehri’nin soğuk sularına sığındı; ancak takdir-i ilahi o ki, alevden kaçanlar nehrin derinliklerinde can verdi. Kremlin’in barut depoları büyük bir gürültüyle patladığında, içerideki binlerce Rus askeri kömür karasına dönerek feci şekilde can verdi. Dönemin şahidi tarihçi Jerome Horsey, bu ibretlik manzarayı şu dehşet verici cümleyle tarihe not düşmüştür: "Sokakları cesetlerden temizlemek tam bir yılı aşkın sürdü!"
Namı dünyaya "Korkunç İvan" diye salınan Çar IV. İvan, Osmanlı’nın o heybetli ordusunun gazabını gördüğünde, tacını ve tahtını bırakıp kaçmaktan başka çare bulamadı. Ardında ölüme terk edilmiş on binlerce süvari ve tüfekli piyade bırakan Çar, zillet içinde saklanacak yer aradı. Koskoca Kremlin Sarayı ve Opritshnina, alevlerin pençesinde küle döndü. Şehir öyle bir harabeye dönmüştü ki, Çar İvan, sığınacak bir dam bulamadığı için kendi başkentine yıllarca dönemedi.
Osmanlı’nın şanlı ordusu, kaçan Çar’ın hazinelerini ve tüm servetini ganimet olarak kabzetti; 150 bin esir Kırım’a, İslam topraklarına getirildi. Bu tokat öyle şiddetliydi ki, bir yıl sonraki ikinci seferin ardından IV. İvan, Osmanlı’nın kapısına barış için diz çökerek gelmek zorunda kaldı. O günden sonra Rusya, el pençe divan durarak Osmanlı Devleti’ne yıllık 60 bin altın lira cizye ödemeye mahkûm edildi.
Bu fetih, "Sultan Süleyman’ın oğlu Selim’i zayıf halka" sananlara karşı verilmiş destansı bir cevaptı. Rusya’nın kibir kulelerini yıkan bu ders, babalarının emanetine göz dikenlere karşı İslam’ın kılıcının ne denli keskin olduğunun ebedi bir nişanesidir.
Derleyen : Şadi el-Serraci
Tercüme : Abdülhamid Doğan
Kaynak: Yılmaz Öztuna,
"Osmanlı Devleti Tarihi"

