OSMANLI DEVLETİNDE DEVŞİRME UYGULAMALARI
Dünən, 12:54

Osmanlı’da Devşirme sistemi temel olarak 3 ana grupta toplanır.
Yeniçerilerde Devşirme Uygulaması:
Osman Gazi’ni ölümünden sonra Orhan Gazi ve Alaeddin Bey, devletin başına iki yönetici olarak geçtiler. Orhan Gazi hem devletin başı hem de ordunun komutanıydı. Kardeşi Alaeddin Bey ise devletin vergi ve maliye yapısı ile diğer kurumsal yönetim işlerinden sorumluydu.
Osmanlı’nın devlet olup büyümeye ve gelişmeye başladığı dönemlerde, sahip olduğu ordunun da orantılı olarak gelişip büyümesi gerekiyordu. En büyük asker kaynağı halen doğudan göçlerini sürdüren Türkmenlerdi ancak bu yeterli olamıyordu. Bu yüzden Osmanlı da bir zamanlar Selçukluların uygulamış olduğu Gulam sistemine benzer bir sistem uygulamaya karar verildi. Bu yeni uygulamaya göre savaşlarda baskın yapılmış köylerden ve kentlerden esir edilmiş çocuklar, asker olarak yetiştirilmek üzere devşirilecekti.
İlk kez Orhan Gazi döneminde uygulanmaya başlanan devşirme sistemi daha sonra 1361 yılında Edirne’nin fethinden sonra I. Murat döneminde “Kavanin-i Yeniçeriyan” kanunları ile sistemin kurallarını oluşturmuştu. Buna göre Akıncıların ve Alplerin gaza akınlarında elde ettikleri her 5 esir çocuğun 1 tanesini Osmanlı Devletine teslim edeceklerdi. Buna “Pencik” (Penc-i Yek 1/5) adı verildi.
Pencik toplama işi önce Kara Rüstem Paşaya verildi. Ancak bu durum askerin hoşuna gitmemiş olacak ki elde ettikleri esirleri devletten saklama yolunu seçtiler. Bunun üzerine pencik toplama işi için Evranos Gazi görevlendirildi. Üstelik bu konuda kaçak olmaması için bir de Kadı yetkilendirildi.
İlk toplanan pencik çocukları Bursa çevresindeki köylere ailelerin yanlarına gönderildi. Ailelerin yanında yaşayan çocuklar bu köylerde Türkçeyi, İslam’ı ve Türk sosyal hayatını öğrenmeye başladılar. Pencik çocukları uygun yaşa geldiklerinde toplanıp Acemi Oğlanlar Ocağında askeri eğitim almaya başladılar. 8 ila 10 yıl arasında Acemi Oğlanlar ocağında eğitim aldıktan sonra Yeniçeri Ocağında yeteneklerine göre alanlarına (Okçu, Tüfekçi, Lağımcı, Topçu vs) seçilirlerdi.
1453 yılına kadar Yunan, Arnavut, Sırp, Bulgar, Hırvat çocuklar Yeniçeri ocağında asker olarak devşirilerek Osmanlı’nın ordusunun ana gövdesini oluşturdular.
Devşirme Sisteminin Üniversitesi; Enderun Mektebi:
I Murat ile başlayan Devşirme sistemi, 3. kuşaktaki II Murat ile başka bir aşamaya geçiverdi. Esir çocuklar Türk köylerinde asimile edildikten sonra bir kısmı Acemi Oğlanlar Ocağına gönderilirdi. Geriye kalanlar yani ışık görülenler ise sarayda oluşturulan Enderun Mektebinde ilim irfan sahibi olmaları için özel eğitime tabi tutulurlardı. II Murat ile başlanmış olmasına rağmen en üst düzeyde eğitim vermeye II. Mehmet zamanında başlandı.
Enderun farsça bir kelime olup “İç Saray” anlamına geliyordu. Enderun’da eğitim gören çocuklara da “İç Oğlanı” denirdi. Enderun’da eğitimler 5 ana başlıkta toplanmıştı. Bunlar; Fen, matematik, coğrafya, mantık ve felsefe eğitimi - Kuran, tefsir, hadis ve kelam gibi dini eğitimler – Osmanlıca, Arapça ve Farsça dil ve edebiyat eğitimleri – Yeteneklerine göre sanat eğitimleri – Bürokratik anlamda uygulamalı idari işlere ait eğitimlerden oluşuyordu. (Enderun Mektebinin günümüzdeki karşılığı için Siyasal Fakültesi uygun bir benzetme olabilir) Topkapı Sarayındaki Enderun Mektebi 7 ayrı bölümden meydana gelmişti. Bunlar; 1- Küçük odalar, 2-Büyük odalar, 3-Doğancı koğuşu, 4-Seferli odası, 5-Kilar odası, 6-Hazîne odası ve 7-Has oda
Enderun Mektebinde okuyanlar daha sonra devletin bürokrasisinde eğitimlerine ve yeteneklerine göre görevlendirilirlerdi. Bunların içinden sadrazamlar, kaptan paşalar, yeniçeri ağaları, eyalet valileri, sancak beyleri, daha başka hizmetler için ünlü kişiler, ayrıca şairler, edipler, ressamlar, mimarlar, müzikçiler, tarihçiler, fen ve matematik bilginleri (ve öğretmenleri) ve daha bunlar gibi medresenin yetiştirmediği bilginler de yetişmiştir.
Enderun’da eğitim görmüş yetenekli ve kendini ispat etmiş Devşirmeler devlet kadrosunda en üst makamlarda görevlendirilirken Padişah ile akrabalık bağının kurulması tercih edilirdi. Bu yüzden Sadrazam, Kaptan-ı Derya gibi üst düzey yöneticiler Padişah’ın kız kardeş ya da kız çocukları ile evlendirilirdi. Görev devam ettiği sürece akrabalık bağı korunurdu. Ancak görevden alındığı zaman yine Padişah tarafından evlilik akdi fesih edilir ve boşanma sağlanırdı. Dul Sultan yeni bir evlilik için sırasını beklerdi.
Enderun Mektebi II. Mahmut’a kadar düzenini korumaya devam etti. Ancak Yeniçeri Ocağının kaldırılmasıyla eski önemini kaybetti. Bu süre içinde oluşturulan özellikli okullar, misyoner okullarından dolayı etkisi azaldı. Nihayet 1908 yılında Tanzimat Fermanı ile yapısına son verildi.
Harem’de Devşirme Uygulaması:
Harem uygulaması ilk kez Orhan Gazi döneminde başladı. II. Mehmet döneminde alınan kararlardan sonra sayı hızla artmaya başladı. Ortalama 400 kadar olan Harem’deki Cariye sayısı zaman zaman 1600’e kadar çıkmıştır.
Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar Osmanlı Devletinde padişahların yaptıkları soylu evlilikler sorun yaratıyordu. Türk olsun ya da yabancı eşler olsun, Miras hakkı gözetilerek devletin parçalanması gündeme geliyordu. Bunu dikkate alan Fatih Sultan Mehmet yayımladığı bir fermanla Harem’de de Devşirme sisteminin uygulanmasına karar verdi. Bu fermana göre Osmanlı Padişahları kesinlikle bir başka ülke, devlet, beylik ya da benzer yapıdaki kurumların kızlarını eş olarak almayacaklardı. Bunun yerine Harem’de esir edilmiş Türk ve Müslüman olmayan kadınlar yani cariyeler eş olarak seçilebilecekti.
Savaşlarda ya da gazalarda esir edilen kadınlara “Karavaş” denirdi. Fiziksel özelliklerine hatta vatandaşı oldukları ülkelere göre Kızlar Ağası tarafından seçilir ve Harem’e alınırlardı. Her yeni cariyeye Kızlar Ağası yeni bir isim takar ve bundan sonra o adla anılırlardı. İlk gelen cariyeler Acemi olarak kabul edilirlerdi. Yedi yıl süren eğitimleri boyunca önce Kalfa sonra Usta olurlardı. Cariyelerin eğitimleri ilk olarak oturma, kalkma, yürüyüş, saygı gösteren beden ifadeleri türünde başlardı. Okuma yazma eğitimleri bu temel öğretilerden sonra gelirdi. Bundan sonra da yeteneklerine göre dans ve müzik eğitimleri alırlardı. El becerileri ve sanata olan eğilimleri de ayrıca değerlendirilirdi. Edebiyat ve yazma konusunda aldıkları eğitimlerle şairlik seviyesinde şiir yazanlar da çıkıyordu. Müzik konusunda eğitim alanlardan günümüze kadar gelmiş olan besteleri dinlenen cariyeler vardı. Bunların içinde en ünlüleri Tarabsaz Kalfa, Dilhayat Kalfa, Gülfer Kalfa, Dürringer Kalfa ve Menekşe Kalfalardır.
Harem’in ve Cariyelerin var olma sebebi, Padişah ve Şehzadelere eş temini içindi. Fatih Sultan Mehmet döneminden itibaren Padişahların eşleri Harem’deki Cariyelerden seçildi. Padişahlar en çok 4 Cariye ile birlikte olurlardı. Padişahla beraber olan Cariyelere, eğer çocukları varsa Kadın Efendi çocukları yoksa İkbal denirdi. Her ikisi de Padişahın seçip karar verdiği Gözde, Peyk ya da Has Odalıklar içinden seçilirdi. Onların sayısı da 4 ten fazla olmazdı.
Harem, batının anlattığı ya da tablolarda resmettiği gibi bir hayal dünyası değildi. Tam olarak bir eğitim sistemi barındıran ve Hümayun denilen Osmanlı Hanedanının devamlılığını sağlayan bir hizmet yeriydi. Ancak bu Padişahların günah işlemedikleri anlamına gelmiyordu. Fatih Sultan Mehmet döneminden bu yana yüzlerce Cariye olmasına rağmen (Çokları Harem’de görevli kalfa ve usta Cariyeler olan yaşlı kadınlardı) Padişahlar eşlerinin yanında yasak aşklara, gizli ilişkilere hatta eş cinsel ilişkilere dahi karıştıkları oluyordu.
Padişah’a eş olamayan veya Harem’de yeterince dikkat çekmeyen sıradan cariyeler Harem’de bulundukları 7. Yıldan sonra ayrılma hakkına sahiplerdi. Ayrılmak isteyen Cariyeler bir kâğıda niyetlerini yazıp dörde katlayarak Padişahın göreceği bir yere koyardı. Padişah uygun gördüğü takdirde Cariye hediyeler verilerek gönderilirdi. Yedi yılı doldurmuş olan Cariyeler bazen Saray’da görev yapan üst kademe yöneticilere (Vezir, Kazasker, Kadı vs) eş olarak verilirdi. Uzun süre Harem’de kalmış ve evlenmemiş olan cariyeler Saray dışından eş buldukları takdirde Saray eşyalarından çeyizleri verilerek gönderilirlerdi.
Ustalığa terfi etmiş cariyelerin en üstündeki makam Hazinedar Usta unvanını taşırdı. Hazinedar Usta yalnızca Padişah tarafından seçilirdi. Çoğu kez Padişah değiştiğinde Hazinedar Usta da değişirdi. Usta cariyeler yalnızca Padişah, Valide Sultan, Sultan ve Şehzadelerin emrinde olurdu.
Sedat Karadayı
Devam edecek.
NOT:
Osmanlı Sarayı 3 bölümden oluşur. Birincisi BİRUNÎ, ikincisi ENDERÛN üçüncüsü de HAREM olarak geçer.
Birunî Sarayın dış kısmıdır. Bu bölüm. Padişah ve diğer devlet görevlilerinin çalışma alanıdır.
Enderûn Sarayın iç kısmıdır. Burada İç Oğlanların eğitim aldıkları okul (Mekteb) bulunur.
Harem ise Padişah’ın ve ailesinin evidir. Burada Padişah ve ailesi ile beraber onlara hizmet edenler bulunur. Hizmet edenlerin hemen hemen hepsi kadındır. Erkek olanlar ise kesinlikle hadım edilmişlerdir. Elbette ki Hadım edilmiş olmaları onların cinsel güçlerinin ve isteklerinin olmadığı anlamına gelmez. Sadece sahip oldukları güçleri kullanmada pasiftirler. Bu yüzden de Sarayda bu kodunda birçok olay yaşanmış ve bugüne kadar dedikoduları gelmiştir. Ama ben duymadım.
Sedat Hakkı Karadayı


