SONRADAN CUMHURİYET VE ATATÜRK DÜŞMANI OLAN CEVAT RIFAT ATİLHAN KİMDİR
Dünən, 11:05

Filistin cephesi için “Kahramanlar ve hainler” anı kitabını yazan kişi.
**(1892 - 1967), Türk asker, yazar ve komplo teorisyenidir. Özellikle Birinci Dünya Savaşı yıllarında Filistin cephesinde deşifre ettiği casusluk örgütleriyle tanınır. Askerlik sonrasında ise Türkiye'de Nazi sempatizanı, İslamcı ve antisemitik (Yahudi karşıtı) fikirleriyle ön plana çıkmıştır.
Hakkındaki öne çıkan temel detaylar şu şekildedir:
**Askeri Kariyer: Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı'na katılmış, Edirne'de esir düşmüştür. İstiklal Harbi'nde de görev almış ve cesareti sayesinde madalyalarla taltif edilmiştir.
Siyasi ve Fikirsel Hayatı
**Antisemitizm: Yazılarında ve çıkardığı dergilerde yoğun biçimde Yahudi karşıtı komplo teorileri işlemiştir. Bu yayınları nedeniyle "Türkiye'nin Hitler'i" olarak da anılmıştır.
**1934 Trakya Olayları: 1934 yılında Trakya'da meydana gelen Yahudi karşıtı toplumsal olayların ve pogromun başlatıcılarından biri olarak kabul edilir.
**Siyasi Partiler: Çok partili hayata geçişle birlikte aktif siyasette yer almıştır. 1945'te Milli Kalkınma Partisi'nin, 1951'de ise İslam Demokrat Partisi'nin kurucuları arasında bulunmuştur.
Olaylar ve Ölümü
**1952 yılında gazeteci Ahmet Emin Yalman'a Malatya'da düzenlenen suikast girişiminden sorumlu tutularak bir süre tutuklu kalmıştır.
**Yaşamı boyunca çok sayıda dergide (özellikle Sebilürreşad ve Büyük Doğu) yazılar yazmış, İslam dünyasındaki çeşitli kongrelere katılmış, 70'in üzerinde eser üretmiştir.
**4 Şubat 1967 tarihinde İstanbul'da hayatını kaybetmiştir.
Filistin Cephesinde Yıldırım ordularını oluşturan 4.Ordu komutanı Mersinli Cemal Paşanın Emir subayıdır.
Atilhan, Mondros Mütarekesini müteakiben Mersinli Cemal Paşa ile birlikte İstanbul’a geldi. Cemal Paşa’nın merkezi Konya’da bulunan Yıldırım Kıtaatı Müfettişliği’ne atanmasıyla birlikte bu komutanlığın yaverliğine getirildi. Cemal Paşa’nın burada yürüttüğü milli faaliyetlerde önemli hizmetlerde bulundu. İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali üzerine Cemal Paşa tarafından özel bir görevle İstanbul’a gönderildi.
Dolmabahçe Sarayı’nda Veliaht Abdülmecid Efendi ile Yıldız Sarayı’nda padişah Vahdettin’le baş başa görüştü. İstanbul’daki faaliyetleri dikkat çeken Atilhan, Damat Ferit Paşa hükümetinin talimatıyla tutuklandı ve Bekirağa Bölüğü’ne hapsedildi. İdam edilmek üzereyken, Mersinli Cemal Paşa’nın 2 Ekim 1919’da Ali Rıza Paşa Hükümeti’nde Harbiye Nazırı olması üzerine hapisten kurtuldu ve Cevat Paşanın yaverliğine getirildi. Cemal Paşa’nın 22 Mart 1920 tarihinde Malta’ya sürülmesine kadar bu görevini devam ettirdi.
Atilhan, İtilaf güçlerinin 16 Mart 1920 tarihinde başkent İstanbul’u işgal etmesi ve Mersinli Cemal Paşa’yı tutuklayarak Malta’ya sürmesi üzerine Anadolu’ya geçti ve Milli Mücadele saflarına katıldı. Mustafa Kemal ve Ali Fuat Paşaların tensibiyle, merkezi Çaycuma’da bulunan Bartın ve Havalisi Komutanlığı’na getirildi.
Stratejik ve ekonomik önemi son derece kritik olan Zonguldak ve havzasını koruyan Atilhan, bölgeyi işgal eden Fransız kuvvetlerinin Bartın-Ereğli bölgesinden Ankara istikametine yaptıkları iki büyük sızma harekâtını 15 Ekim 1920 ve 12 Ocak 1921 tarihli çarpışmalarda durdurdu ve Fransızları Sapça geçidinden Karadeniz’e doğru sürmeyi başardı. Bu başarısının ardından, 10 Ağustos 1336 tarihinde IV. Fırka vasıtasıyla gelen bir emirle kendisine “Milis Generalliği” tevcih edildi ve “Milis Generali” olarak ünlendi.
Aycıca, Fransız ordusunda bulunan Müslüman sömürge askerlerine gizli yollardan ulaştırdığı beyannamelerle birçoğunun Türk saflarına geçmesini sağladı. Cevat Rifat Bey, Düzce ayaklanmasının bastırılmasını sağladı, düşmanın Zonguldak ve Bolu üzerinden Ankara’ya tazyik yapmasını önledi. Büyük Millet Meclisi’nin 5 Nisan 1341 tarihli 1. celsesinde alınan kararla kendisine 1510 Numaralı takdirname ile 11.03.1928 tarihli ve S17142 numaralı İstiklal Madalyası verildi. Geride oldukça parlak bir sicil bıraktığı askerlik mesleğini henüz yüzbaşı rütbesinde iken 17 Ekim 1925 tarihli emeklilik dilekçesiyle sonlandırdı.
Cevat Rifat Atilhan, askerlik sonrasında İstanbul'da ticaret hayatına atıldı. Ayakkabıcılık, müteahhitlik ve servis işletmeciliği yaptı. Kısa sürede kar marjını yükseltip İstanbul'un sayılı iş adamlarından biri oldu. Ne var ki, Yahudi iş adamı Alber Saltiel'le yaptığı mücadele kendisini iflasa sürükledi. İflasını Filistin Cephesi'nde NİLİ casuslarıyla yaptığı mücadelenin intikamını almak isteyen "Yahudi-Mason komplosu"na bağlayan Atilhan, Saltiel'le olan anlaşmazlığını sonradan 30 bin adet bastırıp dağıttığı Bir Facianın İçyüzü adlı kitabıyla Türk kamuoyuna duyurdu.
Saltiel'le olan mücadelesi onun Yahudi aleyhtarlığını infial noktasına taşıdı. Bundan sonra Yahudilerle olan kavgasını gerek basın gerekse siyaset yoluyla yaşamının sonuna kadar sürdürecektir.
28.07.1940 ile 17.07.1942 tarihleri arasında İstanbul Rami Kışlası’nda ihtiyat subayı olarak görevlendirilen Cevat Rifat Atilhan, bu görevdeyken, 12 Ağustos 1940’da Şişli’deki evinde tutuklandı. Tutuklanma nedeni, başında bulunduğu askeri birlikle NAZİ yanlısı bir hükümet darbesi yapacağı iddiasıydı. Yapılan yargılamada iftira atıldığı tespit edildi. Yaklaşık bir yıl süren yargılama sürecinde borçları sebep gösterilerek bankalardaki mevduatına el konuldu. O, müfterilerin Siyonist teşkilatına çalışan Yahudiler olduğunu iddia etti.
1952 yılında Malatya'da Ahmet Emin Yalman 'a yapılan suikast girişiminin ardından tekrar tutuklandı ve 11 ay 15 gün tutuklu kaldı
Tek parti döneminde Türkçülük ideolojisine yakın olan Atilhan 1946 yılından itibaren İslami düşüncenin en önemli iki fikir dergisi olan Sebilürreşad ve Büyük Doğu'da yazılar yazdı. Gerek yazıları gerekse siyasal etkinliğiyle o dönemde güç kazanmakta olan İslami hareketi büyük oranda etkiledi. 1945 yılında Milli Kalkınma Partisidaha sonra 1947'de kurulan Türk Muhafazakâr Partisi ve de İslam Demokrat Partisinin kurucuları arasındaydı. Daha sonra Necip Fazıl ile tekrar hapse atıldı. 4 Şubat 1967 tarihinde İstanbul'da hayatını kaybetmiştir.
1930 Yılına kadar Atatürkçü ve Kemalist olan Atilhan ne olduda birden Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığına evrildi.
İslamcı, Ümmetçi çevrelerin isteği üzerine “Filistin Cephesi Kahramanlar ve Hainler” anı kitabını yazdı.
Bu kitabında 7. Ordunun savaşmadan, haber vermeden geri çekildiği yalanını Cevat Rifat Atilhan tarafından ortaya atılmıştır. Cevat 1918 yılında bu savaşı farklı anlatırken 1950 yılına gelindiğinde doğrudan Mustafa Kemal Paşa’yı suçlayarak önceki yazdıklarının tersi bir tavır ortaya koymuştur.
Ancak 1950 yılında Necip Fazıl Kısakürek’in “Büyük Doğu” dergisine açıklamalarda bulunan Cevat Rifat Atilhan Atatürk’ü ihanet ile suçlamıştır. Atilhan’ın açıklamaları maddi gerçeğe dayanmamaktadır. Askeri belgeler ve haritalar incelendiğinde Atilhan’ın iddialarının gerçeği yansıtmadığı görülmektedir.
İlgili çevreler Atatürk’ü gözden düşürmeye çalışıyor. Nablus bozgununun tek sorumlusunun Atatürk olduğunu iddia etmek bilimsel değildir.
Oysa o dönemde İngiliz ordusu komutanı olan Savaşı kazanan İngiliz komutanı Allenby bile ilk önvce 8. Ordu hatlarının yarıldığını söylerken bizim “hain” ler 7. Ordu diye inat ediyorlar. Sir Edmund Allenby, 1919'da hazırladığı ilerleme raporunda savaşı şöyle özetledi:
"Operasyonlar birbirini takip eden beş aşamadan oluşuyor. İlk aşama kısa sürdü. Otuz altı saatte, 19 Eylül 04:30 ile 20 Eylül 17:00 saatleri arasında 8.Türk Ordusu'nun büyük bir kısmı altüst olmuştu. 7. Ordunun birlikleri, çıkışları süvarilerimin elinde olan Samiriye tepelerinde tam olarak geri çekiliyorlardı. İkinci aşamada bu başarının meyveleri toplandı.
Geri çekilen düşmanın arkasına acımasızca bastıran piyade, onu süvarilerimin kollarına itti ve sonuç olarak neredeyse 7. ve 8. Türk Ordusu'nun tamamı silahları ve nakliye araçlarıyla ele geçirildi. Bu aşama aynı zamanda Hayfa ve Akka'nın ele geçirilmesine ve Taberiye'nin ve Celile Denizi'nin güney ve batısındaki toprakların işgaline de sahne oldu. 7. ve 8. Orduların bozguna uğratılması sonucunda Ürdün'ün doğusundaki 4. Türk Ordusu geri çekildi ve Maan tahliye edildi.
Üçüncü aşama, Chaytor'un kuvvetleri tarafından 4. ordunun takibi ile başladı ve Amman'ın ele geçirilmesi ve teslim olan Maan garnizonunun geri çekilmesinin durdurulmasıyla sona erdi. Dördüncü aşama, Çöl Atlı Kolordusunun Şam'a ilerlemesine, 4. Türk Ordusu'nun kalıntılarının ele geçirilmesine ve XXI. Kolordu'nun Hayfa'dan Beyrut'a kıyı boyunca ilerlemesine sahne oldu. Beşinci aşamada birliklerim muhalefet görmeden Humus ve Trablusşam'a ulaştı. Süvarilerim daha sonra Halep'e doğru ilerledi ve 26 Ekim'de o şehri işgal etti."[
Lady Allenby'ye mektup 23 Eylül 1918, Lady Allenby'ye mektup 23 Eylül 1918
Bilindiği üzere Nablus savaşında 4. Ordunun görevi Merkez miğferin art bölgesinde taktik tertiplenme ile üstlenmişti. İngilizler 8.Orduya hucüm ederek savunma hatlarını yardı 7. Ordu arkadan çevrilme tehlikedsi karşı karşıya kalınca bilgi vererek geri çekilme emri aldı. Bu sırada 4. Ordu Ürdün’ün doğusundaydı. İletişim hatları koptuğu için savaştan bi haberdi.
4.Ordu da Cevat Rıfat Atılhan da dahil geri çekilmiş ama kendi geri çekilişinden hiç bahsetmez. Aslında 4. Orduyu geri çekilmeye zorlayan Arap asileri idi. Kendisine bağlı birlikler çekilme esnasında Arap asilerin katliam amaçlı saldırılarına maruz kaldı. Elinde kalan kuvvetlerle Şam'a ulaştığında Liman Paşa tarafından şehri savunmakla görevlendirildiyse de Enver Paşadan kuvvetleri geri çekme emri verildi. Düşman Şam'ı 1 Ekim 1918'de ele geçirdi. Cemal Paşa Istanbul'a çağrıldı.
Oysa taa işin en başından beri Mustafa Kemal Paşa Alman savunma planlarını eleştiriyor Cemal Paşa’da kendisine destek veriyordu.
Davut Bulut
TEREF

