TÜRKÇÜLÜK HAREKETİ, TURAN DÜŞÜNCESİ VE MODERN DÖNEMDE KIZILELMA BÖLÜM IV
Bu gün, 16:04

İstanbul’un fethinden sonra Kızılelma ülküsü farklı coğrafyalara ve yeni hedeflere yönelmiştir. Osmanlı düşüncesinde Roma, Macaristan ve Viyana gibi şehirler ve bölgeler zaman zaman Kızılelma olarak kabul edilmiştir. Bu durum, Kızılelma’nın belirli bir yerden çok, ulaşılması gereken büyük bir ideal ve hedef olarak algılandığını göstermektedir.
Osmanlı Devleti’nin yükseliş dönemlerinde Roma’nın fethedilmesi düşüncesi önemli bir hedef olarak varlığını sürdürmüştür. Avrupa’nın siyasi ve dini merkezi olarak görülen Roma, Türk devlet geleneğinde dünya hâkimiyetinin sembollerinden biri kabul edilmiştir. Bu nedenle Kızılelma düşüncesi, yalnızca askerî başarıları değil, aynı zamanda büyük medeniyet hedeflerini de ifade etmiştir. 19. yüzyıla gelindiğinde Kızılelma kavramı yeni bir anlam kazanmıştır. Bu dönemde Türk birliği düşüncesi güçlenmeye başlamış, Kızılelma yalnızca fethedilecek şehirleri değil, Türk dünyasının birlik idealini de temsil etmeye başlamıştır.

Azerbaycan’da Mirza Fethali Ahundzade ile başlayan millî uyanış süreci, Ali Bey Hüseyinzade’nin Türkçülük ve Turancılık alanındaki fikrî çalışmalarıyla daha sistemli bir mahiyet kazanmış, daha sonra Osmanlı aydınları arasında geniş yankı uyandırmıştır. Türkçülük düşüncesinin gelişiminde Ali Bey Hüseyinzade’nin özel bir yeri bulunmaktadır. “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” fikrini sistemli bir şekilde ortaya koyan Hüseyinzade, modern Türk milliyetçiliğinin ve Turancılık düşüncesinin öncü isimlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Onun geliştirdiği fikirler daha sonra Ziya Gökalp başta olmak üzere birçok Türkçü aydını etkilemiş ve Türk dünyasında ortak kimlik bilincinin oluşmasına katkı sağlamıştır. Ali Bey Hüseyinzade, Türk milletinin kültürel birlik içinde gelişmesini savunmuş, Türk dünyasının ortak tarih, dil ve medeniyet temelinde yakınlaşmasını hedefleyen düşünceleriyle Turancılık ideolojisinin kurucu şahsiyetlerinden biri olarak tarihteki yerini almıştır.
Buharalı Şeyh Süleyman Efendi’nin İstanbul’a taşıdığı Türk birliği düşüncesi; Ahmet Mithat Efendi, Ahmet Cevdet Paşa, Şemseddin Sami, Necip Asım ve Veled Çelebi gibi isimler tarafından geliştirilmiştir.
Özellikle 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı sonrasında Türk milliyetçiliği düşüncesi daha geniş çevreler tarafından benimsenmeye başlanmıştır. Bu dönemde Selanik’te Genç Kalemler hareketi ortaya çıkarken, İstanbul’da Türk Derneği ve daha sonra Türk Yurdu gibi kuruluşlar faaliyet göstermeye başlamıştır.
1908 yılında kurulan Türk Derneği ve 1911 yılında kurulan Türk Yurdu, Türk tarihini, dilini, edebiyatını, kültürünü ve toplumsal meselelerini araştırmayı amaçlayan önemli kurumlar hâline gelmiştir. Bu kuruluşlar, Türk milliyetçiliğinin fikrî altyapısının oluşmasında büyük rol oynamışlardır.
Türkçülük düşüncesinin gelişmesinde Emrullah Efendi, Bursalı Mehmet Tahir, Tunalı Hilmi ve özellikle Ziya Gökalp önemli katkılar sağlamıştır. Ziya Gökalp, Türkçülük fikrini sistemli bir düşünce hâline getirerek onun geniş kitlelere ulaşmasına öncülük etmiştir.
Gökalp’in düşünce sisteminde Turan ülküsü önemli bir yer tutmaktadır. Ona göre Türkçülük üç aşamalı bir süreçten oluşmaktadır:
1. Türkiyecilik,
2. Oğuzculuk (Türkmencilik),
3. Turancılık (Türk Birliği).
Bu anlayışa göre güçlü bir Türkiye Devleti oluşturmak, daha sonra Türk toplulukları arasında kültürel birlik sağlamak ve nihayetinde Türk dünyasının ortak bir ideal etrafında birleşmesini gerçekleştirmek hedeflenmiştir.
Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte Türk milliyetçiliği yeni bir devlet yapısı içinde varlığını sürdürmüştür. 20. yüzyıl boyunca Kızılelma düşüncesi farklı aydınlar ve düşünürler tarafından çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. Ömer Seyfettin, Türk birliği fikrini edebî eserleri aracılığıyla geniş kitlelere ulaştırırken, Nihal Atsız Kızılelma’yı Türk milletinin manevi gücünü besleyen temel ülkülerden biri olarak değerlendirmiştir. Atsız’a göre Kızılelma, yalnızca geçmişteki fetihleri değil, gelecekteki millî hedefleri de ifade eden bir semboldür.
1960’lı yıllardan itibaren Alparslan Türkeş de Kızılelma ve Turan düşüncesini Türk siyasal hayatında yeniden gündeme taşımıştır. Türkeş’in ortaya koyduğu “Dokuz Işık” doktrini, güçlü devlet, millî birlik ve kalkınma hedeflerini esas almıştır. Bu anlayışta güçlü bir Türkiye Devleti, Türk dünyasının gelecekteki iş birliğinin temel şartı olarak görülmektedir.
20. yüzyılın sonlarına doğru Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte bağımsız Türk cumhuriyetlerinin ortaya çıkması, Türk birliği düşüncesine yeni bir boyut kazandırmıştır. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan gibi bağımsız devletlerin kurulması, Türk dünyası arasındaki ilişkilerin gelişmesine zemin hazırlamıştır.
Bu süreçte Kızılelma, yeniden Türk dünyasının birlik idealiyle ilişkilendirilmeye başlanmıştır. Böylece tarih boyunca farklı anlamlar taşıyan Kızılelma kavramı, modern dönemde Türk toplulukları arasındaki kültürel, ekonomik ve siyasi iş birliğini simgeleyen bir ülkü hâline gelmiştir.
Kızılelma kimi zaman İstanbul, Roma, Viyana veya Macaristan gibi şehir ve bölgeleri ifade etmiş; kimi zaman da Türk birliği ve Turan düşüncesinin sembolü olmuştur. Ancak her dönemde ortak nokta, Türk milletinin ulaşmayı hedeflediği büyük bir idealin varlığıdır.
Bu yönüyle Kızılelma, yalnızca tarihi bir kavram değil; Türk milletinin geçmişten geleceğe uzanan ortak hafızasında yer alan güçlü bir ülkü ve medeniyet tasavvurudur.
SONUÇ
Kızılelma, Türk tarihinin en eski dönemlerinden günümüze kadar ulaşan ve farklı dönemlerde farklı anlamlar kazanan önemli bir ülkü ve idealdir. İlk dönemlerde siyasi hâkimiyetin sembolü olarak ortaya çıkan bu kavram, zaman içerisinde Türk milletinin cihan hâkimiyeti anlayışını, devlet kurma kabiliyetini ve büyük hedeflere yönelme iradesini temsil eden bir düşünce sistemine dönüşmüştür.
Türklerin Göktanrı inancından başlayarak Oğuz Kağan Destanı, Hunlar, Göktürkler, Selçuklular ve Osmanlılar aracılığıyla devam eden tarihî süreçte Kızılelma, ulaşılması gereken en büyük hedefi ifade etmiştir. Kimi zaman İstanbul, Roma, Viyana veya Macaristan gibi coğrafi merkezler Kızılelma olarak görülmüş, kimi zaman ise Türk birliği ve Turan ülküsünün sembolü hâline gelmiştir.
Özellikle Osmanlı Devleti döneminde İstanbul’un fethiyle birlikte Kızılelma düşüncesi yeni hedeflere yönelmiş, Türk devlet geleneğinin sürekliliğini ve dinamizmini ortaya koymuştur. Modern dönemde ise Kızılelma kavramı, Türk dünyasının kültürel ve siyasi birlik idealiyle özdeşleşmiştir.
Mirza Fethali Ahundzade, Ali Bey Hüseyinzade, Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin, Nihal Atsız ve Alparslan Türkeş gibi düşünürler tarafından farklı şekillerde yorumlanan Kızılelma, Türk milliyetçiliğinin ve Türk dünyası idealinin temel kavramlarından biri olmayı sürdürmüştür.
Sonuç olarak Kızılelma, yalnızca tarihî bir fetih hedefi değil; Türk milletinin ortak hafızasını, medeniyet tasavvurunu, devlet anlayışını ve geleceğe yönelik ülkülerini temsil eden güçlü bir semboldür. Türk tarihinin farklı dönemlerinde değişik biçimlerde ortaya çıkmış olsa da özünde milletin birlik, güç ve yükseliş arzusunun ifadesi olarak varlığını sürdürmektedir.
GENEL DEĞERLENDİRME
Türk tarihinin incelenmesi, Kızılelma kavramının yalnızca askerî fetihlerle açıklanamayacağını göstermektedir. Bu kavram aynı zamanda Türk milletinin siyasi, kültürel ve manevi hedeflerini içinde barındıran kapsamlı bir düşünce sistemidir.
Türk devletlerinin kuruluş ve yükseliş dönemlerinde görülen dinamizm, büyük ölçüde ortak ülkü etrafında birleşebilme yeteneğinden kaynaklanmıştır. Kızılelma düşüncesi bu ortak ülkünün en güçlü sembollerinden biri olmuştur. Türk toplulukları arasında tarih boyunca görülen kültürel bağlar, ortak dil, ortak tarih ve ortak medeniyet anlayışı da bu ülkünün yaşatılmasında önemli rol oynamıştır.
Günümüzde bağımsız Türk devletleri arasında gelişen siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkiler, geçmişten gelen bu ortak idealin modern yansımaları olarak değerlendirilebilir. Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere Türk dünyasında ortaya çıkan iş birlikleri, Kızılelma düşüncesinin çağdaş dünyadaki karşılıklarından biri olarak görülebilir.
Bu nedenle Kızılelma, yalnızca geçmişte kalan tarihî bir kavram değil; Türk milletinin ortak geleceğine yönelik hedeflerini ifade eden kültürel ve fikrî bir miras niteliği taşımaktadır.
KAYNAKÇA
Bulut, Nurullah. “Soyut Bir Ülkü Olan Kızılelma ve Ömer Seyfettin’in Kaleminden Kızılelma.” II. Türk Dili ve Edebiyatı Öğrenci Sempozyumu Bildiri Metni, 22 Mayıs 2014.
Ermetin, S. Kemal. “Kuvayı Milliye Koalisyonu Nedir?”
Hür, Ayşe. “Kızıl Elma Nedir, Neresidir?” Radikal Gazetesi, 13 Aralık 2015.
Harmancı, Abdullah. “Yeni Türk Edebiyatında Kızıl Elma.” Turkish Studies International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Cilt 5, Sayı 3, Yaz 2010.
Gökalp, Ziya. Türkçülüğün Esasları. İstanbul: Varlık Yayınları.
Atsız, Hüseyin Nihal. Türk Ülküsü. İstanbul: Ötüken Neşriyat.
Seyfettin, Ömer. Kızılelma Neresi? İstanbul: Çeşitli Baskılar.
Hüseyinzade, Ali Bey. Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak Üzerine Makaleler.
Hüseyinzade, Ali Bey. Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak. İstanbul: Örgün Yayınevi.
Akçura, Yusuf. Üç Tarz-ı Siyaset. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.
Orhun Abideleri (Bilge Kağan, Kül Tigin ve Tonyukuk Yazıtları).
Kaşgarlı Mahmud. Divânü Lügati’t-Türk.
Türk Destanları (Oğuz Kağan Destanı, Bozkurt Destanı ve Ergenekon Destanı).
Bu çalışma aşağıdaki akademik düzen içerisinde hazırlanmıştır:
GİRİŞ
BÖLÜM I
Kızılelma ve Türk Cihan Hâkimiyeti Düşüncesi
BÖLÜM II
Göktanrı İnancı, Türklerin Kutsal Devlet Anlayışı ve Bozkır Medeniyeti
BÖLÜM III
Oğuz Kağan’dan Fatih Sultan Mehmed’e: Kızılelma’nın Tarihsel Yolculuğu
BÖLÜM IV
Türkçülük Hareketi, Turan Düşüncesi ve Modern Dönemde Kızılelma
SONUÇ
GENEL DEĞERLENDİRME
KAYNAKÇA
P.S. Yazıdaki görseller yapay zeka ürünüdür.
Umuxanım Hüseynova
TEREF

