Tam 52 yıllık bir hazırlıktı, taki istedikleri başrol oyuncusunu bulana kadar (1950'den 2002'ye) bir çok senaryo yazıp provasını yaptılar.
Bu gün, 17:04

Önceki gösteriden yapılan kazanımlarla bir sonraki filmin sahnesini yazdılar. Menderes bu filmin ilk aksiyon oyuncusudur. Film, siyonizmin yazdığı, emperyalist Amerika'nın yönetmenliğini üstlendiği bir açılışla başladı. Böylece genç Cumhuriyet'in tarihinde hiç taviz vermediği 27 yıllık bir aradan sonra ilk defa büyük tavizler koparılmıştı. Milli kalkınma hamlesine darbe vurulmuş, Harp yatırımları baltalanmış, eğitime Amerika'n çengeli atılmış, tarımsal kalkınmaya kota konulmuş, karşılığında Wilson ilkelerine boyun eğdirilmiş bir Türkiye vardı. Henüz çeyrek yüzyıl önce küllerinden doğmuş yokluk içinde bir çok fabrika kuran, medeni hayata hızla geçip modern dünyayı yakalayan ve kendinden önceki devletin tüm borçlarını tarım ve sanayideki üretim hamleleriyle ödeyen bir ülke tarihde ilk defa Menderes'le birlikte dış borç defterini açmıştı.
O ve saz arkadaşları bedeli çok ağır sonuçlar doğuracak gayrı milli işlere giriştiler. Akıl almaz olaylar ardı ardına geldi. Onlardan biri Kore'ye meclis kararı olmadan asker gönderilmesidir.
Bir diğeri Osman Bölükbaşına yapılanlardır.
Osman Bölükbaşı bir gün Mecliste, Parmağı ile
MENDERES'i işaret ederek:
"Dünyadaki tüm ticari faaliyetleri araştırıp inceledim,
Din Ticaretinden Daha Kârlı Bir Sektör
Görmedim, Bunu En İyi Başaranlardan
Birisi de, Sensin; Din Tüccarı Menderes" deyince, Demokrat partililer Bölükbaşı'nın üzerine yürür, kendisine sonraki 3 oturuma katılmama cezası verilir.
Bölükbaşı'dan kurtulmak, hapse atmak için, Milletvekili Seçildiği KIRŞEHİR il statüsünden çıkartılıp, ilçe yapılır.
Bölükbaşı'nın böylece, vekilliği düşürülüp, Komünizm propagandası yapmaktan dosya hazırlanıp, hapse atarlar! (Bu size bu günlerde yapılanlar hakkında bir fikir verdi mi?)
Bir başkası, 1958'de Cumhuriyetin kuruluşundan sadece 35 yıl sonra..
İstanbul Karaköy limanına bir Amerikan şilebi yanaşıyor..
Güvertede üzeri Türk ve Amerikan bayraklarıyla süslenmiş büyük bir pankart..
"3.000.000'uncu TON AMERİKAN BUĞDAYI"
Amerikan elçilik yetkilileri ile Türk diplomatlar konuşma üzerine konuşma yapıyor.
Halk sevinç içinde..
Neye seviniyorsa!..
Gemide sadece buğday yok..
Ambarı; arpa, mısır, konserve sığır eti, peynir, süt tozu, pamuk tohumu, soya fasulyesi yağı ile dolu..
Adı, Amerikan Yardımı..
Ama Türk halkının cebinden çıkan para yaklaşık 20 milyon dolar.
İş bununla da bitmiyor..
İki ülke arasında 12 Kasım 1956 tarihinde imzalanan sözleşmede Amerikan hükümeti emrediyor.
-"Benim belirlediğim kapasiteden fazla buğday ekmeyeceksin..
-Sadece benim verdiğim tohumu kullanacaksın..
-Hiç bir ülkeye buğday ihraç etmeyeceksin."
Atatürk'ün başlattığı milli tarım hamlesi Menderes hükümetinin ihanetiyle sonlanıyor.
Cumhuriyet tarihinin en zor zamanlarında biriktirilen altın rezervi ABD'ye peşkeş çekiliyor.
Menderes, emperyalizmin çektiği ihanet sinemasının ilk figürüydü. Elbette uzun metrajlı bir film çekiyorlardı ve Emperyalistler henüz işin başındaydılar.
Her yeni sahnede askerî darbeler, muhtıralar, ekonomik yaptırımlar, sağ sol çatışmaları, terör, cinayet, şantaj, para ve makam eklediler. Aksiyonu sürekli yükselttiler. Ülke hazır, şartlar uygundu. Yeni aktör uzun bir eğitimi geçtikten sonra filmin final sahneleri için başrolüne hazırdı. Soros finansmanlığında Akp kadraja girdi. 52 yıl boyunca hazırlanan ülkede Erdoğan tam 24 yıldır başrolünü oynuyor. Bu onun harika bir aktör olduğunu değil, planın kusursuzluğunu gösterir. Bu planın final cümlesi neydi? BOP sanıyorsunuz ama o bir yanılsama, asıl cümle APP'dir. Anadolu'nun Parçalanma Projesi!
Altan İlhan Arslan

