Ön Asya’nın Kadim Mayası: Zagros Dağlarında Türk Varlığı ve "Kürt" Kavramının Sosyo-Ekonomik Kökenleri

Bu gün, 11:54           
Ön Asya’nın Kadim Mayası: Zagros Dağlarında Türk Varlığı ve "Kürt" Kavramının Sosyo-Ekonomik Kökenleri
​Giriş
​Batı merkezli ana akım tarih yazımı, Türklerin Ön Asya, Anadolu ve Kafkasya coğrafyasındaki varlığını genellikle M.S. 11. yüzyıl (Malazgirt) sonrasına tarihlendiren kısıtlı bir şablon üzerine kurmuştur. Ancak maddi kültür kalıntıları, arkeolojik bulgular, tamgalar ve disiplinler arası tarih araştırmaları, bu tezin aksine, Türk/Turani toplulukların bu coğrafyanın geçici göçmenleri değil, bizzat köklü yerlileri (otokton halkları) olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, medeniyetin ve erken dönem metalurjinin beşiği olan Ön Asya ile Zagros Dağları hattı, Türk dilini ve kültürünü konuşan halkların ilk büyük filizlerini verdiği proto-Türk kültür havzasıdır.
​Bu makalede, milattan önceki devirlerde Zagroslar ve çevresinde mühür bırakmış kadim Turani halklar, göç hareketlerinin Ön Asya’dan Doğu’ya (Orta Asya’ya) doğru gerçekleştiği gerçeği ve tarihsel kaynaklar ışığında "Kürt" kavramının etnik bir kimlik değil de sosyo-ekonomik bir yaşam tercihini ifade ettiği gerçeği kaynaklarıyla incelenecektir.
​I. Ön Asya’dan Orta Asya’ya Göçler ve Zagroslar'ın Kadim Turani Halkları
​Tarihsel yanılgılardan biri, Türklerin kökenini yalnızca Orta Asya ve Altaylar ile sınırlayıp, onları batıya doğru sürekli göç eden homojen bir kitle olarak görmektir. Oysa nüfus hareketleri incelendiğinde, ilk büyük medeniyet birikimini Ön Asya, Kafkasya ve Urmiye Gölü havzasında oluşturan kadim Turani unsurların, iklimsel ve siyasi nedenlerle batıdan doğuya (Avrasya bozkırlarına ve Altaylar'a) doğru göç ettiği, buralara atlı göçebe kültürünü, kurgan geleneğini ve dillerini taşıdığı görülür.
​M.Ö. 3. binyıldan itibaren çivi yazılı tabletlerde ve Asur/Sümer yıllıklarında adı geçen Zagros merkezli dağ halkları, dil yapıları (eklemeli/bitişken olmaları) ve yaşam tarzlarıyla bu mayanın en somut örnekleridir:
​Aratta Devleti (M.Ö. 3. Binyıl): Urmiye Gölü'nün güneyinden Zagroslar'a uzanan bölgede yer alan Aratta, Sümer yazıtlarında zengin maden yatakları ve ileri metalurji kültürüyle anılan yerleşik bir Turani toplumdur.
​Gutiler ve Lulubiler (M.Ö. 2500 - 2000): Zagros Dağları'nın savaşçı ve hürriyetine düşkün bu sakinleri, Akkad İmparatorluğu'nu yıkarak bölgede demokratik boy beylikleri sistemine dayalı bir idare kurmuşlardır. Dil bilimci Fritz Hommel, Guti şahıs ve yer isimlerindeki eklemeli yapının Erken Türkçe ile olan doğrudan bağını ortaya koymuştur.
​Sakalar (İskitler - M.Ö. 1. Binyıl): Ön Asya havzasından doğuya yayılan, M.Ö. 8. yüzyıldan itibaren ise güçlü ordular halinde tekrar ata yurtları olan Ön Asya ve Zagroslar'a dönen Sakalar, kurgan kültürleri, hayvan üslubu sanatları, kilim dokuma gelenekleri ve Öz damgası gibi sembolleriyle bölgeyi Türk kültürüyle mühürlemişlerdir.
​Eğer bu kadim proto-Türk halkları dillerini ve kimliklerini kaybetmiş olsalardı, bugün Anadolu, Azerbaycan ve Ön Asya coğrafyasında kesintisiz bir Türkçe konuşuluyor olması mümkün olamazdı. Boy adları zamanla değişse de (Saka, Hun, Oğuz, Kıpçak), dilsel ve kültürel genetik varlığını korumuştur.
​II. Bir Etnos Değil, Yaşam Tercihi: "Kürt" Kavramının Kökeni
​Tarihsel ve sosyolojik gerçekler ışığında, antik ve orta çağ kaynaklarında geçen "Kürt" (veya Arapça çoğuluyla Ekrad) kelimesinin homojen, bağımsız ve müstakil bir ırkı ya da milleti ifade etmediği görülmektedir. Aksine bu kavram, belli bir coğrafyada, belirli bir yaşam tarzını seçen toplulukları tanımlayan sosyo-ekonomik bir etikettir.
​Kadim Türk toplumlarında ve komşu medeniyetlerde; yerleşik hayatı, tarımı veya şehir düzenini bırakıp dağlık bölgelere çekilen, geçimini tamamen hayvancılıkla (çobanlıkla) sağlayan, göçebe veya yarı göçebe bir hayat süren zümrelere, yaşadıkları coğrafyanın çetin şartlarına atıfla bu isim verilmiştir.
​Linguistik ve Sözlük Anlamı: Kaşgarlı Mahmud’un Divânu Lugâti't-Türk adlı eserinde ve erken dönem Türkçe metinlerde "kürt" kelimesi, etnik bir bağlamdan tamamen bağımsız olarak "dağda rüzgarın etkisiyle sertleşmiş kar yığını", "sert ve kalın ağaç/odun" veya "çalı, kayın ağacı" anlamlarına gelir. Bu durum, kelimenin dağ coğrafyası ve sert yaşam koşullarıyla olan doğrudan semantik (anlamsal) bağını gösterir. Ayrıca Yenisey bölgesindeki Elegest Yazıtı’nda geçen "Kürt İl Hanı Alp Urungu" ifadesi, bu unvan/kavramın öz varyantlarının doğrudan Türk boy yapısı içinde yer aldığının kanıtıdır.
​Tarihsel Coğrafyacıların Tanıklığı: Erken İslam dönemi coğrafyacıları ve İran tarihçileri (İstahrî, Mesudî, İbn Havkal), göçebe çoban kabileleri betimlerken "Ekrad" (Kürtler) terimini kullanmışlardır. Bu kaynaklarda açıkça, bu toplulukların aslında Arap, Fars veya Türkmen soylarından geldikleri, ancak dağda yaşayıp hayvancılıkla uğraştıkları için kendilerine "Kürt" dendiği not edilmiştir. Dolayısıyla "Kürt" ifadesi, tıpkı geçmişteki "Yörük" veya "Bedevi" kavramları gibi etnik bir kökeni değil, bir hayat tarzını karşılamaktadır.
​Sonuç
​Zagros Dağları ve Ön Asya coğrafyası, batıdan doğuya doğru gerçekleşen erken dönem Turani göçlerin ve medeniyetin ana merkezidir. Bölgenin yerlisi olan proto-Türk halkları dillerini ve varlıklarını kesintisiz bir biçimde sürdürmüşlerdir. Bu köklü Türk/Turani kitlesinin içinden, coğrafi zorunluluklar veya kendi tercihleri doğrultusunda dağ hayatını, hayvancılığı ve yarı göçebe yaşamı seçen zümreler, zamanla dağın yalıtılmışlığında ve çevredeki İrani/Farsça dil etkileşimleriyle bölgesel ağız farklılıkları yaşamışlardır. Tarihsel gerçeklik; ortada dışarıdan gelmiş yabancı bir milletin olmadığını, aksine hayat tercihlerine ve coğrafi şartlara göre sosyolojik etiketler almış, kökeni bu coğrafyanın kadim Türk mayasına dayanan toplulukların var olduğunu göstermektedir.
NOT: Zamanında Arman Türk halkını haylaştırıp Türklere düşman etmiş emperial güçler, Türkmen halkı "Kürtleri" de farslaşdırıp Türklere düşman etmişler. Bunlarda hiç merak etmemiş asıl kökleri nereden geliyor. Çok üzücü...
​Kaynakça
Prof. Dr. Firudin Celilov Dukkuz Bitik
​Hommel, Fritz. The Ancient History of the Near East (Gutiler, Lulubiler ve Subarilerin dil yapıları ile erken dönem Altay/Türk dilleri arasındaki bağlar üzerine çalışmalar).
​Kaşgarlı Mahmud. Divânu Lugâti't-Türk (Kürt kelimesinin Türkçe anlamsal kökenleri: kar yığını, sert ağaç).
​Radloff, Wilhelm. Sibirya'dan ve Yenisey Yazıtları Analizleri (Elegest Yazıtı'ndaki "Kürt İl Hanı" ifadesi ve Türk boylarındaki kullanımı).
​Memiş, Ekrem. Eskiçağda Türkler, Çizgi Kitabevi (M.Ö. Ön Asya, Aratta ve Saka tarihi üzerine çalışmalar).
​Ege, Reşat. Ön Asya Dünyasında Türklerin İzleri, Türk Tarih Kurumu Yayınları.
​İstahrî (Ebû İshak el-Farisî). Mesâlikü'l-Memâlik (Orta Çağ İslam coğrafyacılarının "Ekrad/Kürt" kavramını sosyo-ekonomik ve göçebe yaşam tarzı olarak tanımlayan kayıtları).
​Togan, Zeki Velidi. Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul Üniversitesi Yayınları (Saka/İskit göç yolları, Ön Asya ve kültür devamlılığı).
Hazırlayan Ulviyye Mardankızı














Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru