Balkan Türklerinin Görünmez Kalkanı: Genelkurmay Başkanı Salih Omurtak
Bu gün, 15:04

Cumhuriyetimizin ilk yıllarında, askeri deha sadece cephede kazanılan zaferlerle değil; barış dönemlerinde diplomatik krizleri yöneten ve soydaşların can güvenliğini sağlayan stratejik hamlelerle de ölçülüyordu. Bu hamlelerin en büyüğüne, Kurtuluş Savaşı’nın kahramanlarından, daha sonra Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Genelkurmay Başkanlığı koltuğuna oturacak olan Orgeneral Salih Omurtak imza atmıştı.
Cepheden Karargâha Uzanan Bir Ömür
1889 yılında doğan Salih Omurtak, askeri eğitimini üstün başarıyla tamamlayarak 1910 yılında kurmay oldu. I. Dünya Savaşı'nda Kafkasya cephesinde Kafkas İslam Ordusu bünyesinde Azerbaycan'ın ve Kuzey Kafkasya’nın kurtarılmasında aktif roller üstlendi. Milli Mücadele başladığında ise hiç tereddüt etmeden Ankara’ya geçerek Milli Ordu’ya katıldı.
Kurtuluş Savaşı boyunca Genelkurmay Harekât Şube Müdürlüğü gibi kritik bir görevi yürüterek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün en yakın karargâh subaylarından biri oldu. Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde 61. Piyade Tümeni’nin başında, Afyonkarahisar’ın kuzeyinde Yunan taarruzlarını göğüsleyip karşı taarruzla düşman hatlarını yaran komutandı. Askeri kariyerindeki bu sarsılmaz tecrübe, 1934 yılında Trakya’da çok daha farklı ve gizli bir görevde kullanılacaktı.
1934: Balkanlar'da Yaklaşan Felaket ve "Rodna Zaştita" Tehlikesi
1930'lu yılların ortasında Avrupa'da faşizm ve aşırı milliyetçilik tırmanışa geçmişti. Bulgaristan’da 19 Mayıs 1934’te askeri bir darbe gerçekleşti. Kurulan geçici hükümet, Nazi Almanyası’nın eksenine girerken ilk hedef olarak Bulgaristan sınırları içinde yaşayan Türk azınlığı seçti.
Bulgaristan Türkleri arasında kültürel bir bağ oluşturan "Turan Gençlik ve Spor Cemiyetleri Birliği" kapatıldı, üyelerine işkenceler başladı. Ancak tehlike bundan çok daha büyüktü. Irkçı "Rodna Zaştita" (Vatan Savunması) çeteleri, Bulgar köylerinde örgütleniyor, Türk köylerini basıp kitle katliamları yapmak üzere devasa hendekler kazıyordu. Dönemin Turancı liderlerinden Varnalı Ömer Kâşif Bey’in sonradan aktaracağı bu dehşet verici istihbarat, Türk istihbarat birimleri tarafından gecikmeksizin Ankara’ya, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün önüne konuldu.
Gece Yarısı Emri: "Yolu Şaşıran" Şanlı Ordu
Atatürk, soydaşlarının katledilmesine seyirci kalmayacaktı, ancak resmi bir savaş ilanı Avrupa'daki hassas dengeleri bozabilirdi. Çözüm, askeri güçle yapılacak net bir gözdağıydı. Atatürk, o sırada Trakya’da askeri tatbikat yürütmekte olan 3. Kolordu Komutanı Korgeneral Salih Omurtak Paşa’ya gizli ve tarihi bir talimat verdi: Bulgar sınırını ihlal edin ve Bulgarlara neyle karşılaşacaklarını gösterin.
Yağmurlu ve zifiri karanlık bir gecede, Salih Omurtak komutasındaki Türk askerinin öncü birlikleri sapa bir patikadan Bulgaristan sınırını geçti. Sabaha karşı ortalık aydınlandığında, Türk askeri Filibe (Plovdiv) yakınlarındaki Hacıilyas (Pırvomay) kasabasına varmıştı.
Bulgar köylüleri ve yerel milisler, sabah sisinde ilerleyen disiplinli orduyu önce kendi askerleri sandı. Ancak gün ışığı dikleşip de Filibe ve başkent Sofya yönüne doğru kararlılıkla ilerleyen birliklerin ay-yıldızlı Türk askeri olduğu anlaşıldığında, Bulgar komuta kademesinde tam bir şok ve panik dalgası yayıldı.
"Maksat Hâsıl Omüştür, Geri Dönün"
Olay yıldırım hızıyla Sofya’ya ulaştı. Panik içindeki Bulgar Kralı III. Boris, hemen telefona sarılarak Ankara’da Atatürk’e ulaştı. Kral, büyük bir telaşla sordu:
"Ekselansları, acaba Bulgaristan’a harp mi ilan ettiniz?"
Atatürk, tarihe geçecek o sakin ve kendinden emin tavrıyla cevap verdi:
"Neden böyle bir şey yapalım ki, Kral Hazretleri?"
Kral Boris’in, "Askerleriniz Filibe önlerinde, Sofya yönünde ilerliyor!" feryadı üzerine Atatürk, askeri dehasını ve diplomatik manevrasını konuşturdu:
"Yolu şaşırmışlardır Kral Hazretleri. Şimdi olayı derhal tetkik eder, Haşmetmeaplarına bilgi arz ederim."
Atatürk, telefonu kapattıktan hemen sonra Salih Omurtak Paşa’ya o meşhur emri gönderdi: "Maksat hâsıl olmuştur, geri dönün."
Görünmez Kalkanın Zaferi
Bu askeri ve diplomatik şok baskın, Bulgar hükümetine ve çetelerine çok net bir mesaj vermişti: Eğer tek bir Türk'ün kılına zarar gelirse, Türk ordusu bir gecede Sofya’dadır.
Kral III. Boris duruma bizzat el koydu, ırkçı çetelerin faaliyetleri askıya alındı ve planlanan o büyük Türk katliamı başlamadan önlenmiş oldu. Salih Omurtak Paşa ve askerleri, tek bir mermi patlatmadan, sadece varlıkları ve cesaretleriyle Balkan Türkleri için adeta görünmez bir kalkan olmuşlardı.
Bu üstün stratejik başarının ardından askeri kariyerinde yükselmeye devam eden Salih Omurtak, 1940 yılında Orgeneralliğe terfi etti. 1946 yılında ise Türkiye Cumhuriyeti’nin 4. Genelkurmay Başkanı olarak orduya liderlik etti. 1954 yılında vefat eden Omurtak, bugün Ankara’daki Devlet Mezarlığı’nda, hem cephede kazandığı zaferlerin hem de sınır ötesinde tek bir kan dökmeden kurtardığı binlerce soydaşının huzuruyla uyumaktadır.
Kaynakça
1.Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt ATASE) Başkanlığı Yayınları. (1980).
2.Yenal, İ. Hilmi. (2001). Cumhuriyet Dönemi Türk Askeri Stratejisi ve Caydırıcılık Politikaları (1923-1938). Ankara: Stratejik Araştırmalar Merkezi Dergisi, Yıl: 6, Sayı: 11.
3.Spasov, L. (1999). Bulgaristan ve Türkiye: İki Dünya Savaşı Arasında Siyasi ve Askeri İlişkiler (1919-1939). (Çev. A. Yılmaz). İstanbul: Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Yayınları.
Tanay Yücel
TEREF

