ŞU HARİTAYA TEKRAR TEKRAR BAKIN: SEVR’İ BİLMEYEN LOZAN’I ANLAYAMAZ!
Bu gün, 10:04

10 Ağustos 1920… Osmanlı Devleti adına Bağdatlı Mehmed Hadi Paşa, Reşad Halis Bey ve Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın imza attığı o karanlık an. Vahdettin’in başkanlığında toplanan Saltanat Şurası’nın onayıyla, Osmanlı tarihinin en ağır "idam fermanı" kabul edilen Sevr Antlaşması imzalandı. Bu imzalar, bir imparatorluğun değil, bir milletin varlığının parçalanıp bölüşülmesi demekti. O gün bu imzayı atanlar, tarihin tozlu sayfalarında utançla anılacaklarını biliyorlardı; nitekim 28 Mayıs 1927’de Türk vatandaşlığından çıkarıldılar.
Siz, bu haritaya iyi bakın!
I. Dünya Savaşı sonrasında galip devletlerin Anadolu’yu, Trakya’yı, kısacası nefes aldığımız toprakları masada nasıl böldüğünü görün. Bu harita, bizim "yok oluş" belgemizdi. Bugün Lozan’ı dillerine dolayanlar, Sevr’in o karanlık haritasını sanki bir hayalmiş gibi unuttular. Oysa Lozan, bu haritayı yırtıp atmanın, bu vatanı parçalayan o kirli kalemleri kırmanın adıdır.
Biraz okuyun, biraz araştırın; Google’da karşınıza çıkan ilk tarihçi bozuntusunun manipülasyonlarıyla değil, gerçeklerin ışığında hareket edin.
Nerelerden nerelere geldik? Okuma yazma oranımızın neredeyse sıfıra yakın olduğu, bir ülkenin küllerinden dirilip nasıl dünya devletleri arasında saygın bir konuma yerleştiğini anlamak için haritaya tekrar bakın.
Lozan bir zaferdir: Sevr’i "kader" gibi kabul eden bir zihniyete karşı; tam bağımsızlığın, sınırlarımızın ve onurumuzun tapusudur Lozan.
Şuursuzca konuşanlara: Kurtuluş mücadelesinden, o günlerin yokluğundan, imkansızlığından bir haber yaşayanlar; kazandığımız her metrekare toprağın bir bedeli olduğunu unutmasın.
Sevr’i bilmeyen, Lozan’ın neyi "kurtardığını" anlayamaz. Bugün oturduğunuz yerden kazanımlarımızı küçümsemek, geçmişte bu topraklar için canını verenlerin aziz hatırasına yapılmış en büyük haksızlıktır. Tarih, okumayanı, anlamayanı ve unutanı affetmez.
ZELİŞ’TEN NOT:
"Arkadaşlar, Sevr sadece bir antlaşma değil, bir milletin mezar kazılma belgesiydi. Eğer Sevr devreye girseydi; bugün o dillerinden düşürmedikleri Türkiye'den eser kalmayacaktı. Bizi Orta Anadolu'da, Ankara ve çevresine sıkıştırılmış, denize kıyısı olmayan, savunmasız bir 'parça toprak' içine hapsedeceklerdi. Misak-ı Milli sınırlarımız yaklaşık 780.000 km² iken, Sevr ile bize bırakılan alan bunun yarısı bile değildi! Türk milleti ya o küçük toprağa sürgün edilip zamanla yok olacaktı ya da işgalcilerin insafına terk edilip çoluk çocuk katledilecekti. Lozan ile biz, 780.000 km²'lik vatan toprağının tapusunu geri aldık. Sevr'i bilmeyenler, Lozan ile bize verilen can suyu ve bağımsızlığı anlayamazlar. Bugün hâlâ Sevr hayalleri kuranlara inat, bu haritaya bakıp utanç duymayanlar, kazandığımız her karış toprağın kıymetini bilmeyenlerdir."
Zeliş

