Birinci Kosovo Müharibəsi həm Balkanlarda Osmanlı hakimiyyətini möhkəmləndirən hərbi həmdə erkən Osmanlı varislik adətlərinin və mərkəzi bürokratiyanın formalaşmasında qanlı bir dönüş nöqtəsidir.

Bu gün, 11:04           
Birinci Kosovo Müharibəsi həm Balkanlarda Osmanlı hakimiyyətini möhkəmləndirən hərbi həmdə erkən Osmanlı varislik adətlərinin və mərkəzi bürokratiyanın formalaşmasında qanlı bir dönüş nöqtəsidir.
I. Kosova Muharebesi (15 Haziran 1389), Osmanlı siyasal tarihinde Balkanlar’daki egemenliği pekiştiren askerî bir dönüm noktası olmanın ötesinde, erken dönem Osmanlı taht veraset usullerinin ve merkezî bürokrasinin şekillenmesinde kanlı bir kırılma noktasıdır. Erken ve geç dönem Osmanlı historiografisi, Sultan I. Murad’ın ölümünü bir "şehadet arzusu" ve Hristiyan bir yaralının (Miloş Obiliç) münferit suikastı üzerinden kurgularken; eşzamanlı İtalyan, Fransız ve Sırp kaynakları olayı doğrudan bir askerî cephe yarılması ve güvenlik zafiyeti olarak kaydetmektedir. Bu çalışma, iki farklı kaynak geleneği arasındaki metinsel çelişkileri filolojik eleştiri ve diplomatik yöntemlerle incelemekte; olayın, Sadrazam Çandarlı Ali Paşa ve I. Bayezid ittifakınca gerçekleştirilen ordu içi bir taht intikalini ve Şehzade Yakup’un tasfiyesini meşrulaştırma işlevini tartışmaktadır.
Erken dönem Osmanlı tarihçiliğinde meşruiyet, tarihsel olguların yalın aktarımından ziyade dinî-siyasi kurgular ve "gaza" ideolojisi üzerinden inşa edilmiştir. I. Murad’ın Kosova Sahası’ndaki ölümü ve hemen ardından oğlu Şehzade Yakup Çelebi’nin katledilmesi, Osmanlı kroniklerinde ideolojik bir örtüyle sunulmuştur. Savaş sahasında olağanüstü tedbirlerle korunan bir hükümdarın yanına düşman askerinin dizgin tutacak kadar yaklaşabilmesi, bunun bir güvenlik zafiyeti mi yoksa sonradan kurgulanmış bir anlatı mı olduğu sorusunu doğurur. Eşzamanlı Batı belgelerinde yer alan "12 kişilik süvari grubunun hatları yarması" anlatısı ile Osmanlı kroniklerindeki "kalleşçe suikast" motifi arasındaki köklü fark, metinlerin yazılış amaçlarındaki derin ayrışmayı gösterir. Şehzade Yakup Çelebi’nin, babasının ölümünden hemen sonra hile yoluyla çadıra çağrılarak boğdurulması ise Çandarlı Ali Paşa ve I. Bayezid tarafından yürütülen planlı bir iktidar hamlesinin somut kanıtıdır.
Savaştan hemen sonra kaleme alınan birinci el arşiv vesikaları, olayı kişisel bir "yaralı suikastı" olarak değil, doğrudan askerî bir yarma harekâtı olarak kaydetmektedir. Floransa Devlet Arşivi'nde bulunan 20 Ekim 1389 tarihli vesikada (Archivio di Stato di Firenze, Missive, Filza 21, varak 104r-105v), Bosna Kralı I. Tvrtko’nun zafer mektubuna verilen cevap yer alır. Bu resmî yazışmada, savaş meydanını yaran 12 kişilik mızraklı bir süvari grubunun Murad'ın muhafız hattını aşarak doğrudan otağına ulaştığı ve Osmanlı hükümdarını katlettiği bildirilir. Benzer şekilde Paris Ulusal Kütüphanesi'ndeki kayıtlarda (Bibliotheque Nationale de France, Ms. fr. 22542, Philippe de Mezieres) ve Vatikan Kütüphanesi'ndeki Bizans kroniklerinde (Codex Vaticanus Graecus 153, Laonikos Chalkokondyles) Sırp soylusu Milos'un teslim olma numarası yapmadığı, atını doğrudan I. Murad’ın üzerine sürerek mızrakla vurduğu aktarılır. Batı ve Sırp belgelerinde askerî bir zafiyet ve cephe yarılması olarak ifade edilen bu durum, Osmanlı kroniklerinde olayın üzerini örtme ve meşrulaştırma gayesiyle "münferit bir şehadet ve yaralı suikastı" olarak işlenmiştir.
Osmanlı tarihi yazıcılığında I. Murad’ın ölümü, zaman geçtikçe askerî bir başarısızlıktan dinî bir "şehadet mucizesine" dönüştürülmüştür. Ahmedi’nin Dastan-ı Tevarich-i Al-i Osman eserinde (Süleymaniye Kütüphanesi, Ayasofya Nüshası, No: 3303) Murad’ın zaferden sonra meydanda dolaşırken "kafirler içinde saklanan bir melun" tarafından vurulduğu kısa ve kapalı ifadelerle aktarılır. Aşıkpaşazade’nin Tevarich-i Al-i Osman nüshalarında (Biblioteca Apostolica Vaticana, Cod. Vat. Turco 110, varak 45a-46b) ise olay ayrıntılı bir anlatıya dönüştürülür; Murad’ın savaştan önce "şehit olmak için dua ettiği" belirtilerek olay ilahi bir takdire bağlanır ve Miloş Obiliç’in "Padişahın elini öpüp Müslüman olacağım" bahanesiyle yaklaştığı kurgulanır. Mevlana Neşri’nin Kitab-ı Cihannüma metninde (Osterreichische Nationalbibliothek, Cod. Mxt. 343, varak 88a-89b) muhafızların Miloş’u engellemek istediği ancak I. Murad’ın "Bırakın gelsin" diyerek izin verdiği yazılır. Bu detay, koruma zafiyetini padişahın kendi iradesine bağlayarak bürokrasiyi ve muhafızları sorumluluktan kurtarma işlevi görür.
Osmanlı kroniklerinin ortaklaşa kaydettiği en kritik aşama, Murad henüz can çekişirken veya öldüğü an Sadrazam Çandarlı Ali Paşa’nın aldığı kararlardır. Çandarlı Ali Paşa, iktidar boşluğu yaratmadan merkezî bürokrasinin kontrolünü korumak adına Murad’ın ölümünü ordunun sol kanadından gizlemiş ve diğer oğul Şehzade Yakup’a haber uçurmadan onu doğrudan çadıra çağırmıştır. Eşzamanlı olarak I. Bayezid, sağ kanatta zafer kazandıktan sonra kardeşine karşı askerî ve siyasi üstünlük sağlamak amacıyla hızla otağa geçip tahta oturmuştur. Şehzade Yakup ise "Baban seni otağa çağırıyor" denilerek çadıra çekilmiş, taht kavgasını başlamadan engellemek ve rakip kanadı tasfiye etmek maksadıyla kementle boğdurulmuştur. Erken dönem Osmanlı bürokrasisinde Çandarlı ailesinin gücü düşünüldüğünde, Ali Paşa ile Bayezid arasındaki bu hızlı koordinasyon, olayın anlık bir kriz yönetiminden ziyade önceden kurgulanmış veya anında devreye sokulmuş bir saray darbesi olduğunu gösterir.
Birincil kaynakların mukayeseli analizi neticesinde; savaştan hemen sonra yazılan Batı belgeleri olayı bir askerî yarma ve koruma zafiyeti olarak sunarken, olaydan onlarca yıl sonra yazılan Osmanlı kronikleri suikastı "kaderî bir dua" ve "münferit bir kalleşlik" olarak kurgulamıştır. Osmanlı resmi tarihçiliği, ordunun merkezindeki güvenlik açığını ve padişahın öldürülmesini "şehadet mertebesi" ile örterek devletin prestij kaybını engellemiştir. I. Murad’ın ölümüyle eşzamanlı olarak Şehzade Yakup’un tasfiyesi, Çandarlı Ali Paşa bürokrasisi ile I. Bayezid’in iktidarı merkezileştirme hamlesidir. Şehzade Yakup’un katli, Osmanlı tarihindeki ilk sistemli "devletin bekası için kardeş katli" uygulaması olarak tarihe geçmiştir. Sonuç olarak I. Kosova Muharebesi sahasında yaşananlar, sadece bir dış savaşın sonu değil, Osmanlı merkezî idaresinin Çandarlı-Bayezid ekseninde yeniden yapılandırıldığı kanlı bir iç iktidar intikalidir.
Özgür Yıldız












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: [email protected]