Osmanlı torunuyum diye Atatürk'e "çemkirenleri iyi anlamak, tanımak gerekir..

23-01-2026, 11:04           
Osmanlı torunuyum diye Atatürk'e "çemkirenleri iyi anlamak, tanımak gerekir..
Osmanlı torunuyum diye Atatürk'e "çemkirenleri iyi anlamak, tanımak gerekir..
”Sakın Türkü insan sanma
Bir an bile olsa Türkle birlikte olma.
Türk eline şeker alsa o şeker zehir olur.
Türk’ün başını keserken sakın gam yeme.
Baban da olsa Türkü öldür. ”
1912 yılında Sebilürreşat dergisinde çıkan bir yazıda ”Türk” kelimesinin kullanılması, dinsizlik, kafirlik sayılıyordu. ”Türk Hükümeti”, ”Türk Ordusu”, ”Türk Ülkesi”deyimlerinin Osmanlı halkı üzerinde rahatsızlık yarattığı biliniyordu.
1913 tarihli ”Mecmuai Ebuzziya” dergisi’nin 94. sayısında:
"Bizim Türklüğümüz sembolizmden başka bir şey değildir. Bizler yani Türkler Müslümanlık içinde erimişizdir. Türk falan değil sadece müslümanız denilmektedir. Üniversite de profesörlük de yapmış olan Ahmet Naim 1913 yılında yazdığı ”İslamda Davai Kavmiye” adlı kitabında, Türk’e karşı savaş açılmış ve ”Türkün geçmişini bilmesine ve öğrenmesine ihtiyaç yok, gerekli olan şeriatı öğrenmektir demiştir. 1919-1920 yıllarında Şeyhülislamlık görevine getirilmiş ve padişahla birlikte ülkeden kaçmak zorunda kalmış olan Mustafa Sabri Efendi ise Türk’e Türklük benliğini vermek isteyenlere ”soysuzlar” yakıştırmasında bulunmuştur.”
İstanbul alındıktan sonra Osmanlı yönetiminde, devletin en yüksek yürütme organları Türk’e kapalı tutulmuş, devlet adamlarının yetiştirildiği Enderun okullarına Türkler alınmamışlardır.
Falih Rıfkı Atay, ”Batış Yılları” adlı eserinde şunları yazıyor.
”Kendime ilk defa ne zaman Türk dediğimi hatırlamıyorum. Bizim çocukluğumuzda Türk kaba ve yabani demekti. İslam ümmetinden ve ”Osmanlı” idik. İlmihallerde baş dersimiz ”Din ile milliyetin bir olduğunu öğrenmekti.”
Vatan sözü yasaktı. Onu ben büyüyüp de Namık Kemal‘i okuduğum günlerde kitapta gördüm. Kulağımla ancak meşrutiyette duydum. Padişah kulları idik. Okul çıkışlarında sıraya girer.”Padişahım çok yaşa” diye bağırırdık.
Beyoğlunda yan sokakların çoğunun adı Fransızcadır ve Fransızca yazılmıştır. Büyük Kulüp’ün adı ”CErlced Orient’dir. Dili Fransızcadır.”Karşı” Türkleri’nin de Türkçe konuştukları pek duyulmaz. Bu Tanzimat tipi ”Batılı” ile bugünkü batılı Türk arasında hiç bir benzerlik aramayınız. O Türklüğünden utanan ,Türklüğünü saklayan bir alfrangadır. Bir göbek,çoğu iki, nihayet üç göbek öncesi anadolu’nun bir kasaba veya köyünden çıkan bu Türkler, Saraya yahut Babıaliye çıkınca ilk şileri soylarını da, soyadlarını da unutmak olur.
Okullarda Arapa Arap, Arnavuta Arnavut, Ruma Rum fakat kendimize Osmanlı derdik.”
Ziya Gökalp‘e kulak verelim;
”Bu milletin yakın zaman kadar kendisine mahsus bir adı bile yoktu. Tanzimatçılar ona,”Sen yalnız osmanlısın. Sakın başka milletlere bakarak sende milli bir ad isteme. Milli bir ad istediğin dakikada Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasına sebep olursun demişlerdi. Zavallı Türk, vatanımı kaybederim korkusu ile ”Vallahi Türk değilim. Osmanlılıktan başka hiç bir içtimai zümreye mensup değilim demeye mecbur edilmişti.(Türkçülüğün Esasları sy 34)
Fuzuli’nin bir şiirinin son mısrasında neler dediğine bir bakalım;
”Fuzuli gökten yere insen sana yer yok..!
Yürü var gel,ya Araptan,Ya Acemden”
Birinci Dünya savaşı sırasında Yakup Kadri yurtdışındadır. Onun satırlarından aynen alıntı yapıyoruz. ”Bir Mayıs sonu ya da Haziran başı idi. Bağımsız fakat bütün kalbi ile İttifak devlerinin zaferini kutlayan bir Avrupa şehrinde, başım eğik, gözlerim yaşlı dolaşıyordum. Yüreğimde derin bir uçurum, kafam bir cehennemdir. Gün geçmiyor ki bir mağazada, bir lokantada Türk olduğum anlaşılınca acı bir alay edilme veya ağır bir hareketle karşılaşmayayım. Lakabımız ”makak’tı (bir çeşit şempanze maymunu türü)Gönül verdiğimi genç kızlar Türklüğümüzü sezince bizden iğrenip kaçıyordu. İşte o şehrin bu cehhennem atmosferi içinde, birgün, yılgın çekingen dolaşırken, gözlerim ansızın, bir gazete satıcısının sergisinde, bir sürü gazete adı ve başlıkları arasında, iri harflerle dizilmiş şu satırlara ilişiverdi; ”Bir Türk generali itilaf kuvvetlerine karşı yeniden harbe hazırlanıyor.”Titreyerek gazeteyi aldım.Yürürken, okuyorum;
”Mustafa Kemal Paşa adında bir Türk generali.” (Yakup Kadri Karaosmanoğlu,Atatürk 1971 sy24,25)
Yazımıza Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘ün bir hatırası ile son verelilm.
”Şair Mehmet Emin Yurdakul’un ilk def, Manastır askeri idadisi’nde öğrenci iken okuduğum , ”Ben Bir Türküm, dinim, cinsim uludur” mısrası ile başlayan manzumesinde, bana ilk gençliğimin gururunu tattıran, ilk manayı bulmuştum.
Fakat ben asıl, orduya ilk katıldığım günlerde, bir Arap binbaşı’nın Kavm-i Necip evladına sen nasıl kötü muamele yaparsın” diye tokatladığı bir Anadolu çocuğunun iki damla gözyaşında Türklük şuuruna erdim. Onda gördüm ve kuvvetle duydum. Ondan sonra Türklük benim derin kaynağım, en derin övünç menbaım oldu. Benim hayatta yegane fahri servetim Türklük’ten başka bir şey değildir.
Kaynakça : Türk ve Türklük,TSE sy19
Tur On Ok '' Hajra Turan ''
TEREF












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: [email protected]