Vatanı Satmakla Suçlanan "Korkak" Paşa'nın Gerçek Yüzü!
7-03-2026, 09:54

Yıl 1914...
İmparatorluk ölüm kalım savaşında. Düşman sınırlarımıza dayanmış, başkentten cepheye kesin ve net bir emir geliyor: "Derhal topyekün taarruza kalkın ve düşmanı yok edin!"
Askerler vatan için kanını dökmeye hazırken, o koskoca ordunun en tepesindeki adam, Başkomutanlığın emrine açıkça karşı çıkıyor. "Savaşmam" diyor. "Bu taarruzu yapamam."
Üstleri çıldırıyor. Dönemin en kudretli ismi, Başkomutan Vekili bizzat cepheye, onun çadırına kadar geliyor ve yüzüne haykırıyor: "Eğer Harbiye'den hocam olmasaydın, seni şu an burada kurşuna dizdirirdim! Seni korkaklıkla, cesaretsizlikle suçluyorum!"
Düşünün... Vatan işgal tehdidi altında. Emrinizde koca bir ordu var. Ve siz, en kritik anda, vatan savunulurken taarruz etmeyi reddediyorsunuz. Size "korkak" denmesine boyun eğip istifanızı basıyor, savaşın en hararetli anında komutayı bırakıp İstanbul'a, sıcak evinize dönüyorsunuz.
Okurken içinizden "Savaş zamanı ordu komutanı görevden mi kaçar! Böyle korkaklık, böyle ihanet mi olur?" diye geçirip o Paşa'ya öfkelenmiş olabilirsiniz. Tıpkı o günkü komuta kademesinin öfkelendiği gibi...
Şimdi o dönemin kanlı perdesini aralayalım.
O "korkak" denilen, görevden kaçmakla suçlanan komutan; Osmanlı 3. Ordusu'nun Başkumandanı Hasan İzzet Paşa'ydı.
Ve o taarruzu reddetmesinin sebebi, düşmandan korkması değil; yaklaşan o büyük ve sessiz felaketi iliklerine kadar hissetmesiydi.
Hasan İzzet Paşa, emrindeki askerlerin durumunu çok iyi biliyordu. Çoğunun ayağında çarık bile yoktu, yazlık elbiselerle dondurucu soğuğun ortasında tir tir titriyorlardı.
Başkomutan Vekili Enver Paşa, kışın ortasında o amansız taarruz emrini verdiğinde, Hasan İzzet Paşa tarihe geçen şu isyanı etmişti:
"Askerin kışlık donanımı eksiktir. Bu şartlar altında, eksi 30 derecede Allahuekber Dağları'na taarruz etmek, düşmanla değil, tabiatla savaşmaktır. Asker kırılır! Taarruz cinayettir, ilkbaharı bekleyelim."
Bu sözleri yüzünden "korkak" ilan edildi.
Askerlerini o beyaz cehenneme sürmeyi reddettiği için vatan haini muamelesi gördü ve görevden el çektirildi. İstifasından sadece birkaç gün sonra, onun yerine komutayı alanlar o meşhur taarruz emrini verdi.
Sonuç mu? Tarihimizin en acı sayfalarından biri: Sarıkamış Harekatı.
Hasan İzzet Paşa'nın gözünden sakındığı, "kıyamam" dediği o vatan evlatları, düşmana tek bir kurşun bile atamadan o dağlarda donarak şehit oldu.
O gün vatanı satmakla, korkaklıkla suçlanan Hasan İzzet Paşa; aslında on binlerce vatan evladını o beyaz ölümden kurtarmak için kendi kariyerini, rütbesini ve onurunu hiç düşünmeden feda eden büyük ve vicdanlı bir askerdi. Haklılığı, ne yazık ki on binlerce canın faturasıyla, çok acı bir şekilde kanıtlanmıştı.
Bazen en büyük cesaret, "korkak" damgası yemeyi göze alıp o yanlışa "Dur" diyebilmektir.
Kaynakça;
ATASE Arşivleri 18-19 Aralık 1914 Telgraf Yazışmaları
Köprülülü Şerif İlden: Sarıkamış
Erdal Topal

