Filistin’de İsrail devleti kurmak isteyen İngiliz Kralı Edward, buna engel olmamasını Atatürk’e söylemek için 1937’de İstanbul’a geldi
19-03-2026, 15:54

Filistin’de İsrail devleti kurmak isteyen İngiliz Kralı Edward, buna engel olmamasını Atatürk’e söylemek için 1937’de İstanbul’a geldi. Sevgilisi Fransız Prensesi Virjini de kaçak yolcu olarak yatındaydı. Dolmabahçe’de o akşam protokol yemeği yerken, Kral Edward
Atatürk'e niyetini açtı. Atatürk’ün ona yanıtı kesindi:
Ben sağ olduğum sürece buna asla izin vermem!”
Mustafa Kemal, Dolmabahçe yemeğinde, İngiliz kralına ve birlikte hareket ettikleri aşikâr olan Fransızlara verdiği cevabı Ankara’ya döner dönmez mecliste yaptığı nutukla Türk halkına ve dünyaya açıkladı:
“Filistin’e el sürülemez!”
"Arapların Avrupa siyasetine nüfuz edemeyip bu “sözde istiklal” kelimesine inandıkları ve bu uğurda Arap memleketlerini Avrupa emperyalizmine esir kıldıkları çok
şayanı teessüftür. Arapların arasında mevcut olan karışıklığı ve hoşnutsuzluğu kimse bizim
kadar bilemez. Biz vakıa bir kaç sene Araplardan uzak kaldık. Fakat şimdi kendimize kâfi
derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için İslamiyet’in mukaddes yerlerini Musevilerin
ve Hıristiyanların nüfuzunun altına girmesine mani olacağız. Binaenaleyh şunu söylemek
istiyoruz ki buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz.
Biz şimdiye kadar dinsiz ve İslamiyet’e lakayt olmakla itham edildik. Fakat bu ithamlara
rağmen Peygamberin son arzusunu yani, mukaddes toprakların daima İslam hâkimiyetinde
kalmasını temin için hemen bu gün kanımızı dökmeye hazırız.”
“Cedlerimizin, Selâhaddin`in idaresi altında, uğrunda Hıristiyanlarla mücadele ettikleri
topraklarda yabancı hâkimiyet ve nüfuzunun tahtında bulunmasına müsaade etmeyeceğimizi
beyan edecek kadar bu gün, Allah`ın inayeti ile kuvvetliyiz. Avrupa bu mukaddes yerlere
temellük etmek için yapacağı ilk adımda bütün İslam âleminin ayaklanıp icraata geçeceğinden
şüphemiz yoktur.”
Dünya basınında ilk yer aldığı yer: Bombay Cronicle 27.07.1937
Türkiye basınında: Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi
Atatürk, sadece bu cevapla yetinmedi. Düşmanın niyetini bu kadar açık söylemesini
ciddiye aldı ve Filistin’e doğru bir hamle yaptı; tebdil kıyafetle Fransız işgali altındaki
Antakya’ya gitti, sivil direniş başlattı, çalışmaların sonucunu halkoylamasıyla aldı, Antakya
Fransız işgalinden kurtuldu, bize katıldı. Böylece Filistin halkına daha yakın olduk. (20 yıl
sonra Antakya yeniden oylanacak, buna dikkat edilmeli!)
Fransa, muhtemeldir Antakya’nın rövanşını Dersim’de isyan çıkartarak aldı. Sivas
Kongresine koruma desteği de veren Diap/Taip Ağa’nın bütün oğulları ve torunları orada
öldürüldü.
Diğer yandan İngilizler, İsrail devleti kurmanın önündeki en büyük engelin Mustafa
Kemal olduğunu gördüler. Muhtemeldir, Atatürk’ü ölüme götüren yanlış tedavi için gizli
servislerini seferber ettiler.
Daha eskiye gidersek, Kral Edward’ın ana rahmine düştüğü günlerde, annesiyle pek
sıkı fıkı olan, karşılıklı ziyaretlerin aylar süren saray misafirlikleri biçiminde yapıldığı Sultan
Aziz zamanında, o samimiyetle, Osmanlı Musevilerinin Filistin’de toprak satın almalarına
izin kopartılmıştı. İşte o topraklara Avrupa’dan Yahudi taşıyarak bir devlet kurmaktı niyetleri.
Doğu Avrupa’dan insanları gönüllü o topraklara taşımanın olanaksızlığı da ortadaydı,
bunun için bir Hitler yaratılmalıydı! Yaratıldı. Danimarkalı Yahudi şirketleri silah ve
gemileriyle onun hizmetindeydi. Bir bahaneyle savaş başlatılacaktı, Polonyalı bir asker
Alman sınırını taciz etti ve Hitler Polonya’ya saldırdı, hiç direnişle karşılaşmadan, Polonya
ordusunu da yanına alarak ilerledi. Sonuç ortada; İsrail doğdu! Polonya’ya saldırı günü olan 1
Eylül 1939 tarihi Dünya Barış Günü ilan edildi!
Şimdi İsrail devleti büyütülecek, yine bir Hitler’e ihtiyaçları var! Yine savaşı başlatma
bahanesi lazımdı; bir mavi gemi dolusu insan İsrail sınırını taciz etmeye gitti!
29 Mayıs İstanbul’un fetih günü, bu iş için belirli gün olarak seçilmiş görünüyor.
29 Mayıs 2010 günü, İstanbul’daki bütün kutlama afişlerinde AY YILDIZ, MAVİ-
BEYAZDI!
29 Mayıs 2010 günü, İsrail açıklarında demirleyen o geminin adı MAVİ MARMARA
gemisi idi.
29 Mayıs 1453 günü, Fatih Sultan Mehmet’in ödünç aldığı teknelerin sahipleri de
Galatalı Mavi-Beyaz Bayraklı Yahudi korsanlarıydı.
Avrupa’da Hitler bu kanlı oyuna direnen, teslim olmayan Yahudileri öldürdü, teslim
olanları ise Danimarka’nın mavi gemilerine yükleyip Filistin’e götürdü.
Acaba şimdi, İsrail’in içinden büyük lobiye direnenlere midir bütün o çalımlar? İsrail’i
büyütme savaşına direnen olmasın, yani bir daha MAZADA olmasın diye midir bu tezgâh?
“Mazada” sözünü ilk kullanan Bush’tur. 2001’de “3. bin yılın haçlı seferini başlattık,
bir daha MAZADA olmayacak” dedi. Bununla, MS.70’de, Doğu Akdeniz’de Roma’ya vergi
vermemek için, Filistin halkının arasına karışıp onlarla birlikte on yıl direnen bir Yahudi
korsandan söz ediyordu.
O sözün açılımı bugün karşılığını buluyor: Büyük efendileri İsrail’in içinden direnen
kimse istemiyor, direneni öldürecekler. Ama kendi elleriyle değil, yarattıkları Hitler’in eliyle.
Onlar için sorun şu:
Ya Türk ordusu Hitler’in ordusu olmayı reddederse!
Ya Atatürk’ün Filistin’i nasıl savunduğunu hatırlayan komutanlar çıkarsa!
2.6.2010
Mahiye Morgül
Cevaben gelen mektup:
Sayın Mahiye Hanımefendi ,
BLACK NOBILITY ve Kral Edward VIII ın şeceresini tekrar yolluyorum.
Sevgi ve saygılar
FİLİSTİN VE ATATÜRK konusuna ilişkin , Atatürk ile 4 Eylül 1936 da
Dolmabahçe sarayında Filistinde İsrail devleti kurulması konusunda konuşan ve Atatürk ten
" Ben sağ olduğum süre buna izin vermem " cevabını alan Kral Edward VIII ın şeceresi altta ,
( BLACK NOBILITY )
İngiliz Windsor Hanedanlığından Kral Edward VIII Pro-Nazi olduğu bilinir ve birçok
belgelerle Hitler yanı tutumu belgelenmiştir, ancak Anneannesi Alman yahudilerinin
Wurtenbergh ve Hanover hanedanlığından gelmekte .
İngiliz Kralı Edward VIII ( Atatürk le 4 Eylül 1936 ta Dolmabahçe sarayında görüşen)
şeceresi .
http://en.wikipedia.org/.../Edward_VIII_of_the_United...
1937’de Hitler onun karısının elini böyle samimi sıkıyor. Hanedan dışından evlenip
kırallıktan ayrıldı, Windsor dükü olduğu zamandı.
KING Edward VIII in ANNEANNESİ (PRINCESS MARY ADELAIDE ) (Alman
Yahudisi- House of Wurtenbergh ve House of Hanover )
http://en.wikipedia.org/.../Princess_Mary_Adelaide_of...
Adelaine’nin büyük baba adlarında en önemli isim Adolphus ve Adolf! (Adolf Hitler
ile adaş!
Jews in the house of Wurtenbergh GERMANY
http://www.jewishencyclopedia.com/view.jsp?artid=294...
BLACK NOBILITY
http://relay4thetruth.blogspot.com/.../who-are-black...
MAZADA üzerine 14 Ocak 2010 yazım:
(http://www.sivasmit.com/yazar.asp?yaziID=223)
Bush Kime “Bir daha Mazada Olmayacak” Dedi
2001’de, tam 3.bin yılın başında, İkiz Kuleleri toz bulutu haline getirip tek bir belge
iz bırakmadan yere indirdiklerinde, Yahudi lobisinin büyük hamisi Bush, ABD senatosunda
şunu demişti:
“Bir daha MAZADA olmayacak, 3.Bin yılın haçlı seferini başlatıyoruz.”
“Mazada” ne ki demiştim. Asıl şifre bunda olmalıydı. Herkes “Haçlı seferi açtık dedi,
özür dilesin” diyorken, ben Mazada’yı araştırıyordum.
Üçüncü bin yıla o yıl girmiştik. Milatta yaşanmış bir MAZADA olayı olmalıydı.
Buldum. Filistin’de, MAZADA dağında, onların Yehudiye dedikleri yerde, MS. 60-73 gibi, yıllarca
Roma saldırısına direnmiş bir halk vardı. Saldıranlar on yıl sonra kalenin üzerine çıktıklarında görürler
ki 960 kadın erkek çocuk birbirini öldürmüşler. Sağ teslim olan yok.
Bu şehri Roma imparatoru niçin cezalandırdı acaba? Oysa şehrin yeni kralı Harod, Roma’nın
Cenevizli Yahudi zenginleri gibi, Yahudi tefeci-tüccardı. Cenevizli tefeciler Roma krallarına borç para
verir onları yağma yapmaları için savaşa gönderirlerdi.
Harod da, Roma’ya borç para vermişti. Roma komutanları, Şamsat’a, Gerger’e, Urfa’ya,
Kastabala’ya, Tigran Akarta’ya, özetle Mezopotomya’nın zengin kale şehirlerine sefer üstüne sefer
açıyorlar, bir türlü alamıyorlardı. Hatta Kastabala kralı Tarkan Di Mete ile İskenderun limanında
hakimiyet kavgası vardı.
Selevkos Uygarlığının Şaman Canlar (Komagene) kralı Oğuz Beyi 3.Anasıoğuz’a haber
salmışlar; Kastamonu’dan, Sinop’tan, Ankara’dan, Tokat’tan, Amasya’dan, Samsun’dan, Rize
Potomya’dan, bütün Karadenizden, Roma ordularından kaçarak Mezopotomya’ya sığınan herkesi
teslim etmesini, ya da onlara karşılık bütün hazineleri vermesini istemişler.
Şamşat kalesinin Başoğuzlu komutanı cevap vermiş; “Teklifinizi asla kabul etmeyiz. Siz bize
size katılan hainleri verin.” Büyük Karus’un soyundandı, başında al kurdele bağlıydı, ay yıldızlı
parasında Bazileus yani Başoğuzlu yazıyordu.
Roma askerleri kaleye saldırdı. Ama Şamsat kalesinden üzerlerine tüfekle veya barutla top
ateşi açıldı. Bu onların ilk kez gördükleri silahtı. Geri çekildiler. Dehşete düştüler. Silahı tarif ederken
“Üzerimize bir şey attılar, ben yandım mızrağım da yandı…” diyorlardı.
Bu sırada, Doğu Romanın kralı Markus Antonius Tarsus’taydı. Ona borç veren Yahudi tefeci
Harod, Filistin’den kalkıp gelmiş Tarsus’ta bekliyordu ki Adıyaman Oğuz Beyi yenilsin, o da
ganimetten payını alsın. Saldırının püskürtüldüğü, askerlerin panik halinde geri çekildiği haberini
alınca, Roma yenilecek nasılsa deyip kalktı gitti, kendi parasını bastırdı, Roma’ya vergi vermeyi
reddetti. Pelaz halkı onu bu hareketinde destekledi.
Harod, Kıbrıs’ın bakır madenlerini de kendi başına işletmeye başladı. Madende ve limanlarda
çalıştırmak için Mısır’dan köleler getirdi. (Bu kölelere Yahudi tüccarlar kendi yemediği domuz etini
verirlerdi. Daha sonra bu köleler Hıristiyan edildiler.)
Kendine ayrı para bastıran, bağımsız krallığını ilan eden ilk Yahudi tüccar bu Harod’dur.
Onun bu devleti tarihte ilk Yahudi devleti olarak kabul edilir.
Fakat olanlar, onun kendini bağımsız kral ilan etmesinden sonra oldu. Cenevizli Yahudi bankerleri
onu affetmeyecekti.
Roma orduları tekrar tekrar Şamsat’a saldırdı. On yıl sonra, MS.69’da TigranAgarta ve
Gerger, 72’de Şamsat yenik düşünce, buralar yakılıp yıkıldı ve yağmalandı. Bütün hazineler Roma’ya
gidince (Mezopotomya’nın yerle bir edilişi, Sümer Uygarlığının bitişi) sıra Yehudiya’yı
cezalandırmaya geldi.
Filistin halkı, Roma’ya rest çekmiş olan Harod’u aralarına alarak Mazada dağında bir kale
şehir kurdular. Cenevizli Yahudi tefecilerin desteklediği Roma orduları Yehudiye kralının ve PELAZ
halkının üzerine yürüdü. Roma’ya karşı Mazada’da on yıl direndiler. Mazada şehrinin tarihe geçen bu
ünlü direnişini Samici tarihçiler kendi Yahudi tarihleri olarak yazarlar.
Pelaz halkı, Kuzedoğu Anadolulu, Amazon, kadınlı erkekli savaşa giden, gittiği yerde tarımı
başlatan, Anadolu Birleşik ordularıyla oraya gitmiş olan Kaşgari/Koçgiri Oğuz boylarından karışmış
bir halktı.
2 bin yıl sonra, 1948’de, aynı yerde ikinci defa bir Yahudi devleti kuruldu. Kurucusu bu kez
İngiliz - ABD Silah patronlarının Yahudi lobisidir, sermaye birikimi tarihini eşersek Cenevizli
Akdeniz korsanlarına kadar gider. (Fatih İstanbul’a girdiğinde kasalar tamtakırdı. Aynı saatlerde
Cenevizli korsanlar Bodrum Artemis müzesinin hazine odasını boşaltmakla kalmamış, bu dünya
harikasını yıkarak tarihe gömmekteydi!
Başa dönüyorum. “Bir daha Mazada olmayacak” diyen Bush, bunu ne için dedi acaba diye bir
daha düşünüyorum ve kendime soruyorum:
-İsrail bugünlerde Büyük Yahudi lobisiyle ters düşmeye mi başladı acaba?
-ABD, İsrail’e MAZADA’yı mı hatırlattı acaba?
-ABD’den ayrı bir yol izlersen seni de Mazada gibi affetmeyiz, demiş olabilir mi?
ABD bugünlerde kasalarını çoktan bitirdiği Avrupa ile de ters düşüyor, bilmem farkında
mısınız?
İsrail’in halkı da Amerikalı değil, Yahudi oldukları zorla alınlarına yazılmış, parayla satın
alınmış İsrail topraklarına adeta sürülmüş Avrupalı ve Asyalı alt gelir düzeyinde insanlardı. Harod
gibi, bugün İsrail’in menfaatleri Amerikan menfaatleriyle örtüşmüyor olabilir.
Gelelim Erdoğan-İsrail ilişkisine. Karşılıklı mafya dili çoktan girdi bu ilişkiye.
İsrail bence Erdoğan’a diyor ki, “Hamas gibi köktendinci bir yapıya destek vermeyin.”
Amerika’ya da diyor ki; “Ilımlı İslam programınız bana zarar veriyor.” Bunu, doğrudan Amerika’ya
diyemiyor da mafya usulü, Türkiye üzerinden diyor.
Bana bunları düşündürten söz Abdullah Gül’e aittir; “İsrail, yakın ve uzak uluslar arası
ilişkileri kopartmak niyetinde değilse bizden özür dilesin.”
Evet sayın okurum. İsrail şu anda MAZADA olmaya doğru sürükleniyor. ABD gibi Yahudi
silah lobisinin yönettiği dev bir ülkenin menfaatleri kendisinin kurduğu İsrail’in menfaatlerinden önde
geliyor… (Böyle gösterilmek isteniyor olması da muhtemeldir. Çünkü bu asimetrik savaştır.)
Öyle vahşidir emperyalist sermaye. Kendi kurduğu ileri karakolu daha ileri hedefler için ezer geçer.
Ki, onu kurmak için koskoca bir 2.dünya savaşı yaşattılar bize. Demek ki şimdiki savaşın
hedefleri ondan daha büyüktür, 3.bin yılın savaşıdır ki kendi kurduğu İsrail’i bile yutmayı göze alıyor.
Bizim TEKEL işçilerini anımsadım. Direnişe gelmiş Şamşatlı bir kardeşim diyor ki; “Bu Erdoğan’ın
hiç mi acıması yoktur, beş çocuğum var, ne yaparım ben?” Erdoğan’ın vicdanıyla ilgili bir şeydir
zannediyor.
Hey, Adıyaman TEKEL İŞSİZİ kardeşim!
Amerikan Yahudi tütün tekellerinin burada satması için senin tütün fabrikanın kapanması
lazım. Amerika Erdoğan’a bunu yapması için başbakanlık verdi, senin ona oy vermen için
Adıyaman’da tarikatlar kurdu, sen de ona oy verdin. Aslında sen o oyu, fabrikanı kapattıran
Amerika’ya verdin. Şimdi fark ettin değil mi?
Diyorsun ki “Ölüm orucuna başlarız, kefenleri giydik…” Mazada gibi…
Mazada, MAZ-ATA, Amazon atalı olmak, yani kadınlı erkekli ölümüne baş koymak… Bu
töre bizim Oğuz Ata töremizdi değil mi?
Mahiye Morgül
Çılgın Türkler Buraya.
TEREF

