ÇÖL CEPHELERİNİN EFSANEVİ FEDAİSİ: SÜLEYMAN ASKERÎ BEY

Bu gün, 15:14           
ÇÖL CEPHELERİNİN EFSANEVİ FEDAİSİ: SÜLEYMAN ASKERÎ BEY
Osmanlı Devleti’nin son döneminde yetişen en dikkat çekici askerî şahsiyetlerden biri olan Süleyman Askerî Bey, cesareti, teşkilatçılığı ve mücadele azmiyle Türk harp tarihinin unutulmaz isimleri arasında yer aldı. Henüz genç yaşlarında askerî çevrelerde dikkat çeken Süleyman Askerî Bey, özellikle gayrinizami harp alanındaki tecrübesiyle öne çıktı. Dönemin karmaşık siyasî ortamında cepheden cepheye koşan bu genç subay, imparatorluğun çözülme sürecinde en kritik görevlerin içinde bulundu. Onun hayatı, Osmanlı Devleti’nin son yıllarında verilen varlık mücadelesinin en dramatik örneklerinden biri hâline geldi.
Trablusgarp Savaşı yıllarında gönüllü subaylar arasında Libya’ya giden Süleyman Askerî Bey, bölgedeki yerel direnişin örgütlenmesinde aktif rol üstlendi. Düzenli ordunun sınırlı imkânlarla mücadele ettiği bu dönemde halk desteğini esas alan savaş yöntemleri büyük önem taşıyordu. Süleyman Askerî Bey, aşiretlerle temas kurarak yerel güçlerin direnişe katılımını sağlamaya çalıştı. Sahada edindiği tecrübeler, ilerleyen yıllarda Teşkilat-ı Mahsusa bünyesinde yürütülecek faaliyetlerin şekillenmesinde etkili oldu. Çöl şartlarında yürütülen bu mücadele, onun askerî karakterini sertleştiren en önemli dönemlerden biri kabul edilir.
Daha sonraki süreçte Teşkilat-ı Mahsusa içerisinde görev alan Süleyman Askerî Bey, istihbarat, propaganda ve direniş faaliyetlerinde etkin roller üstlendi. Balkanlar’dan Kafkasya’ya uzanan geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren teşkilat, Osmanlı Devleti’nin klasik harp yöntemlerinin ötesine geçen bir mücadele anlayışı geliştirmeye çalışıyordu. Süleyman Askerî Bey de bu yapının en hareketli ve en aktif isimlerinden biri hâline geldi. Yerel unsurlarla ilişki kurabilme kabiliyeti, hızlı karar alma yeteneği ve risk almaktan çekinmeyen yapısı sayesinde dönemin önde gelen teşkilatçı subayları arasında gösterildi.
Balkan Savaşları sonrasında Osmanlı Devleti ağır bir askerî ve siyasî kriz içine girerken, Süleyman Askerî Bey devletin toparlanma çabalarında görev alan isimler arasında bulundu. İmparatorluğun birçok bölgede otorite kaybı yaşadığı bu dönemde, merkezî yönetim çeşitli direniş ve savunma planları üzerinde çalışıyordu. Süleyman Askerî Bey’in özellikle aşiretler ve yerel güçlerle kurduğu ilişkiler, Irak ve Basra hattında ilerleyen İngiliz kuvvetlerine karşı direniş hazırlıklarında önem kazandı. Bu süreçte askerî mücadele kadar moral ve motivasyonun da belirleyici olduğu düşünülüyordu.
I. Dünya Savaşı sırasında Irak Cephesi’nde görev alan Süleyman Askerî Bey, Basra bölgesindeki Osmanlı kuvvetlerinin başında İngiliz ilerleyişini durdurmaya çalıştı. Basra Valiliği ve 38. Fırka Komutanlığı görevlerini üstlenen genç komutan, son derece sınırlı imkânlarla geniş bir cephede mücadele yürüttü. Bölgedeki aşiretlerden destek sağlamaya çalışırken bir yandan da İngiliz kuvvetlerinin lojistik üstünlüğüyle karşı karşıya kaldı. Özellikle Rota ve ardından gerçekleşen Şuayyibe Muharebesi sırasında ağır çatışmalar yaşandı. Kaynaklarda, yaralanmasına rağmen cepheden ayrılmadığı ve mücadeleyi sedye üzerinde sürdürdüğü aktarılır.
Şuayyibe Muharebesi’nin başarısızlıkla sonuçlanması Osmanlı kuvvetleri açısından büyük bir sarsıntı oluşturdu. Beklenen aşiret desteğinin tam anlamıyla sağlanamaması, ağır kayıplar verilmesi ve İngiliz ilerleyişinin durdurulamaması Süleyman Askerî Bey üzerinde derin bir psikolojik baskı meydana getirdi. Görev anlayışı son derece güçlü olan genç komutan, yaşanan geri çekilmeyi kişisel sorumluluk duygusuyla değerlendirdi. 14 Nisan 1915 tarihinde, henüz 31 yaşındayken yaşamına son verdi. Ölümü, Osmanlı askerî çevrelerinde büyük üzüntü yarattı ve dönemin en trajik hadiselerinden biri olarak hafızalara kazındı.
Bugün Süleyman Askerî Bey, Türk askerî tarihinin fedakârlık sembollerinden biri kabul edilir. Özellikle gayrinizami harp anlayışı, saha teşkilatlanması ve direniş örgütleme faaliyetleri bakımından öncü isimler arasında gösterilir. Kısa süren hayatına rağmen Trablusgarp’tan Irak çöllerine uzanan mücadele hattında bıraktığı iz, onu yakın dönem Türk tarihinin en dikkat çekici subaylarından biri hâline getirdi. Birçok tarihçi tarafından cesareti, hareket kabiliyeti ve mücadele ruhuyla anılan Süleyman Askerî Bey’in hikâyesi, imparatorluğun son yıllarındaki çetin direniş döneminin en çarpıcı örnekleri arasında yaşamaya devam ediyor.
Derleyen: Alper Alpkunt / Tarih ve Düşünce Notları
Kaynakça:
- Teşkilat-ı Mahsusa Tarihi
- Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi Irak-İran Cephesi
- İttihat ve Terakki
- Türkiye’de Çağdaşlaşma
- Osmanlı Belgelerinde Teşkilat-ı Mahsusa












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru