SICAK ANALİZ BUGÜN GÜNLERDEN HASAN TAHSİN..
Bu gün, 00:06

Bir dönemin en popüler saray bülbüllerinden, kod adı “ROK” olan “gazeteci” kılıklı şerefsiz Rasim Ozan Kütahyalı, dün, yasa dışı bahis operasyonu kapsamında gözaltına alındı. Bu işler böyledir… Kullanım süren dolunca, gözünün yaşına bakmaz lağıma süpürürler. Bugün, bir zamanlar beraber yiyip içtikleri, yatıp kalktıkları, aynı kaba çiş ettikleri saray aparatları diğer yalakalara baktım. Doğrusunu söylemek gerekiyorsa hiç şaşırmadım. Hep bir ağızdan sallamışlar. Yatak arkadaşlarını satmışlar…
Kullanım süresi halen devam eden saray aparatı” gazeteci”leri de, Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu yandaşı “gazeteci”leri de aynı son bekliyor. Hepsinin farklı deliklerden nasıl lağıma atıldığını yaşarsak göreceğiz… Önceki gün bir zamanların yalamaları Mehmet Akif Ersoylar, Veyis Ateşler… Dün Rasim Ozan Kütahyalılar…Sonları hep aynı olacak; lağım çukuru!..
***
(Ayraç koydum ki; o pisliklerle aşağıdaki satırlar karıştırılmasın)
Bugün 15 Mayıs…
Şehit gazeteci Hasan Tahsin’in saygıdeğer ruhu önünde bir kez daha saygı ve minnetle eğiliyorum…
İlk kurşun;
İzmir’i Yunanlara teslim etmek istemeyenlerce “Redd-i İlhak Heyeti Milliyesi” isimli bir dernek kurmuşlardı. 14 Mayıs’ı 15 Mayıs’a bağlayan gece binlerce İzmir’li eski musevi mezarlığında (Maşatlık meydanı) toplanmıştı. Bu esnada İngiliz, Fransız, Amerikan, İtalyan ve Yunan zırhlıları İzmir Körfezi’nde bulunuyordu. Kalabalığa hitap eden önemli bir isim, o zamanın Belediye Başkanı Hacı Hasan Paşa’ydı. Belediye Başkanının yanı sıra topluluğa hitap eden bir diğer önemli isim ise Hukuk-u Beşer gazetesinin başyazarı olan Hasan Tahsin’di. Halkı direnmeye çağırıyorlardı.
Hasan Tahsin, konuşmasında Paris Barış Konferansı kararlarını sert bir dille eleştiriyor, gazetede yazdığı gibi “Burayı Yunan’a vermeyeceğiz. Vermek isteyen kuvvetle paylaşacak kozumuz var” diyordu. Bu geceye yakın akşam üzeri Moralızade Halit Bey, Mustafa Necati ve Ragıp Nurettin’in bir grup vatansever ile birlikte hazırladığı, “Redd-i İlhak Heyeti Milliyesi” tarafından dağıtılan bildiride;
“…Ey bedbaht Türk!.. Yunan hakimiyetini kabule taraftar mısın? Artık kendini göster. Tekmil kardeşlerin Maşatlık Meydanındadır. Oraya yüzbinlerle toplan.. Orada zengin, yoksul, bilgin, cahil yok. Fakat Yunan egemenliğini istemeyen bir mutlak çoğunluk var. Geri kalma!.. Binlerle, yüzbinlerle Maşatlık’a koş. Ve Milli Kurul’un buyruğuna uy…” yazıyordu.
15 Mayıs 1919 sabahı saat 7:30 sıralarında Hasan Tahsin, Konak Meydanı Kordonboyu’nda koyu renkli takım elbisesi ile bekliyordu. Önce Yunan gemilerinden Patris ve Atronitos isimli gemiler Pasaport’a yanaştı ve bir grup Yunan Efzon Alayı saat 08:55 sıralarında askeri gemiden inerek karaya çıktı. Temiastokles gemisi ise 5’nci Piyade Alayı’nı Punta iskelesine çıkardı. Bunlar Punta’dan ilerleyerek Kadifekale’yi işgal edeceklerdi. Bu esnada onbinlerce yerli Rum ellerindeki Yunan bayrakları ve çiçekler ile Kordonboyu’nu kaplamışlardı. İzmirli Rumlar, işgal haberini 13 Mayıs Salı günü öğleden sonra Aya Fotini Kilisesi’nde Yunan albay Mavrudis tarafından okunan Venizelos’un beyannamesiyle öğrenmişlerdi. Kalabalık inen Yunan askerlerine alkış tutuyordu. Gelen askeri tabur, İzmir Metropoliti Hristostomos tarafından takdis edildi. Metropolit Yunan bayrağını öptü ve bu esnada ağladığı görülüyordu. İlk Yunan taburu daha sonra buradan yaya olarak Hükumet konağı, kışla, kokaryalı istikametinden Karantina’ya doğru yürüyüşe geçti.
Yürüyüş kolunun baş tarafı kışla hizasını geçip yola saptıktan sonra, Hasan Tahsin kalabalığın arasından sıyrılarak öne geçti. Tahsin’in sesli bir şekilde “Olamaz, olamaz, böyle ellerini sallaya sallaya giremezler” diye söylendiği duyuldu. Tahsin, daha sonra yanında bulunan revolver ile düşmana ilk ateşi açtı. Tahsin ilk anda isimleri Basile Delaris ve Jorj Papakostos olan iki Efzon askerini öldürmüştü. Hasan Tahsin tabancasındaki tüm fişekleri düşman askerine karşı ateşlemişti. Böyle bir direniş beklemeyen Yunan Alayı şaşırmıştı. Daha sonra büyük kahraman gazeteci Hasan Tahsin, Yunan Alayı tarafından açılan ateş ve ardından süngüleme sonucunda, Kordonboyu’nda kalabalığın önünde henüz 31 yaşında şehit edilmişti.
***
Türkün en zor en dara düştüğü zamanlarda bir Mustafa Kemal bir Hasan Tahsin mutlaka ortaya çıkar…
İçimizdeki Rumlarda geldikleri gibi giderler!.
Bugün, başta Hasan Tahsin olmak üzere vatan uğruna şehit olan tüm gazeteci meslektaşlarımın aziz hatıraları önünde saygı ile bir kez daha eğiliyorum. Vatan, demokrasi, bağımsız laik Türkiye Cumhuriyeti uğruna mücadele veren ve hâlâ hapislerde tutulan tüm tarafsız, bağlantısız, dürüst gazeteci arkadaşlarımı saygı ile selamlıyorum.
Ahmet Takan
TEREF

