CEMAL PAŞA’DAN MUSTAFA KEMAL PAŞA’YA 11 HAZİRAN 1920 TARİHLİ MEKTUP

Bu gün, 07:14           
CEMAL PAŞA’DAN MUSTAFA KEMAL PAŞA’YA 11 HAZİRAN 1920 TARİHLİ MEKTUP
11 HAZİRAN 1920 - Cemal Paşa'nın, Moskova'dan Atatürk'e mektubu: "Benim Türkistan, Afganistan ve Hindistan dahilinde faaliyet göstermem Rusya hükümeti tarafından derhal kabul olundu. Ben o taraflarda, Halil (Kut) Paşa da İran taraflarında faaliyet göstererek zulüm ve istibdat altında asırlardan beri yaşamakta olan doğu milletlerini İngiliz istibdadından ve zulmünden kurtarmaya çalışacağız."
CEMAL PAŞA’DAN MUSTAFA KEMAL PAŞA’YA 11 HAZİRAN 1920 TARİHLİ MEKTUP
Cemal Paşa bu mektubunu 11 Haziran 1920 tarihinde Moskova’dan yazmış, ancak beraberinde Baku’ye getirerek, buradan da 2 Temmuz 1920 tarihiyle haşiye ilâve ederek göndermiştir. Cemal Paşa, bu mektubunda Afganistan ve Hindistan’da yapacağı faaliyetlerden söz etmekte, Mustafa Kemal Paşa’dan, Afganistan’da oluş­turacağı genelkurmay heyeti için bazı subaylar istemektedir.
Moskova’da on beş günlük mesaiden sonra Türkistan, Afganistan ve Hindistan dahilinde ibraz-ı faaliyet etmekliğim Rusya Hükümeti tarafın­dan kabul olundu. Halil Paşa da İran taraflarında ibraz-ı faaliyet edecek.
Şimdilik benim plânım, Afganistan Emiri’ne hilâfet-i İslâmiyenin ye Garp Türklerinin duçar olduğu tehlikeli inkirazı anlatmak, Mü’telif devletler elinde taksim olunmaktan Türkiye’yi kurtarmak maksadı ile Anado­lu’da teşekkül eden Türkiye İhtilâl Hükûmeti’nin bütün âlem-i İslâmın müzaheret-i maneviyesine muntazır bulunduğunu izah eylemektir. Bunun için Taşkent’e muvasalatımda Emir’den kabul edilmekliğimi rica edeceğim. Afganistan’a varmaktaki hakikî maksat Hindistan ihtilâlcileri ile temas hasıl etmek ve Hindistan’da gayet büyük ve mühim ihtilâl istihzarat ve teşkilâtı vücuda getirmektir. Bu hareketin başında ben bulunacağım.
Ben Afganistan’a vardıktan sonra maruz kalacağım ahvale nazaran ya Türkiye Hükûmeti’nin sefiri olmak veyahut Afgan Ordusunun tensikatına memur edilmek veyahut vaziyet-i hususiyemi muhafaza etmek şıklarından birini ihtiyar eyleyeceğim. Şayet birinci şıkka karar verirsem, esasen Kabil’e bir Türk sefirinin gönderilmesini Afgan Emiri ahiren sizden rica ettiği için bu vazifeyi bana tevdi etmeyi münasip görürsünüz zannederim. Şayet bu suretin benim için muvafık olmayacağına karar verir isem o zaman size telsiz telgraf ile maruzatta bulunurum. Siz de Büyük Millet Meclisi’nin vekâlet-i mahsusasını haiz bir murahhas-ı fevkalâdeyi Kabil’e gönderirsiniz. Esbak Halep Valisi Bedri Bey de benimle beraber Afganistan’a geliyor. Herhalde benim verebileceğim mukarrerata intizar etmeksi­zin şimdiden Bedri Bey’in sefir yapılmasını tavsiye edebilirim.
İkinci bir ricam daha var. Benim emelim Afganistan ordusunun ten­sik ve tanzimi vazifesini Emir’den almaktır. Bunun için bittabi Erkânıharbiyeye ihtiyacım var. Benimle çalışmak üzere evvelce teklif ettiğim iki Kâzım Beyden bazı mülâhazata mebni sarfınazar ettim. Acaba Erkânı­harp Binbaşısı Bosnalı Salih Bey Afganistan’a gelmek istemez mi? Eğer istemezse onun ahlâkında, onun malûmatında diğer bir arkadaşın sizin tarafınızdan intihap edilmesini rica ederim. Eğer benim eski Erkânıharbiye Reisim Miralay Ali Fuad Beyin ahval-i sıhhiyesi müsait ve arzusu var ise onu da gönderebilirsiniz. Bir de eski yaverim İsmet Bey İstanbul’da ise her ne suretle olursa olsun kendisini Bakû’ye aşırmanızı çok istirham ederim. Mükemmel İngilizce ve Fransızca bildiği için benim çok işime yarayacaktır. Hulâsa, bana göndereceğiniz zat her kim olursa olsun kendi tarafından üçü yüzbaşı, altısı mülâzim olmak üzere dokuz zabit ve beher zabite de üç küçük zabit intihap etsin ve beraber getirsin. Zabitandan birisinin süvari, üçünün piyade, ikisinin topçu, birinin istihkâm, birinin telsiz telgraf ve birinin de tabip olması pek muvafıktır. Şayet Yüzbaşı Çoban-oğlu Zeki Efendi gelmek isterse o da gönderilsin. Geleceklerden mülâzımlara ayda beş yüz, yüzbaşılara sekiz yüz, binbaşıya bin ruble verilecek, maaşlarını altın olarak alacaklar, yiyecek ve içecekleri başkaca temin olu­nacak. Kendileri bu hususta hiçbir para sarf etmeyecekler. Heyetin riyasetine tâyin olunacak zat, bizim talimname, kanunname ve nizamnamelerimizden beşer onar nüsha getirmelidir. Bu arkadaşların Bakû’ye kadar masarif-i râhiyyelerini siz temin edersiniz. Bakû’den sonra her bir masraf ta­rafımdan temin olunacaktır. Şayet ben Bakû’den hareket ettikten sonra Bakû’ye gelecek olurlarsa hatt-ı hareketleri hakkında tarafımdan bırakılmış mufassal bir talimatı orada bulacaklardır.
Benim Bakû’de bir merkez-i muhaberem vardır. O merkezin ismini ve adresini Bakû’ye muvasalat eder etmez mektubuma ilâve ederim. Siz emirlerinizi Bakû’ye gönderirsiniz, oradan bana isal olunur. Şayet telsiz telgrafla emir vermek isterseniz Bakû’deki merkezime yazarsınız. Oradan Moskova vasıtasıyla bana gelir.
Cemal Paşa daha sonra Sovyetlerin İlyava adında bir Gürcü’yü Ankara’ya elçi olarak göndermekte olduklarını, Sovyetlerin de Moskova’ya Ankara Hükûmeti’ni temsil etmek üzere bir elçi gönderilmesini istediklerini kaydetmekte ve Radek’le yap­tığı bir görüşmeyi anlatmaktadır. Mektubun sonunda yer alan aşağıdaki bölümün ise Cemal Paşa Bakû’ye geldikten sonra ilâve olarak yazıldığı anlaşılmaktadır:
Baku Konferansı bence son derece haiz-i ehemmiyettir. Tarafınızdan bu konferansa Türkiye’nin en güzide cerbezeli hatiplerinden ve gayet zeki arkadaşlardan bir kaçı gönderilecek olursa Şark âleminin makam-ı riyasetini Türklerin eline almak mümkün olacaktır.
Burada cereyan eden ahvali, buradaki zevatın ahval-i nahiyesini size şifahen dahi arz ve izah etmek için Halil Paşa’nın Ankara’ya kadar seyahat etmesine lüzum gördük. Müşarünileyhin maruzatına tamamiyle iştirak ediyorum. Bizim için eşlem ve enfa’ siyaset badema yalnız Bolşeviklerle beraber çalışmaktır. Afganistan’da benim vaziyetimin kuvvetli olması sizin tarafınızdan bir vazife-i mahsusam olduğuna dair Emir’e bir mektub-u mahsus gönderilmesine vabestedir. Binaenaleyh şimdilik başka bir sefir gönderilmesine veyahut Bedri Bey’in sefir gösterilmesine lüzum olmadan Emir-i Afgan’a şu mealde bir mektup göndermenizi pek ziyade rica ederim:
“Anadolu’da içtima eden Türkiye’nin Büyük Millet Meclisi’nin temsil ettiği hükümetle Afgan Emaret-i celilesi arasında münasebat-ı hasene-i dostaneyi takviye etmek ve Osmanlı milletinin hürmet ve tazimatını arz eylemek üzere Cemal Paşa fevkalâde murahhas sıfatı ile nezd-i emaretpenahilerine izam kılınmıştır. Vazifesinde mazhar-ı hüsn-i muvaffakıyat ol­ması için taraf-ı emaretpenahilerinde hükûmet-i celileri canibinden mazhar-ı himayet ve sahabet olmasını rica ederiz.”
Şu mealde bir mektup maksadı tamamiyle temine kâfidir. Benim o zaman bir vazife-i resmiyem olur ve İngilizler tarafından hiçbir müşkilâta maruz kalınmaksızın maksad-i asliye vusul için sarf-ı mesai edebilirim. Maiyet-ı âcizaneme memuriyetini rica ettiğim zabitanın da pek süratle intihap ve izam olunmalarını yeniden istirham ederim kardeşim.
Son söz olarak size şunu arzetmek istiyorum. Türkiye’yi kurtarmak, İngilizlere en şedit darbeyi indirmek emelleri benim gıdayı ruhumdur. Bu iki emel uğrunda hiçbir fedakârlıktan çekinmeyeceğime eminsiniz. Sizi bu emellerle tahassul eden hareket-ı milliyenin reisi biliyorum. Binaena­leyh Afganistan’da, Hindistan’da ve Türkistan’da sarf etmeye başlayacağım mesai esnasında her ne arzu ederseniz emirlerinizi bütün gayretimle hüsn-i ifaya çalışacağıma emin olunuz. Hissiyatımı, efkâr ve mütalâatımı Halil Paşa şifahen de arz edebilir.
Atatürkçe












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru