Haim Nahum Kimdir? Sessiz Bir Gölgenin Uzun Hikâyesi
17-10-2025, 08:04

“Her dönemde, tarihin seyrini değiştirenler bazen görünür değildir.”
Tarihte öyle isimler vardır ki, bir imparatorluğun çöküşünü ya da bir milletin yönünü değiştiren kararların arkasında sessizce dururlar.
İşte Haim Nahum Efendi o isimlerden biridir.
1872’de Mısır’da doğdu.
Genç yaşta Fransa’da eğitim aldı, hukuk ve siyaset alanında parlak bir zekâya sahipti.
Çok iyi Arapça, Fransızca, İngilizce ve Türkçe konuşurdu.
Osmanlı Devleti onu fark etti; diplomatik kabiliyeti sayesinde hızla yükseldi.
Ve 1909’da Osmanlı Hahambaşısı oldu.
Bu görev, ona yalnızca dinî bir unvan değil, aynı zamanda siyasetin en derin koridorlarına girme imkânı sağladı.
İttihat ve Terakki kadrolarıyla temas kurdu, Batılı devletlerin elçileriyle özel görüşmeler yaptı.
Dönemin en hassas süreçlerinden biri olan Lozan Konferansı’nda da görev aldı.
Orada, bazı çevrelerin iddiasına göre, Batılı temsilcilere “Türkler bir daha eski güçlerine kavuşmamalı” anlayışında bir yol haritası sundu.
Bu görüşler yıllar içinde bir kavrama dönüştü: Haim Nahum Doktrini.
Yani Türkiye’nin bir daha tam bağımsız olamaması için;
ekonomik, kültürel ve zihinsel anlamda Batı’ya bağımlı kalmasını öngören bir plan.
Elbette bu planın yazılı bir belgesi yok.
Ancak bazı tarihçiler, özellikle Cumhuriyet’in sonraki dönemlerinde izlenen politikaların bu anlayışla paralel olduğunu vurgular:
Eğitimde köklerinden kopan nesiller, ekonomide dış borca dayalı büyüme, dilde sadeleştirme adı altında kültürün silinmesi…
Haim Nahum 1960’ta Kahire’de öldü.
Ama fikirleri, söylentileri, etkileri hâlâ Türkiye’nin üzerinde bir gölge gibi dolaşıyor.
Bazı anlatımlardaysa, ailesinin Türkiye’de kalan fertlerinin hâlâ iş dünyasında etkin olduğu ve Türkiye ile bağlarının sürdüğü ileri sürülür.
Onu kimileri “büyük bir diplomat”, kimileri ise “Türkiye’yi zayıflatma planının mimarı” olarak görür.
Gerçek ne olursa olsun, ortada bir gerçek var:
O dönemin kararları, bugünün Türkiye’sini derinden etkilemiştir.
Bir milletin hafızası, geçmişini hatırladığı sürece diridir.
Bu yüzden Haim Nahum’u bilmek, yalnızca bir tarih merakı değil;
aynı hataların yeniden sahnelenmesini önleme çabasıdır.
Tarihi bilmeyen, aynı tuzaklara bir kez daha düşer.
Haim Nahum’un hikâyesi, bu gerçeğin en sessiz ama en keskin hatırlatıcısıdır.
Nermin Seçkin
8. Ekim 2025
TEREF

