"Bu millete her şeyi öğrettim, fakat bir tek uşaklığı öğretemedim!"
Bu gün, 10:14

Bir akşam Çankaya Köşkü’nde yabancı elçilerin de katıldığı oldukça resmi ve şık bir akşam yemeği verilmektedir.
Servis yapan garsonlar, heyecandan ya da protokolün ağırlığından olsa gerek, bir ara servisi şaşırırlar.
Garsonlardan biri, elindeki büyük servis tabağını konuklardan birinin üzerine hafifçe eğmiş, sosun dökülmesine ramak kalmış veya ufak bir sakarlık yapmıştır.
Sofrada bir anlık sessizlik olur, ev sahibi olarak Atatürk’ün ne tepki vereceği merak konusudur. Bazı konuklar mahcup bir tavırla garsona bakarken, Atatürk durumu hemen fark eder.
Hafifçe gülümseyerek yanındaki yabancı diplomata döner ve tarihe geçen o sözleri söyler:
"Bu millete her şeyi öğrettim, fakat bir tek uşaklığı öğretemedim!"
Falih Rıfkı Atay, Çankaya (Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar), Sayfa 442-443
Falih Rıfkı, bu anıyı anlatırken Atatürk’ün halkına olan bakış açısını vurgular.
O dönemde "garsonluk" ile "uşaklık" arasındaki çizginin toplum zihninde nasıl karıştığını bilir.
Atatürk, o küçük sakarlık üzerinden aslında Türk milletinin karakterinin köleliğe ve eğilip bükülmeye müsait olmadığını, teknik eğitimin (servis yapmanın) her zaman verilebileceğini ama haysiyetin doğuştan geldiğini hatırlatır.
Türk Tarih Otağı
TEREF

