Ş İ R V A N Ş A H K E N G E R L İ L E R
Bu gün, 15:04

Sümer-Türk etnogenetik bağlarının en değerli kanıtlarından biri, Kenger halkı hakkında çivi yazılı metinlerde yer alan bilgilerdir. Çivi yazılı metinlerde onların adı ki-en-gir heceleriyle yazıya geçirilmiştir. 10. yüzyıl Bizans tarihçileri, Kengerleri savaşçı Türk boylarından biri olarak tanıtmaktadır.
Konstantinos Porphyrogennetos, onların savaştan önce kenger bitkisinin özünü soyup yediklerini, böylece coşkuyla düşmanlarının üzerine yürüdüklerini yazar. Azerbaycan edebi dilinde bu bitkinin adı "qanqal" (kenger/kengel) şeklinde korunmaktadır. Aşık Elesger’in şiirlerinde ise bu sözcük "kəngər" (kenger) olarak kullanılır. Bir koşmasında üstat Elesger, atıştığı aşığa hitaben şöyle der:
Nice aşık kaçırmışım meydandan,
İstiyorsan bir bir geçireyim sandıktan (hafızamdan).
Kenger kemirip, ayran içip
Coşup gergedandan, filden konuşma.
Bu mısralardan, aşıkların yakın zamanlara kadar deyişmeden (atışmadan) önce kenger yiyip üzerine ayran içtikleri anlaşılmaktadır. Kengerliler Nahçıvan’da han oldular; bu konuda tarihi kaynaklarda bilgiler mevcuttur ancak Sovyet döneminde yayımlanan ansiklopedilerde bilgi yoktur. Kengerlilerin Şirvan’da şah olması hakkında ise Azerbaycan’da basılan kitaplarda herhangi bir bilgiye rastlamıyoruz. Ben bu konudaki ilk bilgiye C.E. Bosworth’un "Müslüman Hanedanları" adlı eserinin Moskova baskısında rastladım. Profesör Bosworth, Kengerlilerin Yezidilerle mücadele hâlinde Şirvan’ı yönettiklerini yazar. Şirvanşah Yezidiler, içeride Talmud’a, görünüşte ise Kur’an’a inanan insanlardı; bu konuda Sara Aşurbeyli bilgi vermektedir. Ancak o, Kengerliler ve onların Sümer-Türk kökeni hakkında sessiz kalır. Sessiz kalmasının sebebi, AMEA’nın (Azerbaycan Milli İlimler Akademisi) Rus yanlısı direktörlerinin öfkesine uğramaktan çekinmesidir.
Şirvan ve Nahçıvan Kengerlilileri, İslamiyet’ten ve Hristiyanlık’tan çok önce birbirinden ayrılarak ikiye bölünmüşlerdi. Şirvanşah Kengerliler, Yahudi asıllı Yezidilerle birlikte Şamahı’ya gelip çıkmışlardı. Yezidiler, Kengerlileri mağlup edip Gürcülerle birleşerek Azerbaycan’ın şehirlerini ve köylerini yağmalıyorlardı. Çünkü Gürcistan’ın hakim Bagratlı (Bagrationi) kralları da onlar gibi Yahudi-Yezidi asıllıydılar. Yahudiye’den Sümer’e gelmiş, orada Kengerlileri itaat altına alarak kendileriyle birlikte Şirvan’ı getirmişlerdi.
Nahçıvan ve Anadolu’nun Kenger alpları (yiğitleri) ise Yunanlara ve Yahudilere boyun eğmediler, Azerbaycan’ın şanlı tarihinin bir dönemini inşa ettiler. Hatayi neslinin bilge şahı İsmail bunları biliyordu, bu yüzden Şirvan’daki Yezidilere aman vermiyordu.
Hörmetli (Saygıdeğer) alimlerimiz! Şimdi ne Cugaşvili Stalin’in baskıları var ne de 37’nin (1937 yılı kurbanları) korkusu. Gelin, Sovyet döneminde dikte edilerek yazdırılmış tarihimizi, yeni bir düşünce yapısıyla kendimiz yazalım.
Prof. Dr. İlhami Cəfərsoy

