ULU HAKAN ABDÜLHAMİT’İN KULLARI OT YİYORDU

6-05-2026, 11:14           
ULU HAKAN ABDÜLHAMİT’İN KULLARI OT YİYORDU
Değerli Dostlar,
İçişleri Bakanı Hafız Mustafa Çiftçi’nin makam odasında, Sultan
2. Abdülhamit’in portresinin duvarda asılı olduğu fotoğrafı gördüm.
Henüz yayımlanmamış “ANLI ŞANLI OSMANLI” kitabımdan aşağıdaki bölümü sizlerle paylaşmak istedim.
Sultan 2. Abdülhamit’in baskı döneminde ekonomik durum nasıldı?
Padişah zengindi.
Sadrazam (yani başbakan) zengindi.
Vezirler (yani bakanlar) zengindi.
Paşalar zengindi.
Hıristiyan halkın büyük bir bölümü refah içindeydi.
Müslüman halktan da bazı ağaların durumu iyiydi
Peki, halkın genelde durumu nasıldı?
Halk sefil ve perişandı.
Beş yüz yıldan beri okulsuz, eğitimsiz, doktorsuz, hastanesiz, ilaçsız kalmış ve acımasız bir baskı altında sesini çıkaramaz olmuştu. Anadolu halkı çaresizlik içindeydi. Kendisine yardım edecek bir kurum, kuruluş ya da makam yoktu.
Yöneticilerin, yoksulluk içinde perişan olmuş Anadolu halkına sunduğu tek ilaç şuydu: Bu dünyada “tevekkül”, öbür dünyada “cennet”.
Tevekkül, Arapça bir sözcüktür, anlamı şudur: Allah’tan bekleme, kadere boyun eğme.
Yani, Ulu Hakan Abdülhamit ve sarıklı cüppeli hocalar, ezilen Anadolu halkına şunu öğütlüyordu: Allah’a dua edin, kadere boyun eğin, sakın sesinizi çıkarmayın, çünkü öbür dünyada cennet sizi bekliyor!
1880 yılında Doğu Anadolu’da ve Osmanlı toprağı olan Kuzey Suriye’de meydana gelen kuraklık, halkın çaresizliğini tüm çıplaklığıyla ortaya koydu.
Osmanlı eyaleti olan Musul’da halk, pamuk tohumu yiyiyordu. İş hayatı durmuş, hırsızlık ve cinayetler artmıştı. Güpe gündüz bile insanlar saldırıya uğrayıp soyuluyordu.
Sokaklarda iskelete dönmüş paçavralar içinde insanlar “Açım açım!” diye inleyerek ölüyordu.
Bazı aileler çocuklarını satılığa çıkarmıştı.
Aç insanlar, hayvan leşi yiyordu.
Hayvanlarla birlikte otlayan insanlar görülüyordu.
İşte bu kertede, Ulu Hakan Abdülhamit’in hükümeti, Doğu Anadolu’daki kaymakamlara emir verdi: Aç insanlara, hükümet ambarlarından ucuz fiyata tahıl ürünleri satın!
Dikkat buyurunuz: Aç insanlara, buğday, arpa dağıtın, demiyor! Ucuz fiyata satın, diyor!
Açlıktan bir deri bir kemik kalmış insanların parası olur muydu?
Peki, bu emri alan kaymakamlar ne yaptı?
Tahıl ürünlerini köy ağalarına ucuza sattılar. Onlar da aldıkları ürünü, alış fiyatının yedi sekiz katına, hâlâ üç beş kuruşu kalmış yoksullara satmaya kalkıştılar.
Açlıktan ölmek üzere olan halk, buğday ambarlarını bastı!
Ulu Hakan Abdülhamit’in askerleri, yağmalanan ürünleri halkın elinden güç kullanarak geri aldı!
Alaşehir’de, Pasinler’de halk, otlamaya çıkmaktan başka çare bulamadı!
Anlı Şanlı Osmanlı Padişahı Ulu Hakan Abdülhamit, kullarına ot yediriyordu!
Değerli Dostlar,
İçişleri Bakanı Hafız Mustafa Çiftçi, Konya İmam Hatip Lisesi mezunudur. Öyle anlaşılıyor ki, lisede Osmanlı Tarihi doğru düzgün öğretilmemiş!
Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp!
Bu yazımı, Hafız Mustafa Çiftçi gibi, Osmanlı Tarihi’ni bilmeyenler okuyup öğrensin diye yazdım.
Yılmaz Dikbaş
27 Nisan 2026, Pazartesi












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru