SICAK ANALİZ CUMHUR İTTİFAKI’NDA İPLER KOPUYOR MU?..

6-05-2026, 07:35           
SICAK ANALİZ CUMHUR İTTİFAKI’NDA İPLER KOPUYOR MU?..
Nerede kalmıştık?..
Yeniçağ gazetesine veda ettiğim günün ertesinde (Perşembe) devletin zirvesinde çok kritik bir – belki de en kritik- görüşme gerçekleşti. Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli’yi sarayda kabul etti, görüşme 50 dakika sürdü. Bu ikili arasındaki görüşmeler, beklendiği gibi uzun sürmez. Sürmesi de beklenemez. Çünkü, her görüşme öncesinde tarafların ilgili alt kademeleri arasında gidiş gelişler ve pazarlıklar olur. Erdoğan-Bahçeli görüşmelerinin tamamı son rötuş ve kamuoyuna görüntü verme faslından ibarettir. O yüzden, sosyal medya dedikodularından beslenen gazeteci kılıklıların yaptığı, görüşme şu yüzden bu yüzden kısa sürdü sallamalarına aldırış etmeyin!..
En kritik görüşme nitelendirmesini neden yaptığıma gelince… AKP ile MHP arasında son zamanlarda esen soğuk rüzgarlar, Ankara kulislerini sıkı ve dikkatli bir şekilde takip edenlerin malumu. Devlet Bahçeli’nin ısrarla vurguladığı “TRÇ İttifakı” ve sonrasında perde arkası yaşanan gelişmeler, kriminal operasyonlardan duyulan bazı rahatsızlıklar … Hemen burada küçük bir parantez açalım; AKP’li Süleyman Soylu’nun zirve sonrasında yaptığı, siyaseti bıraktığı, 2028’den sonra bir kişinin bile ona bir gün dahi siyaset yaptıramayacağı, Tayyip Erdoğan’a bağlılıktan ise asla vazgeçmeyeceği açıklaması oldukça manidardı. Meale gerek yok. Mesele anlaşılmıştır herhalde!.. Parantezi kapatıp devam edelim;
Hareketin lideri Devlet Bahçeli’nin söylem tarzındaki nüanslar da çok dikkat çekici. Her konuşma ve yazılı mesajında Tayyip Erdoğan’a ve Cumhur İttifakı’na övgüler yağdıran Bahçeli, son zamanlarda dozajı kademeli olarak düşürdü. Ve en son geçen haftaki MHP TBMM Grup toplantısında ne Tayyip Erdoğan’dan ne de Cumhur İttifakı’ndan bahsetti. Ardından da Bahçeli saraya gitti ve Erdoğan ile başbaşa görüştüğüne dair görüntü verip, 50 dakika başbaşa GÖRÜŞMEDİ.
Zirvenin hemen ardından, hareketin lideri Devlet Bahçeli’ye çok yakın bir kaynağıma “İPLER KOPUYOR MU” sorusunu yönelttim. Aldığım yanıtı aynen aktarıyorum;
“MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşen görüşmenin kısa sürmesinin nedeni iki tarafında mevcut durumdan rahatsız olması. Sistemin revize edilmesinde görüş ayrılıkları artık iyice netleşti. Her iki partide yapılacak seçimler öncesinde kendi değişimlerini düşünüyor. Bu nedenle iki parti arasındaki çelişkiler daha da derinleşiyor. Her iki partinin de kriminal görüntü alması birbirlerini karşılıklı olarak rahatsız ediyor. Çözüm sürecinde de istenen mesafenin alınamaması iki partinin birlikteliğini zorlaştırıyor.”
Bir noktaya daha dikkatinizi çekeyim;
Zirve ardından, MHP’den 15’nci olağan kurultayın 7 Mart 2027 de yapılacağı ilan edildi.
Siyasi kulislerde ise, “seçim öncesinde ya da yeni dönemde CHP- MHP ittifakı her geçen gün zemin kazanıyor” iddiaları ise çokça konuşulmaya başlandı.
Saray aparatı Sabah gazetesi “köşe yazarı” Okan Müderrisoğlu’na cumartesi günü kaleme aldırılan “Jeopolitik Tehdit ve Risk Endeksi!” başlıklı yazıda dikkat çeken bir tehdit vardı. Müderrisoğlu’nun yazısının sonunda “Dünya barut fıçısının üstünde otururken Türkiye'nin ‘güven ve istikrar adası’ olmasının kıymetini ve bir bedeli olduğunu bilmeliyiz!” cümlesi çok dikkat çekiciydi.
Bedel ödetme ile acaba kim/kimler tehdit edilmişti?..
***
Başkent kulislerinden diğer başlıklarla devam edelim;
Sallanan “çözüm süreci” masasında sarayın açmazları devam ediyor. Saray cenahında terör örgütü PKK ve sözcülerinin direttiği “koşulsuz af” talebine karşılık yeni bir formül oluşturuldu; Avrupa’daki kaçaklara tutuksuz yargılanma…
Aslında, saray,” şartsız şurtsuz af” talebine yatacak ama KHK’lılarında beraberinde affedilecek olması onları kara kara düşündürüyor.
***
22’nci dönem milletvekili Emin Şirin’in üzerinde çok durulması gereken şu açıklaması ile bugünkü yazımıza nokta koyalım;
“Amedspor Süper Lig’e çıktı; tebrikler; ancak asıl sınav şimdi başlıyor.
Futbol kulübü gibi mi davranacak, yoksa kimlik siyasetinin tribün platformuna mı dönüşecek?
‘Amedspor’ adı, birçok kişi için futbolun değil kimlik siyasetinin sembolü haline geldi.
Eğer kulüp gerçekten birleştirici olmak istiyorsa, Diyarbakır’ı esas alan kapsayıcı bir isme dönmeyi düşünebilir.
Futbol sahası bazen sadece futbol sahası değildir. Yugoslavya ve İspanya örnekleri bunu yeterince göstermiştir."
Ahmet Zeki Ünal
TEREF












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru