Aleviliğin Dört Kolu ve Türk Kimliği: Safevî ve Bektaşî Geleneği Üzerine Bir Değerlendirme

Bu gün, 09:04           
Aleviliğin Dört Kolu ve Türk Kimliği: Safevî ve Bektaşî Geleneği Üzerine Bir Değerlendirme
Anadolu Aleviliği, tarih boyunca farklı coğrafyalardan beslenmiş olmakla birlikte özü itibariyle Türk kimliğinin, Oğuz-Türkmen geleneğinin ve Ehlibeyt sevgisinin bir yansımasıdır. Günümüzde Alevilik üzerine üretilen birçok yanlış bilgi, bu geleneğin asli unsurlarını gölgelemektedir. Özellikle Safevî ve Bektaşî ocakları üzerinden yürüyen tartışmalar, meseleyi köklerinden koparan ve toplumu bölmeye çalışan yaklaşımlar tarafından istismar edilmektedir.
İki Ana Ocak: Safevî ve Bektaşî Geleneği
Alevi-Bektaşi geleneğinin merkezinde iki temel ocak bulunmaktadır:
1. Şah İbrahim Veli Ocağı: Safevî geleneğinin Anadolu’daki yansımasıdır. Kızılbaş toplulukların mürşit ocağıdır ve Şah İsmail’in inanç birliği anlayışını Anadolu’da temsil eden en önemli merkezlerden biridir.
2. Hacı Bektaş Veli Ocağı: Bektaşi geleneğinin ana ocağıdır. Balkanlar’dan Anadolu’ya uzanan geniş bir coğrafyada Türk inanç kimliğinin temsilcisi olarak varlığını sürdürmektedir.
Bu iki ocak, Aleviliğin tarihsel sürekliliği açısından bir bütünün parçalarıdır ve onları birbirinden ayırarak toplumu bölmeye çalışan yaklaşımlar, Aleviliğin özüne aykırıdır.
Aleviliğin Dört Kolu
Anadolu Aleviliği, tarih boyunca dört temel koldan beslenmiştir:
• Kızılbaş Aleviliği
• Bektaşi Aleviliği
• Caferi Aleviliği
• Nusayri Aleviliği
Bu kolların tamamı, Hz. Ali sevgisini, Ehlibeyt bağlılığını ve Türk kültürel kodlarını merkezde tutar. “Caferilik Şiilik değildir, Nusayrilik Araplık değildir” yaklaşımı bu anlamda önemlidir; zira bu inanç kolları İslamî öğretileri Türk tasavvuf geleneğiyle harmanlayarak kendine has bir yapı inşa etmiştir.
Aleviliğin Kimlik Boyutu
Alevilik, sadece bir inanç biçimi değil aynı zamanda Türk dili, Türk kültürü ve Oğuz-Türkmen kimliği üzerine inşa edilmiş bir toplumsal aidiyet biçimidir. “Ali’den hepsi Kızılbaştır, Veli’den hepsi Türkmendir” sözü, bu geleneğin özünü yansıtan bir mottodur. Dili Türkçe, milleti Türk’tür.
Sonuç
Bugün Alevilik üzerine yürütülen tartışmalarda sıkça görülen bir tuzak, bu geleneği Şii-Sünni, Kürt-Türk gibi ayrımlara sıkıştırarak özünden koparma çabasıdır. Ancak Alevilik ne yalnızca bir mezhep ne de sadece bir etnik kimliktir. O, Türk’ün Ehlibeyt sevgisiyle yoğrulmuş, kadim ocak geleneğiyle kurumsallaşmış, tasavvufî bir yoldur.
Mehmet Özgür Ersan Özgür Dede Abdal Yesari












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru