İslamın Baş Düşmanı Çarlık Rusyası'nda Osmanlı'ya Karşı Savaşan Kürtler!
Bu gün, 16:48

Rus İmparatorluk Ordusu'nun Kafkasya cephesindeki seferleri, 19. yüzyılın en trajik ve karmaşık askeri hikayelerinden biridir. Özellikle 93 Harbi (1877-1878) gibi dönemlerde, Rusya'nın "İslamın baş düşmanı" olarak kodlandığı bir coğrafyada, Müslüman Kürt aşiretlerinden oluşturulan süvari alaylarının Osmanlı'ya karşı kullanılması, tarihin en çetrefilli sahnelerinden birini oluşturur.
Rus Stratejisi: "Böl-Yönet" ve Askeri Entegrasyon
Rus Çarlığı, Kafkasya’nın fethinden sonra bölgedeki aşiret yapısını derinlemesine analiz etmiştir. Rus genelkurmayı, bölgedeki Müslüman nüfusun savaşçılık potansiyelini, doğrudan kendi imparatorluk çıkarlarına kanalize etmek için "böl-yönet" ve "askeri entegrasyon" prensibini uygulamıştır. Erivan, Kars ve Ardahan civarında yerleşik Kürt aşiretlerinden (Celali, Sipki ve diğer yerel aşiret kolları) oluşturulan "Kürt Süvari Alayları" (Kurdskiye polki), hafif süvari birlikleri olarak Rus ordusunun en uç ve vurucu gücüne eklemlenmiştir.
Bu askerlerin Rus saflarına geçmesindeki temel faktörler sadece pragmatizmle sınırlı değildir:
Merkezi Otorite İle Çatışma: Osmanlı İmparatorluğu'nun Tanzimat sonrası merkeziyetçi politikaları, bölgedeki aşiretlerin geleneksel otonomilerini sarsmıştı. Bu "devlet baskısı", bazı aşiret reislerini Rus "korumasına" sığınmaya veya Ruslarla iş birliği yaparak statülerini korumaya itmiştir.
Coğrafi Hakimiyet: Rus ordusu, dağlık ve sarp coğrafyada manevra yapabilen, bölgenin geçitlerini, su kaynaklarını ve gizli yollarını avcunun içi gibi bilen bu birlikleri keşif, taciz ve lojistik hatları kesme operasyonlarında kullanmıştır.
Maddi ve Siyasi Vaatler: Rus Çarı'na sadakat yemini eden aşiret reislerine verilen "beylik" unvanları, toprak garantileri ve askeri rütbeler, aşiretler arasındaki rekabeti de körüklemiştir.
Komuta Kademesi: Rus Apoletli Kürt Subaylar
Rus ordusunda görev yapan Kürtlerin varlığı, sadece süvari erlerinden ibaret kalmamıştır. Rus askeri hiyerarşisi, sadakatini kanıtlayan bazı Kürt aşiret ileri gelenlerini subay ve komutan seviyesine yükseltmiştir.
Aşiret Reislerinden Saha Komutanlarına: Rusya, kontrol altına aldığı bölgelerdeki aşiret reislerine (Begler/Ağalar) resmi subay rütbeleri vererek, onları doğrudan Osmanlı sınır hattına karşı operasyonel sorumluluklarla görevlendirmiştir. Bu komutanlar, Osmanlı ordusunun Doğu Anadolu’daki savunma hatlarını, stratejik zayıflıklarını ve aşiret hukukunu çok iyi bildikleri için, Rus kurmay heyeti için kritik birer istihbarat kaynağı ve "rehber" olmuşlardır.
İkili Bir Savaşın İçinde: Bu subaylar, bir yanda Rus modernizasyonunu ve disiplinini temsil ederken, diğer yanda kendi aşiretlerinin varlığını sürdürme çabasındaydılar. Rus apoletleri altında Osmanlı mevzilerine saldırmak, bu kişiler için hem askeri bir görev hem de dönemin aşiretler arası "güç savaşlarının" bir parçası haline gelmiştir.
Sosyolojik Bir Paradoks: Kardeşin Kılıcı
Bu tarihsel durum, Kürt toplumunun 19. yüzyılda iki dev imparatorluk arasında nasıl bir "tampon bölge" halkı haline getirildiğinin en somut kanıtıdır.
Dini ve Etnik Çelişki: Rusya'nın İslam'ı "öteki" ve "yıkılması gereken engel" olarak kodladığı bir dönemde, Müslüman bir Kürt'ün Rus Çarı adına Osmanlı topraklarında savaşması, dönemin siyasi sadakat karmaşasını zirveye taşımıştır.
Hamidiye Alayları Karşısında Rus Süvarileri: Aynı coğrafyada, bazen aynı aşiretin kuzenleri arasında; bir tarafta Osmanlı'nın Hamidiye Alayları'nda, diğer tarafta ise Rus ordusunun süvari alaylarında birbirlerine karşı kılıç sallanmıştır. Bu tablo, Doğu Anadolu coğrafyasının toplumsal hafızasında on yıllarca sürecek travmalara ve kan davalarına kaynaklık etmiştir.
Tarihsel Hafızada Kalanlar
93 Harbi'ndeki bu Kürt süvari birlikleri, Rus ordusu için teknik birer enstrüman, bölge halkı için ise "dış güçle iş birliği" ya da "hayatta kalma refleksi" şeklinde yorumlanan kalıcı bir leke olarak kalmıştır. Bu durum, aşiret yapısının merkezi otoriteler karşısındaki çaresizliğini, hayatta kalma arzusu ile imparatorluk sadakati arasında sıkışan bir kimliğin trajediye dönüşen hikayesidir.
Rus ordusundaki bu Kürt birlikleri, aslında sadece bir savaşın parçası değil, devletlerin bireyleri ve etnik grupları nasıl parçalayarak kendi emelleri uğruna kullanabildiğinin, tarihin en acı ve en çarpıcı kanıtlarından biridir.
Kaynakça
1.Allen, W. E. D., & Muratoff, P. (2011). Kafkasya Harekâtı: 1828-1921 Türk-Kafkas Sınırındaki Harplerin
2.Özoğlu, H. (2004). Osmanlı Devleti ve Kürt Milliyetçiliği. İstanbul: İletişim Yayınları.
3.Baddeley, J. F. (2014). Rusların Kafkasya’yı İstilası. İstanbul: Ötüken Neşriyat.
Tanay Yücel

