"Harpte, nutkumda söylemediğim meçhul noktaları şimdi sizlere söylemeyi bir vicdan borcu biliyorum.
15-05-2026, 11:04

"Harpte, nutkumda söylemediğim meçhul noktaları şimdi sizlere söylemeyi bir vicdan borcu biliyorum. Fevzi paşa siperden sipere koşuyordu. Askerleri teşci ediyor, alınması icap eden tedbirleri tamamlıyor, sonra da sipere diz çöküp, Kur'an okuyor, Tanrıdan medet ve yardım niyaz ediyordu. Bu adam insan değil bir evliyadır."
Mustafa Kemal Atatürk
Düşman taarruza başladı. Daima sol cenahımıza akıyordu. Hilâl şeklinde kurulan cephe de düşmanın akışına göre kıvrılıyor, daima karşısında çarpışmaya hazır kıtaatımızı buluyordu. Düşman nihayet sarkmaktan vaz geçti; bütün kudret ve kuvvetiyle hücuma geçti. Zabitan ve efradımızın bu kudurmuş şiddet karşısında gösterdikleri metanet, cesaret bütün tasavvurların fevkindedir. Demirden ve sarsılmayan bir kale gibi göğsünü siper etti. Günlerce devam eden harp çok kanlı oldu. Süngü hücumları, boğaz boğaza boğuşmalar harbin mutad günlük çarpışmalarından sayılırdı. Tepeler ve mevziler elden ele geçiyordu. Zabitan ve efrad kahramanlıkta birbirine rekabet ederek harp ediyordu.
Harpte, nutkumda söylemediğim meçhul noktaları şimdi sizlere söylemeyi bir vicdan borcu biliyorum. Fevzi paşa siperden sipere koşuyordu. Askerleri teşci ediyor, alınması icap eden tedbirleri tamamlıyor, sonra da sipere diz çöküp, Kur'an okuyor, Tanrıdan medet ve yardım niyaz ediyordu. Bu adam insan değil bir evliyadır.
Bu heyecanlı, kanlı harp sırasında bir tatsız hâdise zuhur etti. Cephemizin bir tarafında gedik açan düşmanın gediği genişletmekte ve ilerlemekte olduğunu bildirdiler. Derhal ihtiyatta bulunan kuvvetimizden kafi miktarda imdat gönderilmesini ve süngü hücumuyla düşmanı eski mevzilerine tart etmeleri emrini verdim. Fakat aldığım cevap; "ihtiyatta kuvvetimiz kalmadı, hepsi harpte, yalnız Giresunlu Osman ağanın askerleri vardır" oldu. Tekrar verdiğim emirde "kim olursa olsun süngü hücumu yapacaktır" dedim. Aldığım cevapta "bunların süngüsü yok-..."
Damar Arıkoğlu, Hatıralarım, Tan Gazetesi ve Matbaası, İstanbul, 1961, s. 259
Tarih Gelecektir
TEREF

