SICAK ANALİZ, BAHÇELİ, “SİZİ BEN DE KURTARAMAM” DERMİ?..
Bu gün, 11:04

Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç’un anlattığı bir fıkra üzerinden hafta sonundan bu yana ülkede fırtınalar esiyor. Koç topluluğu 6 bin çalışanı ile Anıtkabir’e çıkınca sarayın yine şaryosu kaydı. Hemen düğmeye basıldı, Rahmi Koç’a soruşturma açıldı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli açık bir dille Rahmi Koç’a destek çıktı.
Fıkra işin bahanesi. Devletin derinliklerindeki kavga iyice su yüzüne çıktı. Devlet Bahçeli, son günlerde çok ciddi uyarılar yapıyor. Hafta sonunda MHP sözcüleri de katıldıkları çeşitli ilçe kongrelerinde bu uyarıları tekrarladılar.
“Mutlak Butlan”… “Devlet aklı” tartışmaları… Fıkra… Sarayın Rahmi Koç hakkında başlattığı soruşturma… Devlet Bahçeli’den devlet raconuyla gelen sürekli uyarılar…
Aklıma, 18 Nisan 1960 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı İsmet İnönü tarafından, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünde Adnan Menderes liderliğindeki Demokrat Parti iktidarına hitaben söylediği ve tarihe geçen “Sizi ben de kurtaramam” sözleri geldi. İnönü, Meclis'teki konuşmasında hükümeti antidemokratik uygulamalarından vazgeçmeye çağırmıştı. Tarihe geçen bu uyarıya rağmen iktidar geri adım atmamış ve İnönü'nün bu konuşmasının basında yer almasını dahi yasaklamıştı.
***
Dejavu anı!..
Şimdi, sizlere, İnönü Vakfı’nın internet sitesinde o tarihi günü anlatan yazıyı aynen alıntılayacağım;
-Demokrat Parti tarafından kurulan Tahkikat Komisyonu, Meclis ile ilgili bütün neşriyatı yasaklayınca, DP ile CHP arasındaki ilişki daha da gerginleşmişti. CHP’lilerin konuşmaları basına yansımadan ancak elden ele dolaşıyor, DP yönetimi ise bu konuşmaları “ihtilal beyannameleri” olarak adlandırıyordu. CHP, DP’liler tarafından halkı, orduyu iktidara karşı ayaklanmaya kışkırtmakla suçlanıyordu.
18 Nisan 1960’ta CHP hakkında, “yıkıcı, gayrimeşru ve kanun dışı” faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle Meclis araştırması açılması yolunda bir önerge verilince, İnönü tarihe geçen şu konuşmayı yaptı:
“Biz ihtilalden gelmiş bir nesiliz. Meşrutiyet ihtilalinden demokratik rejime geçinceye kadar çok gayret sarf ettik ve çok zahmet çektik. Çok güç bir devir bu, ama sabırla muvaffak olduk… Bunun milletimizin tarihine daima örnek olabilecek bir misal olarak, cesaret verici bir misal olarak geçmesini istedik.
Şimdi biz tekrar ihtilal usulünü takip edecek ve ihtilal yolu ile iktidara geleceğiz de ne olacak? En büyük derece ile azami derecede muvaffak olsak 1938’de, 1940’da ve 1945’de vardığımız vaziyete varacağız. Bu vaziyetten biz memnun değildik ki, bu vaziyeti, bu ihtilal rejimini biz demokratik bir rejim haline dönüştürmek için çok çile çektik. Bizim böyle bir harekete tevessül etmemizde mana yoktur…
Şimdi ihtilal, iktidarı bir defa eline geçirmiş olanlar tarafından yapılıyor… Seçimle iktidara geliyor, devletin vasıtalarına el koyuyor, seçimle gitmek ihtimali ufukta görüldü mü, ben buradan gitmem telaşına düşüyor. Ne oldu, telaşınız ne?… Eğer bir idare insan haklarını tanımaz, baskı rejimi kurarsa, o memlekette ayaklanma olur… Şimdi mevzu bahis olan mesele bu… Beni dinleyin, biz böyle ihtilal içinde bulunamayız. Böyle bir ihtilal dışımızda, bizimle münasebeti olmayanlar tarafından yapılacaktır… Bu yolda devam ederseniz sizi ben de kurtaramam.”
***
Eski AİHM yargıcı, bir dönem CHP’de milletvekilliği de yapan Rıza Türmen, terör örgütü PKK’nın sözde yayın organı bir gazeteye, “Yeni bir cümle kurmalıyız” başlığının atıldığı özel bir röportaj verdi. Türmen, “Bugün olan şudur; Türkiye’de demokrasinin sonu gelmiştir, Türkiye’de demokrasi ortadan kaldırılmıştır, Türkiye’de yeni bir cumhuriyet kurulmaktadır. AKP kendine bir devlet kurdu ve yeni bir cumhuriyetin inşasında… O cumhuriyete izin vermeyelim” diyor.
Rıza Türmen şöyle devam ediyor;
“Bugün olan şudur; Türkiye’de demokrasinin sonu gelmiştir, Türkiye’de demokrasi ortadan kaldırılmıştır, Türkiye’de yeni bir cumhuriyet kurulmaktadır. Bu mutlak butlan kararı, bağımsız bir yargının olmaması, bunların hepsini beraber topladığımız zaman 2017 referandumundan bu yana meydana gelen bir süreç. Bu sürecin noktalandığı, yeni bir aşamaya girdiği bir dönemi yaşıyoruz.
Bu yeni kurulan cumhuriyet otoriter, muhalefetin olmadığı, merkeziyetçi, temel hak ve özgürlüklerin bastırıldığı, basın ifade özgürlüğü gibi şeylerin olmadığı, hukuk devleti gibi kavramların geçerli olmadığı İslami referanslı bir cumhuriyettir. Bu cumhuriyete itiraz etmek lazım.”
***
Yukarıdaki satırları sakın ha şuraya buraya çekmeyin!.. Gazeteciyim… İşim doğru ve net fotoğraflar çekip kamuoyuna yansıtmak. Ülkemiz üzerinde sahnelenen çok kirli tezgahları iyi anlamamız gerekiyor. Gün, takım tutar gibi parti ve adam tutma zamanı değil!.. Gün, aşklarımızı, kinlerimizi ve kızgınlıklarımızı unutma günü…
Dolmuşa gelmemeliyiz… Provokasyonlara ve kışkırtmalara karşı çok uyanık olmalıyız… Ak ile karayı birbirinden çok iyi ayırt etmeliyiz…
Şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edenleri iyi görüp ona göre tavır almalıyız.
Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır!..
Edip Özbay

