Samsun'da mütevazı bir mezarlığın içinde, yosun tutmuş, harap olmuş bir mezar...
Bu gün, 10:04

Ne bir ziyaretçi kalabalığı... Ne bir ihtimam... Ne de ihtişam...
Oysa o taşın altında yatan kişi, Anadolu Selçuklu Devleti'nin son hükümdarlarından Sultan II. Gıyaseddin Mesud Han'dır.
Taşına yaklaşınca insanın boğazı düğümleniyor.
Bir zamanlar Anadolu'nun sultanı... Bugün ise kaderine terk edilmiş bir mezar...
İnsan ister istemez soruyor:
Biz gerçekten tarihine bu kadar yabancılaştık mı?
Sultan Mesud'un hayatı zaten başlı başına bir hüzün hikâyesidir.
Ne Alaaddin Keykubad gibi kudretli bir devlet devraldı... Ne de bağımsız kararlar alabileceği bir saltanat sürdü.
Tahta geçtiğinde Anadolu, Moğol tahakkümünün altında eziliyordu.
Sultanlık tacı başındaydı ama irade başkasının elindeydi.
Bir hükümdarın yaşayabileceği en ağır imtihanlardan birini yaşadı.
Kendi devletinin içinde misafir gibiydi.
Samsun'daki bu mezara baktım.
Taş yosun tutmuş...
Yazıları silinmeye yüz tutmuş...
Etrafı kaderine bırakılmış.
O an aklıma şu soru geldi:
Acaba Avrupa'da bir kralın mezarı böyle mi olurdu?
Ruslar bir çarını...
Macarlar bir hükümdarını...
İngilizler bir kralını...
Bu halde bırakır mıydı?
Sanmıyorum.
Biz büyük bir milletiz.
Tarihimizle övünmeyi seviyoruz.
Ama tarih, sadece nutuklarda yaşatılmaz.
Tarih; mezar taşına gösterilen saygıda yaşar.
Ecdadın kabri, milletin vicdanıdır.
Bu yazı bir belediyeyi suçlamak için yazılmadı.
Bir kurumu hedef göstermek için de değil.
Bu yazı hepimize ayna tutmak için yazıldı.
Çünkü Sultan Mesud'un mezarı aslında bizim tarih şuurumuzun aynasıdır.
Ve o aynaya bakınca insanın içi sızlıyor.
Bir mezar taşını ayağa kaldırmak sadece taş onarmak değildir.
Bir medeniyetin hafızasını ayağa kaldırmaktır.
Bugün Sultan II. Gıyaseddin Mesud'un kabri sahipsiz görünüyorsa, yarın çocuklarımız da bize şu soruyu soracaktır:
"Geçmişine sahip çıkmayan bir millet, geleceğine nasıl sahip çıkabildi?"
Allah, ecdadımıza rahmet eylesin.
Bizlere de onları sadece dille değil, vefa ile anmayı nasip etsin.
Ecdadın mezarına gösterilen hürmet, aslında milletin kendi istikbaline gösterdiği hürmettir. Çünkü taşlar yıkıldığında önce mezarlar değil, hafızalar kaybolur.
Selam ve muhabbetle.
Kadiroğlu Gazi
Nihat Köklü

