Eşek Sütü İçerek Koleradan Kurtuldu…
30-03-2026, 08:54

Hakkında anlatılan bir hikâye ilgi uyandırırdı. Ailesi, Büyükada’da otururdu. Küçüklüğünde koleraya yakalanmıştı. Babası Hikmet Bey’in yakın arkadaşı, çocuk hastalıkları uzmanı Kadri Raşit Paşa, küçük Ahmet’i dikkatle muayene etti. ‘Eşek sütü içirmeniz gerekir,’ dedi. ‘Yoksa fazla yaşamaz!’ Köşkün geniş bahçesine barınak hazırlandı. Sütü bol dişi eşek bulunup satın alındı. Önerilen tedavi titizlikle uygulandı ve hastalık yenildi.
Ahmet Tarık Tekçe’nin babası Hikmet Bey, Ağır Ceza Mahkemesi Reisi’ydi. Otoriterdi, çevresinde saygı uyandırırdı. Ailesini bağlıydı. Cemil ve Necip adlı 2 oğlu, bir de kızı vardı. Dönemin Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver’in yakın arkadaşıydı. Küçük Ahmet, Galatasaray Lisesi’nin ilk kısmı Jandark İlkokulu’na yazdırıldı. Parasız yatılı okuyacaktı. Galatasaray’ın orta ve lise kısmına da devam etti. Son sınıfta Işık Lisesi’ne nakil yaptı ve mezuniyetini sağladı.
Serengil, Tekçe’yi çok severdi. ‘Sinemadaki akıl hocasıydı!’ ‘Tekçe, fevkalade kültürlüydü. Girişkendi, hakkını savunurdu. Konuşması etkiliydi. Geniş gülmece dağarcığına sahipti. Herkese değer verirdi. Davudi sesiyle büyülerdi. Ayhan Işık’tan sonra Türk Sineması’nın en büyük yıldızıydı!’
Yakın çevresine, bazı sinema eleştirmenlerine göre, Oliver Hardy’i anımsatan ses tonuna sahipti.
Tekçe, sinemaya girmeden devlet memurluğunu denedi. Liseyi bitirince baba evine döndü. Dönemin İstanbul Valisi Fahrettin Kerim Gökay, Büyükada’ya ziyarete gelmişti. Yanına gidip kendisi için iş istedi. Cami Altı Tersanesi’nde çalışmaya başladı. Ardından Fener’deki Nüfus Müdürlüğü’ne vekil memur tayin edildi. Aylık maaşı 180 lira kadardı.
Sinema macerası 1948’de, - Enver Paşa’nın yeğeni, Belgin Doruk’un ilk eşi! - Faruk Kenç’in çağrısıyla oldu. Kenç, dönemin en ünlü film yapımcısı/yönetmeniydi. İlk filminde, Tuzak’ta başroldeydi. Süavi Tedü’nün 800 lira istemesi kabul görmemişti. Tekçe, senaryodaki tipe uygun bulundu. 200 lira karşılığında mukavele imzaladı. Aktörlüğü meslek seçebilirdi.
Eli kalem tutardı, mizahtan anlardı. Küçük güldürü yazıları karalardı. Karikatür de çizerdi. Hatta bazı gülmece dergilerinde yayınlatmayı düşündü. Ama suyun başında kalmayı denedi. Gönlünde gazete patronluğu yatıyordu. Arkadaşlarının ve çevresinin desteği/yüreklendirmesiyle ilk adımı atacaktı. Haftalık, 4 yapraklık ceride çıkaracaktı. İçinde magazin, mizah, çevre haberleri ve azıcık da politika bulunacaktı. ‘Adalar Gazetesi’nin sahibi, yazı işleri müdürü, yazarı ve muhabiriydi. ‘Tek kişilik orkestraya benzerdi!’ Daha sonra yayının adını ‘Pandispanya’ya çevirdi.
Kalemi sivri, yazdıkları rahatsız edici, egemenlere yönelttiği eleştiriler sertti. 1952’de, dönemin Demokrat Partili Başbakanı Adnan Menderes’i suçlayan, icraatlarını tenkit eden kısa yazı yayınladı.
Hakkında dava açıldı. 13 ay 20 gün fiilen hapis yattı. Tekçe, cezasını Paşakapısı Cezaevi’nde çekti.
1953’de, Yeşilçam’a geri döndü. ‘Vahşi Arzu’ filminde yarattığı ‘kötü adam’ tiplemesiyle sinemadaki yüzüne kavuştu. ‘Sonraki bütün yapımlarda canlandıracağı tipi yakaladı!’ Kötülük yapmaya hazır, nefret uyandırmaktan hoşlanan, kadınlara eziyet/işkence etmekten haz duyan, kavgaya tutuşmak için sebep ara(ma)yan, vb. rolleri müthiş başarıyla canlandırdı.
Vefat ettiği 1964’de kadar - 16 yıl içinde! - 300’e yakın filmde oynadı. Yakın arkadaşı, aile dostu Öztürk Serengil’in kayıtlarına bakılırsa, 2 kafadar tam 150 kurdelede beraberdi.
Siyasete ilgisi hiç azalmadı. Babadan CHP’liydi. İsmet İnönü’nün damadı, Ankara basınının önemli ismi, AKİS dergisinin sahibi - ‘Millî Damat’ diye de anılan! - Metin Toker, DP’li Devlet Bakanı Mükerrem Sarol’a hakaret ettiği gerekçesiyle 7 ay 23 gün hapis cezasına çarptırıldı. Mahkûmiyet kararı verildiğinde eşi Özden Hanım hamileydi. Toker, Tekçe’nin Galatasaray Lisesi’nden sınıf arkadaşıydı. Ahmet Tarık Tekçe, Başbakan Adnan Menderes’e telgraf çekti: ‘Eşi doğum yapana kadar Metin’i bırakın! Onun yerine hapse girmeye razıyım!’
‘Cevap alamadı fakat arkadaşına verdiği cesur destekle takdir topladı!’
Ömrü de, Yeşilçam’daki sanat hayatı gibi kısa sürdü. 4 Ekim 1964’de, ‘Yankesici Kız’ filminin galasına iştirak etmeye Karabük’e giderken trafik kazası geçirdi. Tekçe’nin otomobili karşıdan gelen kamyonla çarpıştı. Özel şoförü öldü. Ahmet Tarık Tekçe ağır yaralandı. - Kaldırılacağı Hacettepe Hastanesi’nde son nefesini verecekti! - Eşi Hatice Hanım da yaralıydı. Arka koltukta oturan Filiz Akın ve eşi Türker İnanoğlu hafif sıyrıklarla kurtuldu.
Tekçe ölümden çok korkardı. Serengil’in de rol aldığı bir filmin setinde verilen arada vasiyetini açıklamıştı: ‘Mezarının başında ‘Guarde Che Luna’nın çalınmasını istemişti!’
‘Altın kalpli kötü adam’ın naaşı İstanbul’a getirildi. Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi. Cenaze törenine binlerce hayranı/seyircisi katıldı. Son yolculuğuna uğurlanırken ne kadar çok sevildiği bir kere daha görüldü.
Ali Hikmet İnce
TEREF

