MİLLİYETSİZLİK!
1-04-2026, 09:54

Tarih bazen yalnızca savaşların ve tahtların hikâyesi değildir.
Bazen bir dilin susuşunun, bir milletin içten içe kırılışının da hikâyesidir…
İran coğrafyasının bin yıllık tarihine bakıldığında acı bir tezat görülür.
Türkler bu topraklara yalnızca akıncı olarak gelmediler.
Devlet kurdular. İmparatorluklar inşa ettiler. Şehirler büyüttüler. Ticaret yolları açtılar.
Gaznelilerden Selçuklulara, Akkoyunlulardan Safevîlere, Afşarlardan Kaçarlara kadar yaklaşık bin yıl boyunca İran’ın siyasi kaderini Türk hanedanları belirledi.
Ama bu uzun hâkimiyet boyunca Türk hükümdarları
Fars dilini yasaklamadılar.
Fars edebiyatını yok etmeye çalışmadılar.
Fars kimliğini ortadan kaldırmaya yönelmediler.
Tam tersine…
Fars şairleri saraylarda ağırlandı.
Farsça devlet yazışmalarında yaşamaya devam etti.
Fars kültürü gelişti, kitaplar yazıldı, medreseler kuruldu.
Türk hükümdarları çoğu zaman çok dilli ve çok kültürlü bir düzeni sürdürdüler.
Çünkü onlar için devlet, yalnızca bir dilin değil, bir düzenin ve gücün adıdır.
Fakat tarih döndü.
1925’te Pehlevî hanedanı iktidara geldiğinde
yüzyıllardır İran’ın kaderinde söz sahibi olan Türk toplulukları
bir anda “sorun” olarak görülmeye başlandı.
Türkçe eğitim yasaklandı.
Türkçe kitap basmak zorlaştırıldı.
Türk yer adları değiştirildi.
Türk kimliği kamusal alandan silinmeye çalışıldı.
Bir zamanlar İran’ı yöneten halk,
kendi yurdunda ana dilini fısıldayarak konuşur hâle geldi.
Bu yalnızca bir siyasi değişim değildi.
Bu, tarihin ironilerinden biri idi.
Bin yıl boyunca başkalarının diline dokunmayan bir millet,
iktidarı kaybettikten sonra
kendi dilini korumak için mücadele etmek zorunda kaldı.
Bugün Güney Azerbaycan’da ve İran’ın birçok yerinde
Türkçe hâlâ evlerin içinde yaşar.
Anaların ninnilerinde, dedelerin hikâyelerinde, gençlerin kalbinde…
Ama kamusal alanda var olma mücadelesi sürer.
Bu hikâye yalnızca geçmişin değil,
kimlik, dil ve hafıza mücadelesinin de hikâyesidir.
Ve tarih bize şunu hatırlatır:
Acıma yetime, döner koyar g.tüne!
Bin yıl dokunmadığımız Farslar ilk fırsatta Türklere kin kustu. Bin yılda onları köle etmedik, onlar Türkleri yüz yılda esir etti.

