Osmanlı İmparatorluğu'nun xəzinəsinin qapısına vurulmuş sultan möhürü
29-05-2026, 12:04

Osmanlı İmparatorluğu'nun ekonomik kudretini simgeleyen en çarpıcı efsanelerden biri, Yavuz Sultan Selim'in Hazine-i Hümayun'un kapısına vurdurduğu tarihi mühürdür. 1517'deki Mısır Seferi'nin ardından Memlüklerin asırlık zenginliği ve Baharat Yolu'nun devasa geliri İstanbul'a taşınmıştır.
Kusursuz bir mali disiplinle yönetilen devlet hazinesi, o günlerde tarihinde hiç olmadığı kadar altın, gümüş ve mücevherle dolup taşmıştı.
Hazine odaları tamamen dolduğunda, Yavuz Sultan Selim kapıya şahsi mührünü vurdurmuş ve gelecek nesillere tarihe geçen şu iddialı vasiyeti bırakmıştır: "Benim altınla doldurduğum bu hazineyi, torunlarımdan her kim benden daha fazla doldurmayı başarırsa hazine kapısı onun mührüyle mühürlensin. Aksi halde, Hazine-i Hümayun daima benim mührümle mühürlenmeye devam etsin."
Bu söz, sadece bir padişahın gururu değil, devlete çizilen devasa bir ufuk çizgisiydi. Ancak aradan geçen asırlar boyunca, en şaşaalı dönemler de dahil olmak üzere hiçbir Osmanlı padişahı devlet hazinesini bu doluluk seviyesine ulaştıramadı.
Kanuni Sultan Süleyman'ın cihanı titreten saltanatında dahi bu rekor kırılamadı. İmparatorluğun altın çağından çöküşüne kadar geçen tam dört asır boyunca, devlet hazinesi geleneksel olarak daima Yavuz Sultan Selim'in o meşhur mührüyle açılıp kapanmıştır. Bu sarsılmaz vasiyet, Yavuz'un mutlak otoritesinin ve ardında bıraktığı eşsiz ekonomik mirasın tarihe vurulmuş silinmez bir damgası olmuştur.
asirlarboyunca
TEREF

