OSMANLI, YAHUDİ DÜŞMANI DEĞİLDİ

3-06-2026, 08:04           
OSMANLI, YAHUDİ DÜŞMANI DEĞİLDİ
Düşmanlığa ve hatta nefrete varan Yahudi karşıtlığına uluslararası dilde “Anti-Semitizm” denilmektedir.
Anti-Semitizm’in kaynağı da yatağı da Avrupa’dır.
Altı yüz yıl süren Osmanlı devletinde anti-Semitizm görülmemiştir.
Osmanlı padişahları, Yahudi karşıtı değildi.
Tam tersi, Osmanlı padişahları Yahudilerle dostça ilişkiler kurmuşlar, Yahudi kadınlardan çocukları olmuş ve Yahudilerden türlü uzmanlık dallarında yararlanmıştır.
İşte bu gerçeği, çok kısa özetler olarak sıralıyorum:
• 36 padişahın ikincisi olan Orhan Bey, Bursa’da bir Yahudi mahallesi kurulmasına izin verdi. Bu mahalle, diğer Yahudi mahallelerine örnek oldu. Yahudiler, Bursa’nın yansıra ülkenin her yerinde mülk ve toprak sahibi oldular. Bunun karşılığı olarak devlete “haraç” adı altında vergi ödediler.
• Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u kuşattığı sırada çok sayıda Bizanslı şehirden kaçıp başka yerlere gittiler. İstanbul düştükten sonra çok sayıda kadın, kız, oğlan Osmanlı askerleri tarafından esir alınıp köle olarak satılmak üzere götürüldüler. İşte bu gelişmeler sonucu İstanbul’un nüfusu ciddi biçimde azalmıştı. Fatih Sultan Mehmet bu duruma çözüm olarak Selanik’ten çok sayıda Yahudi ailesini İstanbul’a getirtti. Onların ticari becerilerinin terk edilmiş şehrin eski refaha kavuşmasına katkıda bulunacağına inanıyordu. Bu uygulama yıllarca sürdü.
• Fatih’in oğlu Sultan 2. Beyazıt’ın hekimi, yani özel doktoru Josef Armon, Yahudi idi.
• Yavuz Sultan Selim’in nikâhsız eşlerinden biri olan köle Helga, bir Polonya Yahudi’siydi. Hareme kapatılırken ona “Hafza” adını verdiler.
• Yavuz Sultan Selim tahta çıkar çıkmaz, başta mali işlerde olmak üzere, türlü devlet işlerinin başına İspanya ve Portekiz’den göç etmiş Yahudileri getirdi. Saray defterdarlığına atanan Abdül Selam Efendi, Yahudi’ydi.
• Yavuz Sultan Selim, saray başhekimliğine Yahudi Josef Armon’u getirdi.
• Yavuz Sultan Selim, Yahudilerin kutsal saydıkları topraklarda, Kudüs’te yerleşmelerine izin verdi. Kendisinden sonra gelen padişahlar da bu uygulamayı sürdürdü.
• Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafza Sultan, Polonya Yahudi’si Helga idi. Kanuni, saygı ve sevginin ötesinde, her önemli kararda annesine danışırdı.
• Kanuni Sultan Süleyman, Yahudilere toprak vermiş, iş kurmalarına yardım etmiş, gerektiğinde onlardan vergi almamış, hep onları kollayıp korumuştur. Yahudiler, Kanuni Sultan Süleyman’a “Kral Solomon” diyorlardı. Yahudilerin kutsal kitabı Tevrat’a göre Kral Solomon, 48 peygamberden biriydi. Kanuni Sultan Süleyman’ın 46 yıl süren padişahlık döneminde Osmanlı Yahudileri en rahat, en güçlü, en parlak yıllarını yaşamışlardır. Ekonomide ve siyasette en üstün konuma gelmişlerdir. Süleyman’ın sarayına girme ve sarayda etkili olma ayrıcalığını elde etmişlerdir.
• 1882 yılına kadar Osmanlı devleti, Yahudilerin Osmanlı topraklarında, Filistin dâhil, yerleşmesine hiçbir engel koymamıştır.
• Sultan 2. Abdülhamit döneminde, 1882 yılında Rusya’dan ve Avrupa’dan Filistin’e göç dalgası başladı. Göçmen Yahudilerin bir bölümünün Siyonist düşünce besleyip siyasi amaçlı eylemlere giriştiği görülünce, Osmanlı hükümeti Yahudilerin Filistin’e göçünü yasakladı. Ancak bu yasağa pek de uyulmadığı görüldü. Yasağa karşın Filistin’de Siyonist bir varlık oluştu.
• Sultan 2. Mahmut, Sultan Abdülmecit ve Sultan 2. Abdülhamit , Avrupa’nın ünlü Yahudi bankerleri Rothschild Ailesi mensuplarıyla şahsen görüşmüşlerdir.
• Sultan Abdülmecit, Sultan Abdülaziz ve Sultan 2. Abdülhamit, Yahudi bankerler Rothschild Ailesi mensuplarına birçok kez nişan ve madalya vermiştir.
• 1888 yılında Sultan 2. Abdülhamit, ünlü Yahudi banker Baron Edmond de Rothschild ile Yıldız Sarayı’nda önemli bir görüşme yaptı.
• Yahudiler, Filistin’de ilk arazilerini Sultan 2. Abdülhamit döneminde, 1890 – 1891 yıllarında satın aldılar. Satın alınan topraklar Yafo ve Hayfa’daydı. Yahudi Banker Rothschild, 450 bin dönüm tapulu toprak satın aldı ve bu topraklar üzerinde yaklaşık 10 bin Yahudi yerleşti.
• Sultan 2. Abdülhamit, Yahudilere de Siyonistlere de karşı değildi. Siyonist liderlerle yaptığı görüşmede, kendisini Yahudi dostu olarak tanımlayıp Yahudilere de Müslümanlara da aynı değeri verdiğini vurgulamıştı.
Değerli Dostlar,
Siyonizm’i kısaca şöyle tanımlayabiliriz:
Siyonizm; bir tür ırkçılık ve ırkçı ayrımcılık olup, terörizmi bir araç olarak kullanarak dünya barışına tehdit oluşturan emperyalist bir ideolojidir.
Eylemli Siyonist hareketini tasarımcısı ve öncüsü Dr. Theodor Herzl’dir.
Herzl’in amacı, tüm dünya Yahudilerini Filistin’de toplayıp başkenti Kudüs olan bir Yahudi Devleti kurmaktı.
Ancak, Theodor Herzl harekete geçtiğinde Filistin toprakları Osmanlı devletinin elindedir ve Osmanlı tahtında da Sultan 2. Abdülhamit oturmaktadır.
Herzl’in yapmış olduğu girişimleri çok kısa şöyle özetleyebiliriz:
• Dr. Theodor Herzl’in temel görüşü şuydu: Maliyesi iflas etmiş Osmanlı’nın Avrupa devletlerine büyük borçları vardı. Sultan 2. Abdülhamit’e bir öneri götürecekti. Filistin topraklarında Yahudilerin yerleşmesine izin verilmesi karşılığında Osmanlı borçlarının ödenmesini üzerine alacağı sözünü verecekti. İşte, bu görüşünü gerçekleştirmek amacıyla, Sultan 2. Abdülhamit’i görmek üzere beş kez İstanbul’a gitti.
• 19 Mayıs 1901 tarihinde Dr. Theodor Herzl İstanbul’da Sultan 2. Abdülhamit ile görüşebildi. Kafasındaki planı Osmanlı sultanına anlattı. Aralarında bir pazarlık olmadı. Sultan Abdülhamit, tasarılarını kapsamlı bir biçimde bildirmesini istedi Türkiye’de Osmanlı şeriatçısı yobaz ve “görevli” bazı sözde tarihçilerin anlattığı gibi Sultan Abdülhamit ile Dr. Theodor Herzl arasındaki bu görüşmede Sultan Abdülhamit bağırıp çağırmadı, masayı yumruklamadı! Tam tersine görüşme tam bir nezaket ortamında geçti. O kadar ki, Sultan Abdülhamit, Dr. Theodor Herzl’e sigara ikram etti, ikisi karşılıklı sigara tüttürdüler. Onlarla beraber odada bulunan çevirmen İbrahim Paşa’ya sigara içme izin verilmedi.
Değerli Dostlar,
Osmanlı padişahları Yahudi karşıtı değildi.
Osmanlı padişahları Siyonizm hareketine karşı da düşmanca bir tavır takınmadılar. Hatta Siyonizm’i, Avrupa güç odaklarına ve Hıristiyan kültürüne karşı bir başkaldırı olarak görüp Siyonizm hareketine ılımlı yaklaştılar.
Değerli Dostlar,
Türkiye’de birçok televizyon kanalında ve radyoda sürekli konuşmalar yapan Osmanlı şeriatçıları, söz konusu Yahudiler ve Siyonizm olduğunda gerçek tarihle bağdaşmayan yalanlar uydurmaktadırlar.
Yabancı istihbarat örgütlerine çalışan sözde bu tarihçiler; örneğin Nurcu Mustafa Armağan, kırmızı fesli tımarhanelik Kadir Mısırlıoğlu ve gerçek adı Niyazi Birinci olan Yavuz Bahadıroğlu, Osmanlı’yı Yahudi düşmanı, Siyonzim karşıtı gibi göstermeye yoğun çaba harcamışlardır.
Halkımız, özellikle de gençlerimiz Osmanlı tarihini doğru kaynaklardan öğrenmeye başlarlarsa, Cumhuriyetimizin değerini çok daha iyi anlayacaklardır.
Bir de Osmanlı padişahlarına “Ecdadımız” diyenlere bir çift sözüm var: Sizler topluca, Yahudilere ve Siyonistlere ağır hakaret içeren sloganlar atarak ECDADINIZIN KEMİLKLERİNİ SİZLATIYORSUNUZ! Ecdadınıza saygılı olmanız gerekmez mi?
Yılmaz Dikbaş












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru