“ Bunun neresi Türk’e benziyor? “
Bu gün, 15:54

İstanbul Şişli’de kayıt dışı ve muhtemelen çok ucuza çalıştırılmış Özbek bir işçi ile bir Türk’ün münakaşasından söz etmek istiyorum zira bu münakaşa bize çok şey anlatıyor.
Türk, Özbek işçiyi bir işinde çalıştırıyor, ucuz işgücünün karşılığı olan parayı dahi ödemiyor, münakaşa da bundan çıkıyor. Münakaşaya dahil olan kalabalıktan biri şunu diyor:
“Yazıktır, ver hakkını gitsin, o da Türk’tür, soydaşımızdır.”
Bunun üzerine Özbek işçinin parasını vermemekte direnen Türk şunu diyor:
“Bunun neresi Türk’e benziyor, Çinli midir, Japon mu belli değil.”
Bu olayı şundan anlattım: Türklük, tıpkı dinler gibidir, bir tür cehalet inşa etme ideolojisidir.
Mesela Türklerin çoğu bilir ki tarihte Türkler tam da Özbekler gibi çekik gözlüdür, Turanid fiziki görünüme sahiptir. Türklerin deyimiyle Özbekler de Türklerin “soydaşı”dır.”
Buna rağmen Türklerin tarihten beri Kıvanç Tatlıtuğ gibi sarışın/kumral, mavi gözlü, Beren Saat gibi beyaz tenli, ela gözlü, Türkan Şoray gibi iri gözlü olduğunu düşünmek ister.
Neden mi ? İşine gelir de ondan. Görünüş olarak da ahlak ve akıl olarak da işine gelen, onu yüceltecek ne ise onu Türk olarak görür.
Yarın bir gün Çinli ya da Özbek fiziki görünüme sahip olmak prim yapsa, bu kez de “Aslında orijinal Asyalı biziz ama DNA’mızı koruyamadık, Rumlar, Ermeniler, Araplar, Kürtler, Çerkesler bizim DNA’mızı bozdu. Muhtemelen bunun da Türklüğe kurulmuş bir Bizans tuzağı olduğunu söylerler.
Elias Nin
TEREF

