BÜYÜK TURAN BİRLEŞMESİ VE SAHTE TARİH TEZLERİNE BUGAÇ BOZKIRINDAN TOKAT GİBİ CEVAP!
Dünən, 12:54

Yıllardır sosyal medyada, televizyon ekranlarında ya da fildişi kulelerindeki sözde akademik kürsülerde, Turan ülküsünü küçümsemek için hep aynı bayatlamış argümanı öne sürüyorlar. Alaycı bir tavırla, "Siz de önüne geleni Türk, her milleti Turanlı yapıyorsunuz; o saydığınız devletlerin, Finlerin, Estonların, Macarların, Japonların kendilerinden haberi var mı? Onlar kendilerini Turanlı kabul ediyor mu?" diyerek cehaletlerini ve statükocu Batı hayranlıklarını sergiliyorlar.
İşte bu satırlar, o alaycı koroya, uydurma teorilerle değil, bizzat sahanın çıplak, resmi ve tokat gibi gerçekleriyle verilmiş en net cevaptır!
Sizin o "Haberleri var mı?" dediğiniz milletler, her iki yılda bir Macaristan’ın Bugaç bozkırında düzenlenen, Avrupa’nın en büyük geleneksel festivali ve resmi devlet protokolü olan BÜYÜK KURULTAY’da (Magyar Törzsi Gyűlés) kendi bayrakları, devlet delegasyonları, bakanlık düzeyindeki temsilcileri, kültür elçileri ve askeri arketipleriyle saf tutuyorlar. Köklerinin izini sürdüklerinde varacakları yerin Altaylar, Ural etekleri ve o muazzam Türkistan coğrafyası olduğunu bizzat kendi kurumsal iradeleriyle tasdik ediyorlar.
Peki, kimdir bu alay ettiğiniz devasa aile? Yuvarlamadan, özetlemeden, isimlerini sansürlemeden tam listeyi önünüze koyalım:
BAĞIMSIZ DEVLETLER:
Türkiye Cumhuriyeti, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Moğolistan, Güney Kore ve Japonya! Yesevî coğrafyasından Ötüken’e, Anadolu’dan Uzak Doğu’ya kadar uzanan bu tam bağımsız devletler, bozkırın evlatları olarak orada resmi düzeyde yer alıyor.
ÖZERK CUMHURİYETLER VE BÖLGELER:
Rusya Federasyonu ve çevre coğrafyaların tüm perdeleme çabalarına rağmen kökünü unutmayan; Tataristan, Başkurdistan, Çuvaşistan, Tuva, Yakutistan (Saha), Altay, Hakasya, Kabardey-Balkar (Malkar Türkleri), Dağıstan (Nogay ve Kumuk Türkleri), Gagavuz Yeri ve Karakalpakistan!
BÖLGESEL VE AKRABA TOPLULUKLAR:
Ev sahibimiz Macaristan, Avrupa Birliği’nin göbeğinden gelip kök hücresini haykıran FİNLANDİYA, ESTONYA, Fin bağlantılı KARELYA, esaret altındaki Doğu Türkistan (Uygur Türkleri), Güney Azerbaycan Türkleri, Irak Türkmenleri, Suriye Türkmenleri, Kırım Tatarları, Batı Trakya Türkleri, Bulgaristan Türkleri, Makedonya Türkleri, Kosova Türkleri, Ahıska Türkleri, Karaçaylar, Balkarlar, Çeçenistan akraba Kafkas toplulukları delegasyonu, Macaristan Kumanları (Kunok) ve Sekeller!
VE AMERİKAN YERLİLERİ:
Sibirya ve Turan kökenli genetik ve kültürel bağları en üst düzey bilimsel raporlarla tescillenmiş olan Kuzey ve Güney Amerika yerli topluluklarının resmi delegasyonları!
Şimdi çıkıp hala "Bu devletlerin haberi var mı?" diye soran asimile beyinlere, bu devletlerin bizzat kurultay kürsülerinden yaptıkları resmi açıklamaları, sahadaki duruşlarını ve arkasındaki politik gerekçeleri tek tek anlatalım:
Özellikle Finlandiya ve Estonya, bu kurultayda sergilediği yaklaşım tamamen "Ural-Altay Kardeşliği" ve dilsel-mitolojik iskelet söylemine dayanır. Finliler ve Estonlar, Avrupa’nın ortasındaki Germen veya Hint-Avrupa halklarıyla hiçbir köken bağları olmadığını çok iyi biliyorlar. Dillerinin morfolojik yapısını, en eski inanç motiflerini inceleyen bilim kurullarıyla Kurultay kürsülerine çıkıyorlar ve açıkça şunu haykırıyorlar: "Biz bugün kuzeyde yerleşik, modern Avrupalı uluslar olabiliriz; ancak ruhumuzun, müziğimizin ritminin, doğaya bakışımızın ve destanlarımızın kök hücresi bu bozkır çadırlarında, Altay kuşağında atılmıştır!" Kendi meşhur Kalevala destanları ile Türkistan'dan gelen toplulukların doğa inançları, kamlık ögeleri ve Gök Tengri inancının ritüelleri arasındaki çarpıcı benzerlikleri bizzat kendileri dünyaya sunuyorlar.
Macaristan ise süreci en üst devlet perdesinden sahipleniyor. Macar resmi makamları, Kurultay açılışlarında "Bizler Atilla'nın torunlarıyız, batıya göç etmiş en batıdaki Turanlıyız" söylemini net bir dille protokol kayıtlarına geçiriyor.
Japonya ve Güney Kore, kendi dil ve kültür kökenlerini incelerken Altay teorisini en güçlü akademik zemin olarak kabul eden devletlerdir. Bu yüzden Bugaç bozkırına sadece göstermelik birer turist gibi değil; binlerce yıllık samuray ve hwarang askeri disiplinlerinin kökenindeki o göçebe-atlı kültür mirasını selamlamak, Turan coğrafyasının asil birer parçası olduklarını mühürlemek için resmi elçiler gönderiyorlar. Onların sahadaki resmi söylemi, "Asya'nın en doğusu ile en batısı arasındaki kadim akrabalık bağlarının ve bozkır disiplininin modern dünyada yeniden canlandırılması" üzerine kuruludur.
Peki, bu devletler bu gerçeği sahada böyle tescillerken, neden günlük siyasette bunu sürekli manşet yapmıyorlar? İşte buradaki ince politik ve jeopolitik gerekçeleri iyi okumak gerekir:
Finlandiya, Estonya ve Macaristan bugün Avrupa Birliği’nin tam üyesidir. Bu ülkelerin mevcut küresel konjonktürde, Brüksel'in göbeğinde resmi devlet politikası olarak "Bizim siyasi geleceğimiz ve köklerimiz tamamen Altay Dağları'na, Türkistan'a ve Turan coğrafyasına dayalı bir askeri-siyasi bloktur" demesi, Batı dünyası tarafından doğrudan bir tehdit ve aforoz sebebi olarak algılanmaktadır. Batı, bu halkları tamamen "Avrupalı ve seküler" olarak kodlamak istediği için, bu devletler üzerlerindeki bu büyük AB baskısını hafifletmek adına akıllıca bir diplomatik dil seçiyorlar. Siyasi arenada bu bağı "Eurasian Steppe-Nomadic Heritage" (Avrasya Bozkır-Göçebe Mirası) ve "Kültürel Akrabalık" perdesi arkasında tutarken, Bugaç bozkırında ise tam kadro çadır açıp, ok atıp, kılıç kuşanarak köklerine bağlılıklarını eylemle gösteriyorlar.
Aynı durum Rusya eksenindeki özerk cumhuriyetler için de geçerlidir. Tataristan, Tuva, Yakutistan gibi bölgelerin Turan birliği çatısı altında açık bir siyasi manifesto yayınlaması, Rusya Federasyonu'nun toprak bütünlüğü kaygıları nedeniyle imkansızdır. Bu yüzden buralardaki uyanış, resmi söylemde "yerel kültürün korunması" olarak yumuşatılsa da, Kurultay meydanında tüm Turan dünyasıyla tek bir yumruk haline gelmektedir.
Kısacası, bu devletlerin kurumsal ve diplomatik olarak "kültürel ortaklık" ve "kadim miras" söylemleri ardına sığınmaları bir inkar değil; tamamen modern dünyanın acımasız jeopolitik dengelerinde hayatta kalma ve o köklü bağları sessizce, derinden yaşatma stratejisidir. Adına ne derlerse desinler; her iki yılda bir o kadar yolu tepip, resmi delegasyonlarla Bugaç bozkırına gelip çadır kuruyorlarsa, bu durum "Biz buralıyız, bu büyük aileye aitiz" demenin en ampirik, en net, en asil yoludur!
Turan, tek bir devletin diğerleri üzerinde baskı kurduğu yapay bir siyasi hegemonyanın adı değildir. Turan; aynı kökten, aynı bozkır kültüründen ve benzer dil ailelerinden gelen kardeş halkların eşit şartlarda, kendi özgür iradeleriyle kurduğu tarihi, manevi ve kültürel bir ortaklıktır. Macarların bizzat kendi topraklarında, kendi bütçeleri ve istekleriyle bu kurultayı düzenlemesi de bu eşit kardeşlik hukukunun en büyük kanıtıdır.
Siz fildişi kulelerinizde, klavye başlarında "Yok öyle bir şey, onlar kabul etmiyor" diye kendi kendinizi avutmaya ve batı merkezli tarih tezlerinin kölesi olmaya devam edin. Bilge lider Atatürk’ün de zamanında işaret ettiği gibi; idealler boş konuşmalarla değil, bizzat yaşanarak gerçekleştirilir. O meydanda çekilen kılıçlar, yakılan ateşler ve yan yana duran 27 kardeş halkın bayrakları, sizin o yapay tartışmalarınızı çoktan tarihin çöplüğüne fırlatıp atmıştır.
Turan bir hayal değil; bozkırda iki yılda bir ete kemiğe bürünen, yaşayan, nefes alan ve durdurulması imkansız olan çelikten bir gerçekliktir!
Orcun Alacam
Kaynaklar :
1. Macaristan’ın Resmi Kabulü, Söylemleri ve Devlet Protokolü:
Biro, A. Z. (Kurultay Kurucu Başkanı ve Macar-Turan Vakfı Genel Raporları): "Magyar Törzsi Gyűlés - Kurultáj: Kültürel Antropoloji ve Akraba Halklar Resmi Katılım Protokolü" (Macaristan Parlamentosu ve Macaristan Kültür Bakanlığı Destekli Resmi Kurumsal Yayınlar ve Açılış Söylemleri Manifestosu).
2. Finlandiya ve Estonya’nın Dilsel, Mitolojik Söylemleri ve Antropolojik Ortaklık Kabulleri:
Castrén, M. A. (Helsinki Üniversitesi): "Ethnologische Vorlesungen über die altaischen Völker" (Altay Halkları Üzerine Etnolojik Dersler). Finlilerin ve Estonların köken iskeletini Ural-Altay teorisiyle açıklayan ve kurultay panellerinde temel alınan kurucu akademik kaynak.
Tambets, K., Rootsi, S., & Villems, R. (Tartu Üniversitesi Genom Enstitüsü Raporu): "The Western and Eastern Roots of the Saami—the Story of Genetic Outliers Told by Mitochondrial DNA and Y Chromosomes" (American Journal of Human Genetics). Eston ve Fin popülasyonlarının Avrasya / Sibirya kökenli N-M178 (N1c) haplogrubu genetik süreklilik ve resmi köken beyan raporu.
3. Japonya’nın Altay/Avrasya Söylemi ve Göç Yolları Kanıtları:
Kanzawa-Kiriyama, H., & Shinoda, K. (Tokyo Ulusal Doğa ve Bilim Müzesi Antropoloji Departmanı): "Late Jomon male and female genome sequences from the Funadomari site in Hokkaido, Japan" (Anthropological Science). Japon delegasyonlarının "Doğu-Batı Akrabalık Bağı" söylemine zemin oluşturan, Japonların genetik kökenindeki antik Sibirya/Altay geçiş yollarını ve Y-Kromozom benzerliklerini netleştiren antik DNA (aDNA) haritalandırma raporu.
4. Güney Kore’nin Atlı Göçebe ve Sibirya Köken Bilimsel Analizleri ile Kültürel Beyanları:
Kim, W., & Shin, D. J. (Seul Ulusal Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp ve Genetik Enstitüsü): "Y-chromosome homogeneity in the Korean population" (International Journal of Legal Medicine). Kore yarımadası erken dönem yerleşimcilerinin Sibirya-Altay kuşağı atlı göçebe topluluklarıyla olan bağlarını, resmi kültür elçiliği söylemlerini ve Ural-Altay dil ailesi morfolojik uyum kayıtlarını içeren popülasyon çalışması.
5. Amerikan Yerlilerinin (Kızılderililerin) Sibirya ve Türkistan Kök Bağları ve Resmi Kabulleri:
Raghavan, M., & Willerslev, E. (Kopenhag Üniversitesi Coğrafi Genetik Merkezi & Science Dergisi Raporu): "Upper Palaeolithic Siberian genome reveals dual ancestry of Native Americans" (Science, Cilt 343). Sibirya’daki Mal'ta arkeolojik sit alanında bulunan 24.000 yıllık antik insan genomunun (aDNA), Kuzey ve Güney Amerika yerli toplulukları (Amerindian) ile Türkistan/Sibirya hattındaki ortak ata bağını ve kurultaya katılan yerli şeflerinin "Kadim Akraba Toprakları" beyanlarını kesin olarak doğrulayan küresel genetik konsorsiyum raporu.
Orcun Alacam

