İsimlerin Gölgesinde Bir Kimlik: "Ermeni Kıpçakları" Değil, "Gregoryen Kıpçaklar"
Dünən, 11:14

Tarih yazımı, genellikle eldeki belgelerin dili veya alfabesi üzerinden kurgulanır. Ancak bu kolaycı yaklaşım, bazen tarihsel gerçekliklerin üzerini örten devasa gölgeler yaratır. XVI. ve XVII. yüzyıllarda Doğu Avrupa’da –özellikle Lvov, Kamenets-Podolsk ve Lutsk hattında– binlerce sayfalık devasa bir yazılı miras bırakan topluluk, uzun süre bilim dünyasında "Ermeni Kıpçakları" olarak isimlendirildi. Oysa bu isimlendirme, sadece alfabeye bakılarak verilmiş, topluluğun etnik kökenini ve özbilincini göz ardı eden teknik bir yanılgıdır.
Alfabe Bir Etnisite Belirteci Değildir
Tarih boyunca Türkler, mensup oldukları inanç sistemlerine göre Mani, Soğut, Brahmi, Süryani ve Grek gibi pek çok farklı alfabe kullanmışlardır. Budist Türklerin Hint kökenli alfabeleri kullanması onları Hintli yapmadığı gibi, Gregoryen mezhebini benimseyen Kıpçakların Ermeni alfabesini kullanması da onları Ermeni yapmaz. Alfabe, burada sadece inanç dünyasının ihtiyaç duyduğu bir yazı sistemidir.
Gregoryenlik: Bir İnanç mı, Bir Etnik Şemsiye mi?
O dönemde Gregoryen Ermeni Kilisesi, milliyet ve dinin iç içe geçtiği "milli" bir yapıydı. Dolayısıyla bu mezhebe intisap eden herkes, dış gözlemciler tarafından otomatik olarak "Ermeni" kategorisine dahil edilmiştir. Ancak bu topluluğun kendi mahkeme kayıtlarına, günlüklerine ve vasiyetlerine bakıldığında tablo değişmektedir. Kendi dillerine "Ermenice" değil, "Kıpçakça", "Bizim Til" veya "Tatarca" demişlerdir.
Kendi Dilinde Yaşayan Bir Toplum
Bu kolonilerin en ayırt edici özelliği, içine girdikleri Leh, Ukraynalı veya Rumen coğrafyasına rağmen dillerini ve etnik kimliklerini koruma konusundaki inatlarıdır. Eğer bu topluluk "Ermenileşmiş" olsaydı, kendi dillerine "Ermenice" demeleri ve Ermeni dilinde eserler üretmeleri beklenirdi. Oysa onlar, dualarını bile Kıpçak Türkçesiyle etmiş, hukuklarını Kıpçakça metinlerle düzenlemişlerdir.
Sonuç: Tarihi Yeniden Okumak
Bugün bu topluluğu "Ermeni Kıpçakları" olarak adlandırmak, bir topluluğun kendi dilleriyle dünyaya haykırdığı "biz buradayız, biz Kıpçağız" beyanını görmezden gelmektir. Onları Ermeni olarak tanımlamak, dini bir aidiyeti etnik bir kökenmiş gibi gösterme hatasıdır.
Gerçek olan şudur: Bu topluluk, Hıristiyanlığın Gregoryen mezhebini benimsemiş ama atalarından miras kalan Kıpçak kimliğini, dilini ve kültürünü Avrupa’nın ortasında dimdik yaşatmış olan Gregoryen Kıpçaklardır.
Bilimsel literatür, artık bu topluluğun kendi tanımlamasına ve sunduğu Kıpçakça yazılı mirasa hürmet ederek, onları ait oldukları yere, yani Türk dünyasının zengin ve kadim tarihine yerleştirmelidir. İsimler önemlidir; çünkü doğru isim, tarihi doğru anlamanın anahtarıdır.
Kaynakça
1.Altınkaynak, E. (2006).Gregoryan Kıpçak Dil Yadigarları*. İstanbul: IQ Kültür Sanat Yayıncılık.
2.Aynakulova, G. İ. (2007)."Gregoryen Kıpçaklar ve Oniki Hayvanlı Türk Takvimi Üzerine". Millî Folklor Uluslararası Kültür Araştırmaları Dergisi, Sayı: 74, s. 21-28.
3.Kasapoğlu Çengel, H. (2007)."Ermeni Harfli Kıpçak Türkçesiyle Yazılmış Töre Bitiği ve Eserdeki Töre, Yargı, Bitik Terimleri Üzerine". *Gazi Türkiyat Türklük Bilimi Araştırmaları Dergisi, Sayı: 1, s. 77-95.
Tanay Yücel

