Kafkasya Tarihinin Kırılma Noktası: 1790 Batal Paşa İhaneti ve Kuban Bozgunu

Bu gün, 17:44           
Kafkasya Tarihinin Kırılma Noktası: 1790 Batal Paşa İhaneti ve Kuban Bozgunu
​Kafkasya’nın Çarlık Rusyası tarafından istila edilmesi, yalnızca askeri üstünlüklerle değil, aynı zamanda büyük ihanetler, satılmış vicdanlar ve cephe gerisinde dönen kirli pazarlıklarla şekillenmiştir. Bu kara sayfaların en büyüğü, Kafkas halklarının ve Osmanlı askerlerinin kaderini Rus altınlarına satan Canikli Battal Hüseyin Paşa’nın adını taşır. Tarihe "Batal Paşa İhaneti" veya "Batalpaşa Muharebesi" olarak geçen 1790 yılındaki trajedi, Kafkasya’nın hürriyet mücadelesine indirilmiş en ağır darbelerden biridir.
​Güç ve Çıkar Odaklı Bir Derebeyi: Battal Paşa
​1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşı patlak verdiğinde, Karadeniz ve Kafkasya hattı en kritik cephe haline gelmişti. Osmanlı Devleti, bölgedeki Rus ilerleyişini durdurmak ve Çerkes, Çeçen, Dağıstanlı gibi kadim Kafkas halklarını Ruslara karşı birleştirmek amacıyla Anapa Valiliği ve Kafkasya Seraskerliği (Ordu Komutanlığı) görevine Battal Hüseyin Paşa’yı getirdi.
​Battal Paşa, Osmanlı merkez bürokrasisinin tedrisatından geçmiş, devlete sadık bir asker değil; Karadeniz’de merkezi otoriteye kafa tutan, kendi feodal çıkarlarını her şeyin üstünde tutan Caniklizadeler sülalesine mensup bir ayandı (yerel derebeyi). Onun için savaş, bir vatan savunması değil, kendi hanedanının gücünü koruma kumarıydı.
​Kuban Boylarında Kurulan Tuzak
​1790 yılının sonbaharında Battal Paşa, emrindeki yaklaşık 30 bin kişilik bir orduyla Kuban nehrini geçerek Rus mevzilerine doğru ilerledi. Bu ordunun yarısından fazlası, yurtlarını Çarlık işgalinden kurtarmak için canlarını ortaya koyan, Şeyh Mansur hareketinin ruhuyla bilenmiş Kafkasyalı gönüllülerden (Çerkesler, Nogaylar, Dağıstanlılar) oluşuyordu.
​Rus General İvan Herman’ın birlikleriyle karşı karşıya gelindiğinde, Osmanlı ve Kafkas müttefik gücü hem sayıca hem de moral olarak üstün durumdaydı. Ancak savaş meydanında askerin cesaretinden daha belirleyici olan şey, komutanın haysiyetiydi.
​Rus General Herman, Battal Paşa’nın zaaflarını iyi biliyordu. Savaş öncesinde elçiler ve mektuplar aracılığıyla yapılan gizli pazarlıklar, meyvesini verdi. Battal Paşa, Rusların vaat ettiği altın sikkeler, mülkler ve can güvenliği garantisi karşılığında ordusunu satmayı kabul etti. 21-22 Ekim 1790 tarihlerinde, muharebe henüz tam anlamıyla başlamış ve ordusu üstünlük sağlamışken, Battal Paşa neredeyse hiç savaşmadan Rus karargahına giderek teslim oldu.
​İhanetin Kanlı Bilançosu
​Komutanlarının düşman safına geçtiğini gören ordu muazzam bir bozguna uğradı. Başsız kalan, koordinasyonunu yitiren ve arkadan vurulan binlerce Osmanlı askeri perişan oldu. En büyük trajedi ise Rus işgaline karşı vatanlarını savunan Kafkasyalı gönüllülerin başına geldi. Rus ordusu, savunmasız ve dağınık halde yakaladığı binlerce Kafkas yurtseverini acımasızca katletti.
​Bu ihanet, Rusların Kafkasya içlerine doğru ilerlemesini yıllarca hızlandırdı ve Anapa gibi stratejik kalelerin düşmesine zemin hazırladı. Ruslar, kendilerine bu büyük zaferi ve Kafkasya'nın kapılarını altın tepside sunan haini onurlandırmak ve yerel halkın hafızasına bir kara leke kazımak için, muharebenin kazandığı yerde kurulan askeri tahkimata ve şehre Batalpaşinsk (Батталпашинск) adını verdiler. Bu isim, Sovyet döneminde (1931'de) bu haince hatırayı silmek amacıyla değiştirilene kadar bugünkü Çerkesk (Cherkessk) şehrinin adı olarak kaldı.
​Sonuç: Tarihin Şaşmaz Hafızası
​Battal Paşa, ihanetinin ardından bir süre St. Petersburg’da Rusların himayesinde lüks içinde yaşadı. Daha sonra Osmanlı-Rus barışı döneminde bir yolunu bulup Osmanlı’ya geri döndü, sahte mazeretlerle kendisini affettirdi ve hatta Trabzon Valiliği gibi yüksek makamlara dahi getirildi.
​Ancak ne Osmanlı sarayında aldığı unvanlar ne de Ruslardan aldığı altınlar onun adını tarihin mahkemesinde temize çıkarabildi. Bugün Kafkasya tarihi yazılırken, vatanı için can veren isimsiz Çerkes kahramanlar rahmetle anılırken; Battal Paşa adı, kendi feodal hırsları uğruna halkını, askerini ve devletini satan bir ihanet sembolü olarak anılmaya devam etmektedir.
Kaynakça
1.​Özkaya, Y. (1985). Osmanlı İmparatorluğu'nda Dağlı İsyanları (1791-1808). Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yayınları.
2.​Can, S. (2019). Kafkas Cephesinde Bir Osmanlı Savaş Lordu: Canikli Battal Hüseyin Paşa ve 1790 Kuban Seferi. Karadeniz İncelemeleri Dergisi, (27), 115-142. ​
3.​Baddeley, J. F. (1908). The Russian Conquest of the Caucasus. Longmans, Green and Co.
Tanay Yücel
TEREF












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru