HORASAN’IN KARA SANCAKLI YİĞİDİ: EBÛ MÜSLÜM HORASÂNÎ
8-06-2026, 16:54

ZULMÜN VE SALTANATIN KORKULU RÜYASI
Emevîlerin Arap milliyetçiliği ve zulmü altında inleyen mazlumların feryadı, Horasan’ın bağrından yükselen bir devrimle yankı buldu. Ebû Müslim, sadece bir komutan değil; adalete susamış milyonların nefesi, haksızlığa karşı sıkılmış bir Türk yumruğuydu.
KERBELA’NIN İNTİKAMI VE YEZİD’İN SONU
Onun mücadelesinin kalbinde sönmeyen bir Ehlibeyt ateşi vardı. Şam’a girdiğinde sadece bir devleti yıkmadı; Ehlibeyt’e yapılan zulümlerin hesabını sormak için Yezid’in mezarını darmadağın etti. "Zulüm ebedi olamaz!" diyerek zalimlerin izini tarihten silen bu öfke, mazlumun ahının yerde
kalmadığının kanıtıydı.
SADAKATİN KARŞISINDAKİ İHANET
Ebû Müslim, büyük bir samimiyetle iktidarı Abbâsîlere teslim etti. Ancak ne acıdır ki; Abbâsîler güç zehirlenmesi yaşayarak devirdikleri Emevîlerin saltanat yolunu seçtiler. Kendi tahtlarını borçlu oldukları bu kahramanın halk üzerindeki gücünden korkar hale geldiler.
KALLEŞÇE BİR TUZAK VE ŞEHADET
Meydanlarda yenemedikleri Ebû Müslim’i, kalleşçe bir saray sofrasına davet ettiler. Abbâsî Halifesi Mansûr, kendi iktidarını korumak için bu sadık kahramanı silahsızken tuzağa düşürerek şehit etti. Bir devrim kendi evladını, hıyanetle ve kalleşçe kurban verdi.
BİTMEYEN BİR DESTAN
Ebû Müslim Horasânî ölmedi; Anadolu’dan Orta Asya’ya kadar her mazlumun duasında, her ozanın deyişinde bir "Horasan Teberdârı" olarak yaşamaya devam etti. O, tarihin tozlu sayfalarında kalan bir isim değil; adaletin olduğu her yerde atan bir nabız, haksızlığa eğilmeyen bir baştır!
Alı Tas
TEREF

