BÜYÜK KÂBE BASKINI CENNÂBÎ, Ebû Tâhir
Bu gün, 12:54

Ebû Tâhir Süleymân b. Hasen b. Behrâm el-Cennâbî (ö. 332/944)
Bahreyn Karmatî Devleti’nin en güçlü reisi.
8 Zilhicce 317 (12 Ocak 930) tarihinde vuku bulan Kâbe baskınıdır. Cennâbî, Mansûr ed-Deylemî’nin başkanlığında Mekke’ye giden hacılara terviye* günü baskın yaptı; buna karşı koymaya çalışan Mekke Emîri Ebû Mihleb’i ve Mekke eşrafını öldürdü. Mekke’de bulunduğu sekiz (veya on bir) gün içinde binlerce hacıyı katletti; Zemzem Kuyusu’nu cesetlerle doldurdu; bulduğu her şeyi yağmaladı. Kâbe’nin kapılarını kırdı, örtüsünü yırtıp paylaştırdı. Ebu Tahir kabe' ye basıp üstüne çıktı. müslümanlarca kutsal sayılan kabe'nin örtüsünü yırttı; zemzem suyunu idrarıyla kirletti ve Hacer-ül esved'i sürükleyerek bahreyn'e götürdü."
Onun bu hareketleri İslâm âleminde büyük infial uyandırdı. Hatta Fâtımî Halifesi Mehdî, Ebû Tâhir’e yazdığı bir mektupta onu lânetleyerek hacılardan aldığını geri vermesini, Hacerülesved’i ve Kâbe’nin örtüsünü yerine koymasını istedi; aksi takdirde kendisiyle dünya ve âhirette ilgisini keseceğini bildirdi. Fakat Hacerülesved, sonuçsuz kalan birçok teşebbüsten sonra ancak 339 (950) yılında yerine konulabilmiştir. 318’de (930)
kabe'nin damındayken Ebu tahir'in söylediği ünlü dörtlük:
velev kane heza el beyt-i allah rabbune, lisabbe aleyne el nar min favqüne sabben, li'enn ene hacacne huccet-i cahiliyye.
tr. bu beytullah denen yapı, olsaydı rabbimin evi, gökten ateş yağardı, çünkü cahiliye devrinin haccını da biliriz biz.
ayrıca: "akıl allah'tır; allah da akıldır. bunun dışında düşünenler eşektir müşrüktir ve imha edilmesi gerekir. "
KURAN Muhammedin El Yazmasıdır
Mes‘ûdî, et-Tenbîh, s. 346-351, 353; Sâbit b. Sinân, Târîhu ahbâri’l-Karâmita (Süheyl Zekkâr, Ahbârü’l-Karâmita içinde), Dımaşk 1402/1982, s. 36-56; Kādî Abdülcebbâr, Tesbîtü delâʾili’n-nübüvve (nşr. Abdülkerîm Osman), Beyrut 1386/1966, II, 343, 381-389, 392-395; İbn Miskeveyh, Tecâribü’l-ümem, Kahire 1332/1914, I, 201; Bağdâdî, el-Farḳ (Abdülhamîd), s. 287, 290-291, 294; Hammâdî, Keşfü esrâri’l-Bâtıniyye (nşr. M. Zâhid Kevserî), Kahire 1357/1939, s. 20-21; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, VIII, 143-144, 147-149, 155-156, 170-172, 181-182, 207-208, 311, 351-352; Nüveyrî, Nihâyetü’l-ereb, XXV, 276-303; Kütübî, Fevâtü’l-Vefeyât, II, 5962; Makrîzî, İttiʿâzü’l-hunefâʾ (nşr. Hugo Bunz), Leipzig 1909, s. 124-129; a.mlf., Kitâbü’l-Mukaffe’l-kebîr (nşr. Muhammed el-Ya‘lâvî), Beyrut 1407/1987, s. 262-263; Safedî, el-Vâfî, XV, 364-366; İbn Tağrîberdî, en-Nücûmü’z-zâhire, Kahire 1383/1963, III, 224-227; Deylemî, Mezhebü’l-Bâtıniyye, s. 20, 74, 76, 84, 87, 88; Ali Sâmî en-Neşşâr, Neşʾetü’l-fikri’l-felsefî, Kahire 1967, II, 331-332; Tâhâ el-Velî, el-Karâmita, Kahire 1981, s. 137-138, 145-146; Jeremy Salt, “The Military Exploits of the Qarmatians”, Abr-Nahrain, XVII, Leiden 1977, s. 47-48; M. Canard, “al-Djannābī”, EI2 (İng.), II, 452-454.

